scorecardresearch.com

Hikâyeler var futboldan içeri

05/07/2012
İtalya-İspanya finaliyle Euro 2012 sona erdi ama finalde sahada kupa için ter dökenlerin asıl mücadelesi saha dışındaydı. Ve futboldan daha zordu.

İtalya’nın çift forvetinin sağındaki Balotelli’nin hikâyesini biliyorsunuzdur. Ganalı göçmen bir anne-babanın, doğumundan itibaren hastalıklarla ve ameliyatlarla boğuşan ve ailesi giderleri karşılayamadığı için 3 yaşındayken evlatlık verilen oğlu. Edindiği Balotelli soyadıyla İtalya Milli Takımı’na kadar yükselen yetenek. Adını Inter’deyken Mourinho’yla girdiği ve Portekizlinin, “Figo, Cordoba ve Zanetti idmanlarda canla başla çalışırken gencecik bir çocuğun kaytarmasına izin verecek değilim” diyip kadro dışı bıraktığı tartışmadan da hatırlıyorsunuzdur belki? Davranışları yüzünden sadece antrenörleri ya da takım arkadaşlarınca değil, menajeri tarafından bile eleştirilmeyi başardı. Inter’de oynadığı sırada televizyon programına Milan formasıyla çıkacak; araba kazası sonrasında olay yerine gelen ve arabada neden bu kadar nakit para taşıdığını soran polise, “Zenginim de ondan” cevabını verecek; takımı sahada hazırlık maçı oynarken yedek kulübesinde iPad’ini karıştırabilecek acayiplikte bir karakter.
Ya çift forvetin sol teki Cassano’ya ne demeli? ‘Telling Everything’ adlı otobiyografisinde Real Madrid’de oynarken kaldıkları otelde kendisine kız ayarlaması için garsonla nasıl anlaştığını, garsonun kızları otelin arka kapısından kaçırmak üzere almaya geldiğinde ona nasıl her defasında yiyecek güzel bir şeyler getirdiğini anlatmıştı. Bu, sadece Madrid’de olduğu süre boyunca nasıl kilo sorunları yaşadığını ve ona her ekstra gram için ceza kesildiğini hatırlayanlar için ilginç bir hikâye. Daha da ilginci, ekim sonunda yaşadığı ve kalbinden ameliyat olmasına neden olan son derece ciddi sağlık problemlerine rağmen nisanda Serie A’ya, haziranda da milli takıma dönmesi herhalde. İtalya’da takım birliğini bozan disiplinsiz davranışlar sergilemeye ‘cassanata’ dendiğini düşünürsek, Balotelli’nin bu ikili arasında çırak pozisyonunda olduğunu anlarız. Sorunlu forvet hattı buna denir!
İkilinin antrenörü Prandelli’nin hikâyesi de aşağı değil. 2010’da görevi devraldığında İtalya uçurumun dibe yakın noktasında takılan bir milli takımdı. 2006’yı kazandıktan sonra 2010’da gruptan bile çıkamamış, demode futboluyla Almanya ya da İspanya’yla baş etmesi mümkün olmayan takımdı. Önceliği kazanmaya değil, sevilen takım yaratmaya vermeyi planladı. Halkla bütünleşmek adına milli takımı alışkın olmadığı şehirlerde oynatmak tahmin edilebilir bir adımdı belki ama yanına Buffon ve Balotelli’yi alarak hapishane ziyareti yapmak ya da Uruguay’la oynayacakları hazırlık maçı öncesi takım otobüsünü küçücük Rizziconi kasabasına saptırıp, son idmanı kasabanın sahasında halka açık yaptırmak kesinlikle bir ilkti. Savunması genetik olarak sağlam ama çok daha hücuma dönük bu İtalya, Euro 2012’nin en hoş sürpriziydi. Onları finalde görmeye alışıktık ama sevmeye değil! Prandelli takımıyla sempatimizi; özel hayatında yaşadığı dramla empatimizi kazandı.
İlk görüşte âşık olup evlendiği karısının hastalığını öğrendikten sonra, onunla biraz daha zaman geçirmek uğruna, daha birkaç gün önce kariyerinin en önemli kontratını imzaladığı takımın başında tek idmana çıkmadan istifa eden, karısını kaybettikten sonra alyansını çıkarmayan ve her galibiyet sonrası göğe bakan bu adam herkesin sevgisini kazandı.
Ama sonuçta kupa yine Del Bosque’ye gitti. O da down sendromlu oğlu Alvaro’ya götürdü. İlişkisini, “Down sendromlu olacağını öğrenince çok ağladık. Dönüp baktığımızda ne aptalmışız diyoruz” diye anlatıyor. Bir gün belki biz de geriye dönüp bakar, hikâyeleri çok yanlış yerlerde aramışız deriz. Der miyiz be Yeniköy Kasabı? Yoksa yine gelsen, yine kovar mıyız seni?

http://www.radikal.com.tr/109323010932301

YORUMLAR
(1 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Başarının Hikayesi mi Hikayenin Başarısı mı? - dilsever

Acaba insanlar hikayeleri olduğu için mi başarılı oluyor? Yoksa biz başarılı olanlara zaten hikaye mi yazıyoruz? Elbette ikincisi doğru. Biz başarının hikayesini yazıyoruz. Bu hep böyle olmuş. Bundan böyle başarının hikayesini yazmayı sürdüreceğiz. Tır şoförü Del Bosque başarılı olamasaydı, Hıncal'ın yakıştırması akıllarda kalacaktı. Del Bosque'ye 8 milyon Euro ödemek zorunda kalanların da başarısızlığı ödüllendiriliyor. Belki biz onların hikayesini yazarız.