Prag'da futbol baharı...

Bayern Münih ile Chelsea'nin ya da başka deyişle Guardiola ile Mourinho'nun tarihi şehir Prag'daki randevusu da şehrin karakterine uydu. Penaltılarla Almanların kazandığı finaldeydik. Geceden kalanlara buyrunuz...

Kendi nüfusunun katbekat üzerinde turist alan bir şehir Prag. Tam olarak söylersek Londra, Paris, Roma, Madrid ve Berlin’den sonra Avrupa’nın en çok turist çeken şehri.
Şehir merkezi tarihi bir film seti gibi; katedraller, saraylar, köprüler, sanat galerileri, müzeler, tiyatrolar derken şehrin başlı başına bir açık hava müzesi olduğunu anlıyorsunuz.
Prag’ın merkezinde her saat başı toplanan kalabalık ilgiyle saat kulesini izliyor. 600 senedir, her saat başı insanlara açgözlülüğün, parayı çok sevmenin, eğlenceye kendini kaptırmanın yanlış olduğunu sonunda ölüm olduğunu hatırlatan dünyaca ünlü animasyon, iskeletin elindeki zili çalmasıyla başlıyor. Fazla uzun sürmüyor ve finali sefahat ve eğlenceyi temsil eden ‘Türk’ heykeli koyuyor.
Efsaneye göre saati yapan usta Hanus, dönemin Prag Konsülü tarafından bir daha bir benzerini yapamasın diye kör edilerek ödüllendiriliyor. Aynı efsane Hanus’un intikamını saatin bir dişlisini bozarak aldığını anlatıyor; sonraki 100 yıl boyunca tamir edilemeyecek küçük bir bozukluk. Tarihî gerçeğin böyle olmadığını söyleyenler var, bence bu efsane gayet güzel. İyilerin kazandığı hikâyeleri severiz. 

Eski stat tam ‘AVM’lik!
Şehirde maçtan bir gün önce ertesi gün orada bir final oynanacağına dair tek gösterge sağda solda gördüğünüz afişler. Sokaklarda diğer büyük futbol organizasyonlarında görmeye alıştığımız taraftar kalabalığı yok. Bu durum maç sabahı da değişmiyor; tek tük formalı insan sayısı maç saati yaklaştıkça biraz artıyor ama coşku dozu düşük. Maç öncesi stadyum etrafındaki kırmızı ve mavi formalı insan kalabalığı, ellerinde biralar sakin sakin maç saatini bekliyor. Final, şehrin iki stadyumundan daha yeni olanında. Slavia Prag’ın 2008 yılında açılan, 17.500 kapasiteli Eden Arena’sında oynanıyor. Maça gitmeden hemen önce Sparta Prag’ın stadyumu Generali Arena’ya uğradığımız için biliyorum, şehrin ‘esas oğlanı’ Sparta Prag’ın stadı tam yıkılıp yerine AVM yapılacak kategoride (!): Hem eski hem de şehir merkezine çok yakın. Altındaki resmi mağazada ‘demir perde’ geleneğini devam ettirmeye ant içmiş bir satıcı kız çalışıyor. Duvarın yıkıldığının farkında bile olmayabilir, o derece ‘sempatik’. 

Ribery manzaralı koltuk
Bütün bu ‘bitse de gitsek’ atmosferi maç başlayınca tamamen değişecek tabii. Maç önü seremonisi tek kelimeyle harika. Az kapasite sayesinde kötü koltuk yok, herkes maçı ‘yakinen’ seyrediyor. Biz HTC’nin davetlisi Türk basını, ikinci sıradayız. Koltuğumuz, kanat itibariyle Ribery manzaralı. İngiliz seyircilerin oyuna etki edeceğini beklerken asıl Bayern Münih taraftarları bizi şaşırtıyor. Bayraklar, flamalar, davullar, özellikle kale arkasında oturanlar, taraftar nasıl olur dersi veriyorlar. ‘90 dakika susmadan bağırmak’ klişesinin gerçeğe döndüğü anlardayız. Sustukları tek an, uzatmalar başlamadan önce antrenörlerin takımla konuştukları dakikalar. O arada dinleniyorlar ve hakem düdüğüyle beraber tekrar başlıyorlar.
Uzatmaların sonuna doğru, Martinez’in 120 küsuruncu dakikadaki golü gelmeden biraz önce, takımının kupayı kazandığını düşünen Mourinho’ya maçı bıraktıracak, Chelsea seyircisini ayağa kaldırmak için amigoluğa soyunduracak kadar iyiler. Maçı satranç gibi oynayan Portekizlinin tribünde bile kaybetmeye tahammülü yok; heyhat tribündeki bitmeyen enerjinin sahada da bir temsilcisi var: Ribery. 

Her şey ‘taktik’ dahilinde
Maç baştan sona bir düello aslında. Mourinho ve Guardiola. Ribery ve Eden Hazard. Neuer ve Cech. Sabaha kadar konuşulacak kadar güzel, gözünüzü ayırmadan seyredecek kadar heyecanlı bir maç şahit olduğumuz. Guardiola ve Mourinho’nun takımları değişiyor, sahada seyrettikleri oyun hep aynı. İki taraf da milli takımlar karması gibi olunca, maçın bireysel ve topyekün kalitesi çok üst düzey. Chelsea’nin maçın uzunca bölümünde 10 kişi olduğunu hissetmeden izliyoruz rekabeti. Mourinho oyuncu değişikliklerinin zamanını bile taktiğine dahil etmişe benziyor. Guardiola’nın gözüyse hep topsuz adamda, sinirlendiği zaman yardımcı antrenörüne bir şeyler anlatıyor. Maç boyunca sağ iç ceket cebinden çıkardığı defterine notlar alıyor. Maçı maviler kazansa maçın adamı, karşılaşma boyunca sayısız kurtarış yapan Cech olacak. Ama kupayı kazanmaya Neuer’in tek kurtarışı yetiyor.