R. T. Erdoğan'ın Yazılmamış Anıları - Fasıl 13: "Meclis'te beşinci parti" alçaklığı da neyin nesi?

Böyle dostlar varken düşmana ne hacet? Duuur sen, hayırlısıyla seçimleri bi kazanalım inşallah da ben kimleri neler yapacağımı çok iyi biliyorum.

13 EKİM 2015 SALI – Boşuna nefes tüketmediğimi gördükçe, bu berbat ortamda biraz soluk alabiliyorum. Milli şuura sahip Konya seyircimiz, bu HDP’lileri protesto etmek isterken meydana gelen patlamayı maçta protesto etmeyi reddetti. Islık çaldı, “Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez” diye çok asil bir karşılık verdi, hepsinden önemlisi de, tekbir getirdi. Çok şükür yarabbim sana, bu günleri gösterdin.

Ama hani bu DEAŞ’cılar büyük şehirlerde vurmayız demişlerdi bize?

***

14 EKİM ÇARŞAMBA – Maalesef ikinci canlı bomba da bu acemi başbakan Ahmet’in listesinde çıktı. Be adam, listeden bahsetmek de neymiş? Böyle şeyler devlet sırrıdır. Al şimdi, ne biçim üzerimize gelecekler!

Çok direndim ama yabancı büyükelçiler gitti, onlar gidince Ahmet gitti, bu gidince ben de gittim mecburen Gar Meydanı’na. Yalnız, önceden “Kaza Yeri – Girilmez” diye şerit koydurdum. Ne demekmiş “Olay yeri” şeridi! Olay molay değil, bu bir kazadır, kaza! Kaderdir, kader! Soma gibi! Önlenemez! Şerit bunu söylüyor.

***

16 EKİM CUMA – Bugün W20 zirvesinde konuştum, “Sipariş üzerine Nobel ödülü veriliyor” dedim. Ne diyecektim ya? Biz burada o kadar Barış Süreci ilan etmişiz, ödül mödül veren yok, kalkıyorlar, pişmiş aşa su katıp mukaddes şeriat düzenini engellemiş olan Tunuslulara veriyorlar. O kadarını söyleyip bıraktığıma şükretsinler!

Nobel demişken, kimya dalında ödül alan Aziz Sancar’a da bir çift lafım olacak. Tamam, tebrik ederiz, kazanmışsın, Allah (c.c.) artırsın, Türklüğünü de söylemişsin, iftihar ettik, ama Müslümanlığın? Sen Müslüman değil misin? Onu niye söylemiyorsun? Yoksa orada din mi değiştirdin Nobel alabilmek için? Türkiye’de imam-hatip yerine başka okullarda okuyunca böyle mi olmak gerekiyor?

***

Ondan sonra da çabuk sinirleniyor diyorlar! Ben sinirlenmeyeyim de kim sinirlensin yav? Bu darbecinin torunu Hasan Cemal kalkıyor, bana her yazısında ayrı hakaret ediyor, bunlardan ikisine suç duyurusunda bulunuyoruz, savcı “basın ve ifade özgürlüğü kapsamında” sayıp takipsizlik veriyor!

Neymiş efendim, "siyasetçileri ve toplum önünde bulunan tanınmış kişileri eleştirme sınırları normal bireye göre daha geniş” imiş. Sen savcı mısın yoksa bunun avukatı mı yav? Sen bekle, yeni HSYK kararnamesi çıkmak üzere, bundan sonrakinde görürsün sürüleceğin yeri.

Hainin yazdıklarının sadece başlıklarına bak, süngüye davran: “Hey Sen!” Cumhurbaşkanına hitap ediyor! “Akan kanın bir numaralı sorumlusu, Saray’daki Sultan’dır, nokta!” Bu başlıkların altında tek satır olmasa bile bu hain tutuklanmalıydı! Bu tutuklanmayınca şimdi başkaları cesaret bulacaktır.  

***

17 EKİM CUMARTESİ – Merkel geliyor. Kuyruğu sıkıştı. Allah (c.c.) elimizden tuttu, yüce rabbim. Bütün bunlar mülteci akını sayesinde.

Yanlış söyledim! Ne mültecisi yav, benim sayemde! Biz bu Esed denilen diktatörü düşürmeye soyunmasaydık, oradaki Müslüman Kardeşlerimize silah yollatmasaydık bu mülteci akını olur muydu? Olmayınca da Merkel ayağımıza yüz sürer miydi?

Tabii, malum mahfiller şimdi başladı. Neymiş efendim, bunlar verdikleri sözü tutmazlarmış. Umurumdaydı! Önemli olan tam seçim öncesi Almanya’yı ayağımıza getirtmiş olmamız. Bi de vizeyle ilgili iki kelime ettirebilirsek milyonlarca oy demektir.

Zaten çok önemli bir başarıya imza attık: Bunların İlerleme Raporu dedikleri paçavranın açıklanmasını seçimler sonrasına bıraktırttık çünkü yine “ifade özgürlüğü” dedikleri vatan hainlikleriyle ilgili şeyler dolu içinde.

Ayrıca, şimdi bu kadını yeni boyattığımız altın varaklı muazzam koltuklar var onlara oturturuz, resim çektirtiriz…

***

Emniyet’ten Murat Sancak suikastı hakkında ilk açıklama: “Saldırganlar kriminal bir grupla iltisaklı”. Kumar mafyası hikayesini alıştıra alıştıra veriyorlar mecburen. Lanet olsun, bu da Kabataş olayına dönüyor tam da seçim gelirken! Neyse ki Murat’ın o mekana giriş-çıkış mobeselerini erken davranıp silmişler; ispat edilemez.

Ama en iyi müdafaa hücumdur aksi halde hainler her taraftan üşüşür. Murat Sancak’a kurşunları kumar borcundan mafya sıktı mı dediler, sen hemen Havuz’a emir verip “O mafyayı Aydın Doğan tuttu, Paraleller tuttu” dedirteceksin. Hiçbir şeyi cevapsız bırakmayacaksın. Halkımız için mantıksız cevap yoktur, cevap olsun yeter.

***

20 EKİM SALI - Vatan hainlerini sindirmek için en ufak bi şeyi atlamıyoruz. Mesela nasıl suya sabuna dokunmayan Abdi İpekçi’nin öldürülmesi ‘O öldürüldüyse hepimiz öldürülebiliriz’ hissi yaratmıştı, biz de aynı sebeple ufak şeylerin üzerine bilhassa gidiyoruz.

Mesela, dün 19 Eylül’de Esenboğa’ya yolcu götürürken arkasına resmî araç konvoyu gelen taksiciye 88 TL trafik cezası kestirdik. “Sayın Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri’ni tehlikeye düşürmek”ten.

Mesela, İskenderun’da Davut diye bir esnaf kapısına yazmış: “AKP’li vekil adayları giremez”. Hemen belediye ekiplerimiz “izinsiz tabela asmak”tan 190 TL ceza kesti. Ardından polis gelip tabelaya el koydu, adamı da ifadesini almak için Emniyet’e götürdü.

Mesela bu Tahir Elçi denilen Diyarbakır Baro Başkanı TV’de “PKK terör örgütü değildir” mi dedi, savcılığa ifadeye falan çağırmadan direkt yakalama kararı çıkarttık. Bu sabah 02.20’de Baro’daki makamından tutup ilk uçakla Diyarbakır’dan İstanbul’a getirttik, ifadesini burada alacağız. Oysa isteseydik orada aldırtırdık.

Baro başkanına bunu yapıyorlarsa kim bilir bana ne yaparlar’ dedirteceğiz. Çünkü bunlar kitabevi yakılmasından anlamıyorlar. Mitingde canlı bombadan anlamıyorlar. Gazete binalarının basılmasından anlamıyorlar. Bütün şehrin bir hafta evlere hapsedilmesinden anlamıyorlar. Çünkü elle gelen düğün bayram. Belki böyle şahsi durumlardan anlarlar. 

***

Bu Can Dündar denilen hain oraya geldiğinden beri bu Cumhuriyet paçavrasını ne yapacağız bilmem. Patlama kazasına yayın yasağı koyuyoruz, dinlemiyor. Şimdi de bütün tapeleri bir bir yayınladı. Tabii ki hepsi de yine montaj-şantaj. Ama tam seçimlerin arifesinde çok zarar veriyor. Bari yasağı kaldıralım da bizim Havuz karşı taarruza geçsin!

***

HSYK kararnamesi yayınlandı. 156 hakim ve savcının yeri değiştirildi. Mesela, Sümeyye’ye suikast haberinin yalan olduğunu yazan iddianameyi kabul eden hakim İstanbul’dan Konya’ya. 25 Aralık kumpasında arama ve gözaltı kararlarına imza atan hakimi serbest bırakan hakim Erzurum Oltu’ya…

En önem verdiğimiz şey savcı-hakim listeleri. Gerisi Allah (c.c.) kerim...

***

Allah (c.c.) kerim de, Tahir Elçi Bakırköy Sulh Ceza hakimi tarafından serbest bırakılmış! Ne biçim sulh ceza hakimi bu yav? Kim getirdi bunu oraya? Niye bu Paralelleri hâlâ temizleyemedik? Yazın şunun adını, ilk HSYK kararnamesinde görmek istiyorum! Fizan’a kadar yolu var!

Bütün bunlar olurken bir de içimizdekilerin o Nokta denilen varakparede yayınlanan ifadeleri patlamaz mı! Hakan Fidan uyuyor mu? Ben bu rezaletleri Nokta’dan mı okuyacaktım? İyi ki Nokta var da okudum, diyeceğim neredeyse!

Cumhurbaşkanı sahaya inmesin ha? Gerçek oyumuz yüzde 25 ha? AKP’nin soyu kuruyor ha? Senin soyun kurusun inşallah!

Bu seçim son şansımız ha? Parti olarak gerçeklik algımız bozuldu ha? Sovyetik görüntü veriyoruz ha? Duygusal vampirlik yapıyoruz ha? Vampir babandır be!

Böyle dostlar varken düşmana ne hacet? Duuur sen, hayırlısıyla seçimleri bi kazanalım inşallah da ben kimleri neler yapacağımı çok iyi biliyorum.

Demek şu “Meclis’te beşinci parti” lafları buradan çıkıyor ha!