R. T. Erdoğan'ın Yazılmamış Anıları - Fasıl 2

1989-90'da "Kenan Evren'in Yazılmamış Anıları"nı iki cilt halinde yayınlayan B. Oran şimdi de R. T. Erdoğan'ın yazılmamış anılarını açıklıyor. Bu hafta Fasıl 2'yi veriyoruz.

30 TEMMUZ – Taha Akyol dün “Yine HDP” başlıklı pek güzel bir yazı yazdı. Ne de olsa MHP kökenlidir; bizden sayılır. Hele, “Hukuki açıdan HDP’nin kapatılması için gereken şartlar oluşmuştur, fakat kapatmak siyaseten çok yanlış olur” demesi bizim için tam “yan cebime koy”, oldu. Suret-i haktan gözüküp gümm diye gözünün üstüne patlatmak ancak bu kadar olur. Kalemleri dert görmesin inşallah.

Akyol, Dolmabahçe mutabakatının açıklandığı gün PKK’lı M. Karasu’nun, “PKK Kongresini yapıp silah bırakma kararı alacak biçimindeki yaklaşımlar demagojidir” lafını da aktarmış. Yani diyor ki, bu mutabakatı Cumhurbaşkanı Erdoğan bozmadı, PKK’nin niyeti zaten bozuktu. Allah (c.c) razı olsun.

Neymiş efendim, solculardan Özkırımlı diye biri yazmış, Akyol bunu cımbızlamışmış, cümlenin tamamı bu değilmiş, ‘Öcalan’ın istediklerini müzakere etmeden PKK silah bırakacak denemez’ şeklinde bir öncesi varmış cümlenin.

Geçmiş olsun. Hiç umutlanmasınlar, halk bunları dinlemez milliyetçi yazarı dinler elhamdülillah. Ayrıca bir yazar, birinin tüm söylediklerini aktarmak zorunda değildir. Köşe yazılarının bir uzunluk sınırı vardır. 

***

31 TEMMUZ 2015 - Çin’deyim. Bir indim uçaktan, Türklerin aksine Çinliler beni dinleyip en az 3’er çocuk yapmış olacaklar ki, binlerce milyonlarca Çinli yavru Türk bayraklarımızı sallıyorlar beni karşılamak için! Kimbilir nerelerden kalkıp gelmişler kendi başlarına! Nasıl gözlerim yaşardı… Oysa biz bunları ve daha başka çekik gözlüleri Sincan yüzünden daha geçen gün patakladıktı. Büyük devlet Türkiye, tabii; üzerimize gelemiyorlar.

Çin İslam Cemiyeti’nden 12 kişilik heyeti kabul ettim. Çin’de şu anda 35.000 cami, 40.000 kadar din adamı olduğunu söylediler. İbadet konusunda da çok rahat imişler. Daha ne isterler; çok bahtiyar oldum. Onlara birlik-beraberlik tavsiye ettim. Bu arada da, PKK ve PYD’nin terör örgütü olduğunu söyleyebilmek için Sincan’daki Uygur Türklerini azıcık harcamak durumunda kaldım.  “Doğu Türkistan İslami Hareketi'nin Çin'e yönelik terörist faaliyetlerine karşıyız” dedim.

Ayrıca, Türkiye’de kuracağımız başkanlık düzenine bu Batılılar gittikçe daha çok homurdanmaya başladılar, şimdi Çin’le yakınlaştığımızı görüp akıllarını başlarına devşirirler. Putin’in bu Esed denilen herifi hâlâ desteklediği şu durumda en azından silah sistemleri konusunda işbirliği yapabiliriz Çinlilerle. Başladıktı zaten, NATO standardı diye cart cart konuşup bozdulardı.

Ama, asıl diyeceğimi unutuyorum, Türkiye’den mesaj geldi. Bu Selahattin yine haddini aşmış. Hem benim anamın ak sütü gibi helal örtülü ödeneğimi diline dolamış, hem de “Saray gladyosu” gibi şeyler gevelemiş. Senin haddine mi be herif! Derhal ağzının payını verdim. 6-8 Ekim katliamını hatırlattım. 2 polisi öldürdünüz, dedim.

Sonra, dedim ki bunun abisi de zaten dağda yetişmiş birisidir ve kendisi de fırsatı geldiğinde oraya koşar herhalde! Terbiyesiz, dedim, ayrıca. HSYK kanununu çıkardıktan sonra bana hakaret edenler doğru hapsi boyluyor ama tabii ki hırsızlık dahil benim dokunulmazlığım olduğu için ben her şeyi söyleyebiliyorum.

Bana “Seni başkan seçtirmeyeceğiz” dedi mi demedi mi; bu Selahattin’e ne yapsam az. Elimden gelse kazığa oturturum ama ne yazık ki Osmanlı’nın bu güzel âdetleri, aaah ah! Ama dur, Allah’ın (c.c) izniyle o da olur inşallah.

***

01 AĞUSTOS – Bu Kürtlerin abisi Amerika şimdi de tutturdu, PYD’nin askerî gücü YPG'ye de destek olunacak İncirlik’ten, diye. Biz İncirlik’i bu Esed denilen herifi vurasınız diye açtık. Haddinizi aşmayın yoksa açtığımız gibi kapatmasını da biliriz!

Bugün de ilan etmiş, “KCK polis infazları için soruşturma açsın” diye. Bu Selahattin’i ne yapıp yapıp devreden çıkartmak lazım. Yav, tam bizim kullanacağımız kozlar bunlar; sen nasıl çalarsın? Kurmaylarıma emrettim, bu adamın bi zayıf tarafını mutlaka bulun, oradan vuralım, öyle bi vuralım ki bir daha doğrulamasın. Özellikle, var mı bakın, karı-kız ilişkisi, tapesi falan. Ama bu kaçıncı söyleyişim.

***

02 AĞUSTOS - Allah’ıma (c.c) bin şükür, Barzani sesini çıkarmaya başladı nihayet: "Türklerle Kürtler arasındaki barış sürecinin tehdit altında bulunması sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan değil, PKK içindeki barış istemeyen şahinlerle de alakalıdır".

Beni hiç karıştırmasa çok iyi ederdi ama neyse; bu da şimdilik bir başlangıç olarak kabul edilebilir. Boşuna mı yatırım yaptık sana bugüne kadar? Gün, dosta borcunu ödeme günüdür! Hele de, bu Selahattin denen herifin, “PKK şiddetini tasvip etmedik, mesafe koyduk” diye insanların aklını bulandıran şeyler söylediği bir sırada! Şunun şurasında her şey rayında giderken, 11 günde 34’ü sivil 50 kişi ölmüşken!

***

03 AĞUSTOS – Bekliyordum zaten! Dostum Barzani aslanlar gibi konuşmuş bu sefer! “PKK Kürdistan’dan gitmeli!” demiş. Haşşöyle yav! Ağzını yiyim! Sen büyüksün Yarabbi! Eyy PKK, şimdi yağdı sana ağustosta mart karı! Şimdi gör Kürdün Kürt’le çatışmasını; elimizi bile kirletmeyiz! 2008’den beri uğraşıyoruz Barzani’yi ayarlamakla, sonunda neticeyi aldık! Bu zafer, uzun soluklu mesaimizin sonucudur. Şöyle ki:

Bu Barzani Irak’tan bağımsız olmak istiyor. Bunun için de parrra lazım. Para da Kerkük-Musul petrollerinde. Ama sağlam çıkış yolu sadece Türkiye. Türkiye üzerinden satarsak hem o paralanır hem biz.

Tabii, vatan hainleri başlar şimdi, Irak’ı bölüyorsun biz de bölünebiliriz, diye. Hayır efendim, bölünmeyiz. Böldürtmeyiz. F-16’larla tepelerine vura vura ezeriz!  

Konumuza dönelim, ne yaptık, erken davrandık ve vergi cenneti diye bilinen Singapur’da ve Britiş Vircin Aylınds diye bir yerde petrol taşıma şirketleri kurdurduk. Kurmaylarım çok iyi biliyor bu işleri. Ben de zaten kupon arazi işinden bilirim.

2011 seçimlerinden sonraki ilk kabine toplantısında, ki hiç unutmam 7 Temmuz idi, bu petrolün taşınması konulu bir imtiyaz kararı çıkarttık. Taşımayı kim yapacak imtiyaz yani tekel sahibi olarak? Tabii ki mutemet bir şirket ve mutemet bir adam. Benim lafımdan çıkmayacak.

Mutemet şirket deyince, Çalık Grubu. Sabah ve atv’yi 1,1 milyar dolar teklifle TMSF’den satın almıştır (tabii ki bizim kamu bankalarına verdirdiğimiz kredi sayesinde). Passolig’in de sahibidir (insanlar da bir türlü anlamıyor niye bu Passolig mecburidir!). Biz sat deyince Sabah ve atv’yi Kalyon İnşaat’a sattı, onun için mükafatlandırıyoruz şimdi. Kalyon İnşaat çok sıkı adamımızdır; üçüncü havaalanından tut, Taksim Projemizden geçerek Kıbrıs’a su götürülmesine varıncaya kadar hep onlara ihale ettik. Daha önemlisi, 17-25 Aralık tecavüzünde mallarına tedbir kondu da, yeni savcılarımıza kaldırttık.

Mutemet adam deyince de, insanın kendi kızını emanet ettiği adamdan, damadından daha mutemedi mi olur, Berat Albayrak. Çalık Holding’in CEO’su. Şu anda da AK Parti milletvekilimiz!

Tabii ki ortada Berat yok. Burada anlatması çok uzun olacak şirketler, adamlar, avukatlar gözüküyor. Öyle ki, kurmaylarım bana anlattılar; ondan ona, ondan ona, ondan ona derken bağ kopuyor, iz kopuyor.

Bu arada, bizim imtiyaz verdiğimiz şirket Powertrans aslanlar gibi çalışıyor, bu Haziran sonundan beri çatır çatır petrol taşıyor. Genel müdürü, Çalık Holding’de koordinatörlük ve 2007-2011’de de bizde milletvekilliği yapmış biri. Yönetim kurulu başkanı, Çalık Holding’in Arnavutluk’taki şirketinin eski müdürü. 

Fazla uzattım, birazdan bir Çinli heyet gelecek, kısa kesip esas meseleyi yazayım:

Bu yapılan petrol taşıma işinin bu tarafında ben varsam, Irak Kürtleri tarafında da Barzani ailesine çok yakın olan Nezir Ailesi var. Ve  tabii her şey Barzani’nin iki dudağı arasında. Anlaşılıyor mu şimdi Barzani niye konuştu? Yapılan işin hacmi 700 milyon dolar!

(Buraya yazmak istemiyorum ama, bu Aydın Doğan denilen adamın Vaşington’da bir muhabiri var Tolga Tanış diye. Potus ve Beyefendi diye bir kitap çıkartmış benim hakkımda, bu taşıma işini orada yazmış da yazmış Allahsız, tövbe yarabbi. Kurmaylarım gelip özetleyince derhal Hakan Fidan’a emrettim, bu şahıs kılı kırk yararcasına araştırılsın, hangi yolla haddi bildirilir tez zamanda öğrenilsin. Vardır bir zayıf tarafı!)

***

04 AĞUSTOS - Akillerin akıllı olanlarının yayınladıkları sudan bildiriyi bile Can Paker, Hilal Kaplan ve Yıldıray Oğur “HDP hatalı. PKK silah bırakmalı” diyerek imzalamayı reddetmişler, Allah (c.c) ne muratları varsa versin. Onları da, Radikal’de yazan Oral Çalışlar’ı da son zamanlarda çok beğeniyorum. Bunları, Markar’ı da unutmadan, mutlaka iyice mükafatlandırmak gerekiyor; öyle uçağa muçağa davet etmek yetmez. Hemen emir verdim kurmaylarıma, teklifler getirsinler diye.

***

05 AĞUSTOS – Allah-ı azimüşşan (c.c) bu PKK’nın aklını iyice karıştırdı, rabbim! İran’dan gelen doğalgaz boru hattına 27 Temmuz’da, Irak’tan gelen petrol boru hattına da 29 Temmuz’da sabotaj yapmış ve bir de üstlenmişti. 

Büyük tepki geldi Barzani’den. Bunun üzerine PKK yeni bir açıklama yaptı, 29 Temmuz saldırısının “yerel birlikler tarafından, kendi inisiyatifleriyle yapılmıştır, merkezî bir karar sonucu değildir” dedi. Yeter ki sen böyle devam et PKK, herkeslere her bişeyleri yuttururuz biz. Günde beş vakit ona dua ediyorum.

Bütün olay, iktidarı ne yapıp yapıp kaptırmamaktır. Çünkü bi kaptırırsak, 17-25 Aralık dosyaları muhalefetten bakanların eline geçer. Bunu engellemek için seçime azınlık hükümetiyle gitmek zorundayız. Sen çok yaşa eyy Kandil, sen çok yaşa eyy Bahçeli!

***

06 AĞUSTOS - Aslında bu işin pek kimselerin hesap etmediği fevkalade önemli bir yönü var: Erler şehit olduğu sürece komutanlarla aramız düzeliyor. Hani, tak-şak durumları neredeyse! Baksana, “gönüllü yazılmak isteyen çoğaldı” diye bildiri yayınladılar. Oh ne âlâ, Efgan Âlâ!

Bu arada, Kahramanmaraş'ta yaşayan 74 yaşındaki vatandaşımız Süleyman Aksu silah altına alınma talebiyle TSK'ya başvurmuş. Hemen kurmaylarıma emir verdim, o da bunun mükafatını görsün diye.

Çinli heyetin geldiğini haber verdiler; bırakıyorum şimdi.