'Mali kural' üzerine

'Mali kural' yasa tasarısının Meclis'te görüşülmesinin sonbahara ertelenmesi tartışmaya neden oldu.

‘Mali kural’ yasa tasarısının Meclis’te görüşülmesinin sonbahara ertelenmesi tartışmaya neden oldu.
Daha önce, geçtiğimiz mart ayında yasalaşması beklenen tasarının gecikmiş olması olumsuz bir gelişme olarak görülüyordu, ama hemen herkes sürecin bu ay içinde tamamlanacağını tahmin ediyordu.
Bunda biraz da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın ağırlığını tasarının arkasına koymuş olmasının etkisi vardı. Gerek Bakan, gerekse Hazine yetkilileri konuyu gündemde tutmak için sanki özel çaba gösteriyorlardı. O nedenle, erteleme kararı son zamanlarda yıldızı parlamakta olan Babacan için politik bakımdan pek de iyi olmadı. Bu konuda yapılan haberlerde Bakanın gelişmelerden ciddi rahatsızlık duyduğu, hatta bir süre kimseyle konuşmak istemediği belirtiliyor.
En basit anlatımıyla ‘mali kural’ hükümetin bütçe açığı konusunda yasal olarak kendisini
bağlaması anlamına geliyor. Belli bir formüle göre yapılan hesaplama sonunda herhangi bir yılda bütçe açığının en fazla ne kadar olabileceği belirleniyor. Böyle bir şeyin yapılıyor olması, her şeyden çok, hükümetin mali istikrarın korunması konusundaki kararlılığının işareti olarak görülüyor.
O nedenle ‘mali kural’ bir çapaya benzetilebilir. Kullanılması durumunda, benzetme yerindeyse, ekonominin dalgalarla sürüklenmesini önlüyor. Ülke içinde ve dışındaki ekonomi aktörlerine ne beklemeleri gerektiği hakkında işaret veriyor. Buna bağlı olarak da ekonomiye güven duyulmasını sağlıyor.
Benzeri görevi İMF programları da yerine getirebiliyor. Çünkü bu gibi programlar hükümetleri yapabilecekleri konusunda sınırlıyor. Böylece belirsizliği azaltarak, hükümetlerin uygulayacakları programlara karşı güvenin artmasını sağlayabiliyor.
Bir İMF programının yokluğunda ‘mali kural’ uygulamasının önemi anlaşılır şekilde artıyor.
‘Mali kural’ olmadan da hükümet, yapacağı basiretli uygulamalarla aynı sonucu elde edemez mi? Kuşkusuz edebilir. Yalnız unutmamak gerekir ki, böyle bir sonuç ancak uygulama gerçekleştikten sonra alınabilir. Oysa, ‘mali kural’ uygulamasında daha başlangıçta bütçeye karşı güven sağlanabilir.
‘Mali kural’ yasasının ertelenmesinin sonuçları ne olabilir? Bir kere bundan yabancı değerlendirme kuruluşlarının Türkiye için verdikleri not etkilenebilir. Bir süredir bizim yetkililer Türkiye’ye verilen notun, olması gerekenden düşük tutulmasından haklı olarak şikayetçiler. ‘Mali kuralın’ yasalaşması durumunda Türkiye’nin notunun artmasına muhakkak gözüyle bakılıyordu. Şimdi en azından bir süre daha beklemek gerekebilecektir. Bu da Türkiye’nin kredi kullanma koşullarını olumsuz etkileyebilir.
Ayrıca, bu durum Türkiye’de faizlerin bir ölçüde yükselmesi sonucunu doğurabilir. Bunu olumsuz bir gelişme olarak değerlendirmnek gerekir.
AKP hükümetinin erteleme kararı almasının nedeni belli. Bir yıldan daha kısa bir süre içinde önce referandum, arkasından da genel seçimler var. Belli ki hükümet bu dönemde ‘mali kural’ uygulamasının getireceği harcama sınırlamasına katlanmak istemiyor.
Tasvip edilir bir tutum olmasa da, iktidarın amacını anlamak zor değil. Anlaşılması kolay olmayan husus, seçimlerin yaklaştığı bir ortamda, iktidarın ‘mali kural’ın zamanlaması konusunda niçin kendisini daha önce somut taahhütler altına sokmuş olduğu.
Bugünden kestirilmesi kolay olmayan şeylerden birisi de önümüzdeki Sonbaharda hükümetin ‘mali kural’ yasasını Meclis gündemine getirip getirmeyeceği. Bu konuda uygulamanın çok daha ileri tarihlere atılması kimseyi şaşırtmayacaktır.