R. T. Erdoğan'ın Yazılmamış Anıları - Fasıl 11: Bi yağlı kuyruk yakaladık ki...

Rusya'nın Suriye'de fazla etkili olması Amerika ve NATO'yu korkuttu. Teröristleri pek seven İngiliz Gardiyan gastesi bile "Avrupa'nın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hiç olmadığı kadar ihtiyacı var" diye yazdı.

29 EYLÜL 2015 SALI – Avanaklar yine ağızlarını açtılar. Yok efendim ben Endonezya’ya bilmem nerelere gidiyormuşum da, bütün devlet başkanlarının hazır olduğu Nevyork’a şimdi niye gitmemişim, çünkü Obama bana randevu vermemiş.

Obama da kim oluyor? Muhtarlarımla 11. Toplantım vardı da ondan gitmedim a sersemler!

***

30 EYLÜL ÇARŞAMBA – Bu Obama’nın sefiri Con Bas da kendisi gibi. Hımhımla burunsuz, birbirinden uğursuz. Kalkıp bizim içişlerimize karışmak küstahlığında bulundu bugün. “Seçim günü oy verenlerin sandığa gitmek için kendilerini güvende hissetmek zorunda olmaları önemli” diyesiymiş.

Sen önce kendi ülkene bak. Siz de zencileri öldürüyorsunuz. Biz kendi ülkemizde seçim güvenliği için bütün tedbirleri almayı biliriz.

Bu amaçla da fevkalade bilimsel çalışıyoruz. Batıda, partimizin ucu ucuna kaybettiği yerleri tespit ediyoruz. Mesela Erzincan’da 815 oyla. Şimdi bu kumpası önlemeye çalışıyoruz.  Mesela vatandaş geliyor, diyor ki ben 220 kişilik çekirdek aile efradımla falanca kasabaya göçtüm seçim için, diyor. Bi bakıyoruz, orada 1.200 oyla kaybetmişiz. Muhtarlarımız hemen kaydediyor tabii; dile kolay 11. Toplantıyı yaptık!

Doğu’ya gelince, terör diye orada sırayla bütün sandıkları taşıyoruz. Nasıl yapıyoruz, yine “halktan talep geliyor” diyoruz. Bu yöntem özellikle yeni imam-hatip açmalarımızda artık standart zaten. Tabii, buna “sandık birleştirme” diyoruz. Teröre karşı milletçe birleşmeden gelsin aklınıza.

***

Terörist dedim, aklıma geldi. Bu Aydın Doğan'ın kelepçeli fotoğrafının bizim Şems’in gastesi Güneş'te yayınlamasının ardından bugün Doğan Grubu'nun sosyal medya hesaplarına terör incelemesi başlatıldı. Kuralımıza tam uygun bir süreç. Önce havuzda hedef göstertiyoruz, sonra savcılıkta işlem.

***

1 EKİM PERŞEMBE – Bu A. Hakan deneni pataklayanların partili oldukları iddiaları var. Külliyen iftira. Çünkü bunlardan üçü uyuşturucudan sabıkalı çıkmış, bu da bizim partimizin bu saldırıyla ilişkisi olmadığının kesin delilidir zira herkes benim sigarayı yasakladığımı biliyor.

***

Rus Dışişleri Bakanı Lavrov, Rus silahlarını Kürtlere ulaştırıyoruz diye beyanat vermiş. Bu herifleri ne yapacaz bilmem. Bütün Suriye politikamızın içine ettiler. Ne güvenli bölge projemiz kaldı ne uçuşa yasak bölge. Müttefik Müslüman kardeşlerimizi de bombalıyorlar. Bi de PYD denen terör örgütüne Rusya’da büro açma yetkisi vermişler. Açtırmasınlar ağzımı; ne kaldı vermediğiniz, ha? 

Dedim ki, “Rusya’nın bir sınırı yok, neden Suriye’yle bu kadar ilgileniyor?” Tabii, hainler hemen başladı ötmeye. Efendim, peki biz sınırdaş mıymışız da Afganistan’da 2008’den beri 1.790 Türk askeri bulunduruyormuşuz? Niye NATO’ya Libya’yı bombalamak için Mart 2011’de 4 gemi 1 denizaltı yollamışız, Mısır’ın darbesine müdahale etmişiz, İsrail’e saydırmaktaymışız?

Be hainler, Rusya’nın derdi emperyalizm, bizim derdimiz dost ve müttefiklerimize yardım!

***

Bu YSK sandıkların taşınmasını reddetti! Bu nasıl iş yav? Bunlar HSYK’ya tabi değil mi? HSYK hesap sormaz mı bunlardan? Dağıtmaz mı?

Ayrıca, ne demiş cennetmekan Enver Paşamız, yok kanun yap kanun!

Ama şimdi hatırladım, artık elde çoğunluk yok ki Allah (c.c.) kahretsin!

***

2 EKİM CUMA –  Bu A. Hakan belası devam ediyor. Yok efendim, ben saldırıya karşı sessiz kalmışım. Sen kalk, hem de bir imam-hatipli olarak aleyhimizde bu kadar tezviratta bulun, ondan sonra da geçmiş olsun iste! Yüz yok ki!

Zaten basın danışmanım aramış, yarım ağızla da olsa geçmiş olsun demiş. Ama yine de iki kelime ettim: “Olayı tasvip etmek mümkün değil. Ancak, başka köşe yazarlarını lanetleyen yazılardan da bu arkadaşlarımızın kaçınması lazım”.

Daha açık söyleyeyim burada. Sen o yazıları yazdığın sürece dayaktan şikayet etmeye hakkın yok. Ne demiş atalarımız: Nush ile uslanmayanı etmeli tekdiiir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir! Bak, kaç kişi tekdir etti seni: Cem Küçük kardeşimiz, Boynukalın kardeşimiz… Aldırmadın. Artık sorumlu sensin.

Kontrol ettirdim, bu kötek hadisesinde tutuklanan 4 arkadaşımızın işine nöbetçi savcı bakacak. İyi. Bırakırlar ifadelerini alıp. İdam edecek halleri yok ya!

***

3 EKİM CUMARTESİ – Bugün YSK’ya ayar verdim: "Temenni ederim ki, 7 Haziran’daki sıkıntıları 1 Kasım’da yaşamayız” dedim. Hemen ilave ettim: “Yaşarsak, sorumlusu da YSK’dır".

Yine anlamazlarsa biz bunun üstesinden başka türlü gelmeyi biliriz. Hakan Fidan kardeşimiz Suriye meselesinde ne dedi, dört kişi yollayıp üç tane bomba attırırız dedi. Ardından bi sokağa çıkma yasağı ilan ederiz, verebiliyorlarsa versinler oy. Polis-jandarma kimin elindeyse devlet odur; bitti!

***

Boynukalın kardeşimiz bugün A. Hakan’ı pataklayanların Sedat Peker’in adamları olduğunu açıkladı.  Bu çocuk bir cevher. Yalnız, şimdi biraz riske girdi sanki. Neyse, Peker’e haber yollarız, elleme diye.

***

4 EKİM PAZAR – Nöbetçi savcılık dördünden üçünü bırakmış. Ortalık sakinleşince onu da salıverecekler.

Asıl tatsızlık, üzerinde bomba olabilir diye bir teröristin Şırnak’ta Akrep tarafından çekilmesi videosu. Hangi şerefsiz sızdırdıysa. Şimdi bekle bir sürü hainin gürültüsünü. Seçim anketleri de yüzde 40’ın altını gösterirken!

Bu arada bir de bu Sayıştay belası başımızda. Raporlarını engelleyerek hallettik diyorduk, Diyanet’in 23 milyonluk, TİB’in 16 milyonluk açığını yakalayıp sızdırmışlar bize kumpas için. 

Neyse ki hiç olmazsa Bilal’i ailesiyle birlikte İtalya’ya apardık. Doktorasını tamamlaması için, tabii. Hiç olmazsa o başını kurtarsın, önceden ortalığı öğrensin, bi yer tutsun, mali işlerimizi ayarlasın. Zamanlar çok kötü…

***

5 EKİM PAZARTESİ – Yüce Rabbim bi yerden alırsa öbüründen veriyor! Bi yağlı kuyruk yakaladık ki o kadar olur! Rusya’nın Suriye’de fazla etkili olması Amerika ve NATO’yu korkuttu. Teröristleri pek seven İngiliz Gardiyan gastesi bile “Avrupa'nın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hiç olmadığı kadar ihtiyacı var” diye yazdı.

Hah şöyleee, hizaya gel! Tam fırsatıdır, ilan ettim: “Bize yapılan saldırı NATO'ya yapılmış demektir”.

Geeel, şimdi Brüksel daveti, gel! Geeel, şimdi NATO desteği, gel! Geeel, şimdi en büyük yetkililerle ne biçim resimler çekinmek, gel!

Şanghay’a gireriz diye korkutamadık, Rus Ayısı korkutuverdi bizim için! Nitekim Amerikalılar bugün açıkladı: “Tutumumuz sertleşebilir!” Gerçi Gazprom gaz kapasitesini yarı yarıya azaltacağını ilan etti ama arkamızda artık kapı gibi NATO var. NATO verir gazımızı, veriyor zaten.

Geeel, şimdi Japonya daveti gel! Sefaretimiz ayarladı, 8 Ekim Perşembe günü bana Japon Waseda Üniversitesi fahri doktora tevdi edilecek. Hem de hukuk! Böyle zamanda kan nakli!

Şimdi artık benim hukuka uymadığımı söyleyen hainler kudururlar. Kudurduklarıyla kalsınlar. K. Evren paşamızın doktorası, ki o da hukuk idi, sadece 1 taneydi, o da İstanbul’dan. Bugüne kadar Kırım’dan Saraybosna’dan falan 20’nin üstünde almışım, hepsinin diplomaları Külliye’nin en mutena duvarında, ama şu anda Japonya’dan gelecek olan bambaşka.  

***

Nasıl oldu bu başarılar? Çünkü bu gavurlara çok iyi anlattık (ve azıcık tattırdık) ki bizle ters giderlerse mülteci vanalarını açıveririz. Şimdi de bu Rus Nimeti gelince çifte kaymaklı ekmek kadayıfı oldu! Allah (c.c.) bin bereket yarabbim!