Ezilmişin ezmişi ezme şehveti

"Utanmaz!", "Ulan", "Lan oğlum", "Beygir!" gibi hitaplar... "Cebine para koyuyorlar", "Sen kör değilsen ancak bir hainsindir" gibi cümleler... Bunları Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yazıp yolladınız, tabii ki mahkum olacaksınız. Peki bunlar Erdoğan'a değil de sana-bana söylenirse/yazılırsa mahkemelerimiz ne ceza verir?

Şu sıralarda, durmadan artan sayılarda insanın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaretten mahkum olduğundan şikayet ediliyor.

Önce şunları bir not edin:

Utanmaz!”, “Ulan”, “Lan oğlum”, “Beygir!” gibi hitaplar… “Nefretini nasıl kusacağını bilememişsin”, “Cebine para koyuyorlar”, “Sen kör değilsen ancak bir hainsindir” gibi cümleler… Arkasından, içinde “döl” ve “orospu” türünden kelimelerin yer aldığı, buraya yazılamayacak, s’yle başlayan…

Bunları Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yazıp yolladınız, tabii ki mahkum olacaksınız. Bu, dünyanın her yerinde böyledir. Mahkemelerimiz de böyle durumları çok ciddi tazminat ve hatta hapis cezalarına çarptırırlar.

***

Peki bunlar Erdoğan’a değil de sana-bana söylenirse / yazılırsa mahkemelerimiz ne ceza verir?

Üstelik, AİHM içtihadına göre normal vatandaş, (türlü olanakları bulunan) devlet ve siyaset adamlarına oranla daha çok korunmakta iken.

Soruyorum, çünkü bu konuda biraz tecrübe sahibiyim. Örnek bol, iki tane vereyim:

1) Uğur Arslan adlı biri, “B. Oran’ı öldüreceğim” diyen epostasını, inanmayacaksınız, Ankara Emniyeti’ne gönderdi. İfadesi alınırken, “Böyle yazmaya devam ederse yine aynı şeyi yaparım” dedi. Mahkemeye verdiler, Bolu Sulh Ceza Yargıcı Ömer Özgür Ercan, “Sanığın mahkemedeki iyi hali ve saygılı tutumu dikkate alınarak” deyip cezasını 5 aya indirdi. Oysa, yine inanmayacaksınız, bu şahıs hiçbir duruşmaya gelmemişti. Yargıç sonra da, “kişilik özellikleri ve bir daha suç işlemeyeceği kanaati” nedeniyle hükmün açıklanmasını geri bıraktı.

2) Önce Anavatan Partisi, sonra AKP Malatya milletvekilliği yapmış Süleyman Sarıbaş adlı birisi, Azınlık Raporu (2004) hakkında TBMM kürsüsünden şöyle dedi:

“Değerli milletvekilleri, bu kepazelik raporunu hazırlayan entel devşirme takımı (…) şimdilerde liboş ve bu şekilde AB’ye girsek finoş olacak zatlardır. Azınlık arayanlar analarına, babalarının kim olduğunu bir kez daha sormalıdırlar. Sözlerimi Bilge Kağan’ın ve Atatürk’ün özdeyişiyle tamamlıyorum. Ey Türk titre ve özüne dön. Ne mutlu Türküm diyene!” (link).

Ankara Asliye 3. Hukuk Mahkemesi, Türkiye’de cinayete sebep olabilecek bu sözler için bu Sarıbaş’ı 5.000 TL tazminata mahkum etti, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi “ifade özgürlüğüdür” diyerek bozdu, asliye hukuk da ona uydu. Şahıs beraat etti…

MUSTAFA BALBAY…

Dayanamadım, örnek ibadullah (link), bir tane daha vereyim:

Ergenekon davasından salıverilince şimdi Cumhuriyet’te yine yazmaya başlayan Mustafa Balbay, Emin Çölaşan’la birlikte ART TV’de 26.11.2006’da yaptığı “Ankara Rüzgarı” programında açıkça iftira etti:

"Türk aydınlarının, gazetecilerinin, yazarlarının ruhen satın alınması, maddî ve manevî olarak satın alınması çok ciddi bir strateji. Şu anda İngiltere'de özel eğitim görmekte olanlardan biri, adını da vericem gerekirse, ben polemik sevmiyorum, ama adını da vericem, Prof. Dr. Baskın Oran. Şu anda İngiltere'de özel eğitim görüyor."

“Özel eğitim görüyor” dediği, 6 dizilik konferans vermek üzere Oxford Üniversitesi’ne davetli oluşum. Dava açtık, Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi 3.500 TL manevî tazminata mahkûm etti. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu kararı ben Agos yazarıyım diye oybirliğiyle bozdu:

"Dosya içeriğinden, davacının Agos gazetesinde Ermeni sorunu hakkında yazılar yazdığı, yurt dışında akademik çalışma yürüttüğü anlaşılmaktadır. Davacı, bir öğretim üyesi olarak özgürce düşüncelerini açıklayabildiğine göre bu düşünceler aleyhine yapılan açıklamalara, sert de olsa, katlanmak zorundadır. Davalının açıklamaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacıya yönelik olarak söylenen sözlerin hukukî koruma içinde kaldığı ve davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmadığı sonucuna varılmaktadır." (link).

Onun için sordumdu, mahkemelerimiz ne ceza verir, diye.

BİRİNCİ EPOSTA

Şimdi size, geçen haftaki “Rabbim kimseyi…” yazıma gelen iki eposta metnini takdim edeceğim. Virgülünü değiştirmeden, kopyala-yapıştır yöntemiyle, birincisi:

Sana Ilk once sunu sormak istiyorum.Neden sevmedigin bir ulkede ve sevmedigin islam dinini yasamaya calisan insanlarla oturuyorsun? Nerden cikti dersin simdi eger ayiksan!

Islamci diye bir tabir yok bir kere!ama malesef nefretini nasil kusucagini bilememissin.Birde habire Turk yargisi deyip durmussun.Utanmaz!Sende vicdan olsa elini oraya koy deyip cevap ver dicem ama!

Ulan senin dedelerin degilmi Osmanlinin en zor zamaninda arkamizdan bicaklayan.Ulan bundan dolayi degilmi 800 ekmegini yediginiz sofraya pislemeyi zevkle yapan.Ulan bu yaptiklarinizdan dolayi degilmi herseyiyle Uzun zamandan beri butun carklariyla donen Osmanliyi yikip yerine dedelerinin kendilerine beyaz Turk diyen donmelerle isbirligi yaparak kafirlesen bir cumhuriyet kurmak.Ve bi cumhuriyet degilmi oz oglu biz Musluman Turklerin Kurani Kerimini yakan yillarca.Ulan siz okurken,eglenirken,ulkenin zenginliklerimden en guzel sekilde yararlanirken bizdik lab aci ceken!Bizdik horlanan.Ulan Sen nerdeydin bizim hakkimiz yenirken?

Lan oglum siz yatin kalkin sukur edinki Turkler Musluman.Sizin gibi siseye,paraya ve degisen kitaba tapan bir topluluk olsa idi sizin suan anildiginiz yer sadece ansiklopodiler olurdu.Siz sukur edinki biz Yaradanin hukumdarligina inaniyoruz.O herseyi goruyor.Seni de goruyor.Yazdiklarinida goruyor.Ama hala utanmiyorsun demi!

Lan gidin cebinize para koyan Almanin yaninda Munichde yasayin.Birde orda yasadiktan sonra yaz.Birde orda sana nasil davrandiklarini yaz.
Ne nefretmis bu ki sizi kor etmis.Lan Turkiyede gayrimuslumler degil Muslumanlar eziyet goruyor Beygir!Son on senedir basi ortululerde jipe biniyor diye nekadar kopurdugunuzun farkindayim.Ulan Ulan.kendine git bir Musluman bir yazarin vicdanla ilgili yazdigi bir kitabini al ve oku.Birak seytanini dinlemeyi.

Sizin bu Islam be Turk dusmanliginiz cok buyuk gunaha girmenize sebeb oluyor.Uyan artik Uyan Cok gec olmadan.Uyan buyuk mahkeme kurulmadan.

Suan turkiyede nekadar bozukluk varsa ,bunu turkiyenin gelismesi istemeyen ulkelerin istegi dogrultusunda oldugunu biliyorsun.Bunlardan en buyugu ermeniler.asala bittikten sonra pkk yi kuran ama takiye yapip kendini Kurt kokenli gosteren ermeniler.sen git askerimi sehit et sonra gayrimuslumler aci cekiyor de!ulan Ulan.

Neden bunlari yazmiyorsun.Menfeat dogru yu geciyor degilmi?

9yil kaldi lozanin bitmesine!Sizde bunun farkindasiniz.Bundan dolayi herseyi deniyirsunuz!Ama Yaradanla savastiginizin farkinda değilsiniz.

Sen kor degilsen ancak bir hayinsindir.

İKİNCİSİ…

Şimdi de öteki. Bu ikincisi çok kısa, öz, net. Yine, virgülünü değiştirmeden aynen veriyorum. Sağlam bir fikir sahibi olabilmeniz amacıyla terbiye seviyesini aynen yansıttığım için bağışlanma diliyorum:

seni serefsiz seni seni ermeni dolu seni senin ta kecmisdfen gelen kopek ermeni soyunu sikerim itin dolu serefsiz baskin oran bana bak picin dolu ermeni serefsiz sen bir kez daha turkculuge blaf atarsan pezeveng hirantin yanina gidersin anladinmi lan orospu ermeni erkeksen cevap verirsin seni bulup karini kizini sikicem

Birinciden bile acıklı bir vaka. Genellikle böyle şeyler söyleyenler cinsel problemi olanlardır. “Ermeni dölü” demesine ise çok fazla takılmamak lazım çünkü bu tabir ilk olarak bir kadının ağzından çıkmıştı: Tansu Çiller’in içişleri bakanı, şu anda MHP milletvekili Meral Akşener.

ZİHNİYETİN OTOPSİSİ

Diyeceksiniz ki bunlar, direkt damardan alan cinsinden marjinaller tarafından yazılmış şeyler. Doğru. Üslup açısından doğru. Kitleler, bunlar gibi aile terbiyesinden yoksun değiller. Ama küfürleri ayırırsanız, geniş kitlelerin zihniyetini yansıtan çok tipik temalar var. Onun için aktardım iki mektubu. Benimkiler gibi yazılara Radikal’de gelen kimi “yorum”ları eklerseniz, bunların ana çizgisini “ezilmişliğini, ezerek unutmak” olarak fotoğraflayabilirsiniz:

- Temelde maço, hatta faşizan: “Ya sev ya terk et”. Yani, ‘Benim gibi düşünmeyene / yaşamayana bu ülkede yer yok’. Sürekli dayak yiyerek büyütülenler, büyüyünce, dayak atmaktan başka yöntem bilmiyorlar.

- Vicdan sıfır: Bir mazlumu (Kürt, Ermeni, Alevi, LGBT, vs.) savunduysan, mutlaka onun türündensindir veya ondan para yemişsindir. Bir insanın kendi benzerinden başkasını savunmasını bunların kafası alamıyor, çünkü bırak “empati”yi, vicdan diye bir kavramları yok.

- Millet-i Hakime ideolojisi: Seksen yıl boyunca reform adı altında aşağılanmışlar. Başörtüsünü üniversitelerde bile yasaklamak gibi gerizekalı uygulamalara maruz kalmışlar. Şimdi İslamcı Erdoğan Rejimi gelince, İslam’ı kendileri gibi düşünmeyenlerin tepesine tepesine indirilecek bir balyoz saymaktalar.

Bunun klasik millet-i hakime ideolojisinden temel farkı, Gayrimüslimlerle birlikte solcuları ve Kürtleri de tekfir etmesi (sülasisini alın: k-f-r; kafir ilan etmek). Özellikle de, “Ermeni” ve “Kürt” kelimelerini birleştirip küfür olarak kullanma eğilimi. “Ermeni Dölü’nü Meral Akşener’in Öcalan için kullanması gibi.

- Mitomani (kendi yalanına inanma hastalığı): “Rumeli’den gelen dönmeler Kuranımızı yaktı”, diyor. Hangi Kuran’ı, nerede, ne zaman, kim yakmış, hiç aldırmıyor. Söylüyor ve inanıyor sadece. Kendini gaza getirmek için kendini mazlum ilan etmesi lazım.

- Milliyetçi efsane fetişizmi: Lozan’ın 100 yıllığına yapılmış olduğu ve sonra (“Görevimiz Tehlike” dizisindeki gibi) kendi kendine tebahhur edeceği (sülasisi: b-h-r; buharlaşmak) türünden, insanın kırk yıl düşünse aklına gelmeyecek bir safsata duyup/yaratıp, inanıyor. ‘Lozan gavurları koruyor, bi bitsin, görürsünüz gününüzü!’ diyor açıkça. İnanılmaz bir cehalet ve kin.

Tamam, bu toplumda ortalama eğitim 7 yıl. İnsanların % 28’i gazete, % 45’i kitap okumuyor. % 68’i internette hiç dolaşmamış ve dolayısıyla % 61’i internet sayfalarının kapatılabileceği kanısında (link). Ama kardeşim, böylesine bir fetişizm öyle eğitim eksikliğiyle falan değil, ancak ve ancak “ezilmiş olanın ezme şehveti”yle izah edilebilir.

- Ülke içinde kompleks: Mürekkep yalamışlara karşı yoğun bir kin. ‘Hep siz eğlendiniz, şimdi eğlenme sırası bize geçti’ teması. Ezilmişin, iktidara gelince patlak veren ezme şehveti.

Yalnız, bu sadece İslamcılara mahsus bir kompleks değil. 12 Eylül olunca, büyük işadamı Halit Narin’i hatırlıyor musunuz, “20 yıldır işçiler güldü, şimdi gülme sırası bizde” dediydi (link)...

- Ülke dışında kompleks: Gelişmiş Batı’ya karşı yoğun bir azgelişmişlik kini.

Yalnız, bu da sadece İslamcılara mahsus değil. Her şeyi emperyalizme yoran kimi Ulusalcıların da sendromu.

- Milliyetçinin milli dili bilmemesi: Nihayet, olağanüstü bozuk bir imla ve noktalama, zavallı bir Türkçe ifade.

Özetin özeti: ezilmişlik + kompleks + kibir + intikam = oy = Seçilmiş Padişahlık. Evet, eldeki formül bu kadar basit.