R. T. Erdoğan'ın Yazılmamış Anıları - Fasıl 9: Meteoroloji'ye haber verildi mi?

Rize Belediye Başkanımız Reşat Kasap bir demeç vermiş: "Atatürk heykelinin sabit olarak nereye yerleştirileceği halk oylamasıyla belirlenecektir. Rize'de neyin ne olacağına oturduğu yerden ahkam kesenler değil, Rize'de yaşayanlar karar verecektir".

15 EYLÜL 2015 – Bu başbelası (selamünkavlen) Fuat Avni denen alçak bugün “Yarınki kumpasın merkezi Kayseri” diye yazdı. Alçak acaba Kayseri’deki Boydak Holding’i bastırtacağımızı mı öğrendi yine? Nasıl itlaf edeceğiz yav biz bu herifi?

Hayır, işin kötüsü, yakında operasyon yapamaz hale geleceğiz bu herif haklı çıkmasın diye. Bak, nah buraya yazıyorum, bu herif-i nâşerif’i bi yakalayayım…

***

16 EYLÜL – Boydak’ı mecburen bastık planlandığı gibi; sırayla bütün Paralel holding ve üniversiteleri basıyoruz. Ne yani, bu Fuat Avni alçağı biz basmayalım diye öyle yazmış olamaz mı? Böylece planlarını bozmuş oluyoruz.  

***

Alfabetik sıraya koyduk, hiç ayrımcılık yapmadan bütün HDP’li belediye başkanlarını ayıklıyoruz. B faslından, eşbaşkanlar dahil Batman’da 83 kişi gözaltında. D faslından Diyarbakır’da Gültan Kışanak için “terör örgütü propagandası yapmak”tan iddianame. E faslından Edremit Van’da başkan Rojbin Çetin’e görevden alma; adı bile suç.

TV’de puhu kuşu gibi öten Cüneyt Özdemir’e terörcülükten, Hasan Cemal’e ve Ahmet Altan’a (ona 2 tane!) ve ayrıca bir de (benim Endonezya’da eda ettiğim namazı “Herkes oturduğunda ben namaza durucam, tam o anda çek panpa!” diye istismar etmiş olan) şarkıcı Atilla Taş’a “cumhurbaşkanına hakaret”ten soruşturma. Olaydan iki yıl sonra, Gezicilerden 94 tanesine 2-6 yıl istemiyle dava.

Devam. Pensilvanya’daki  elebaşıya “Tahşiyecilere kumpas”tan 263 yıl talebiyle iddianame. Gerisi de geliyor: “Silahlı terör örgütü kurmak, resmî belgede sahtecilik ve iftira”dan. İddianamede sadece, “fırıncılar da ekmek vermesin” diye ilave edilmesi unutulmuş, hatırlatıldı. Noktacılar için de “Şerefsizler” dedim; savcılar dava açsınlar kolaysa.

Böyle böyle jiletle kazıyacağız bunları. Yoksa biz mahvolacağız. Şükür ki bunlar bizim sonuna kadar gitmeye kararlı olduğumuzu henüz anlamadılar. Bu sayede toplu tepki göstermiyorlar. “Bana dokunmayan bin yaşasın” ayaklarındalar. Elhamdülillah, anladıkları zaman da çok geç olacak.

Bu seçimde, “Kur’an’ını Kap da Gel” diyemeyeceğimiz için artık “Bayrağını Kap da Gel” sloganını kullanacağız, ama seçim şarkımız “Haydi Bismillah!” olacak. Allah (c.c.) bu Kandil’den razı olsun, onun sayesinde “Şehitler Ölmez” sloganlarını bol bol kullanacağız önümüzdeki ilk devlet mitinginden itibaren.

***

17 EYLÜL – Tek can simidimiz seçim geliyor, canımızla uğraşıyoruz, yolun orta yerinde sukoyverenler var. Hem de en yakınımızdaki insanlar. Öyle Fehmi Koruları, Hakan Albayrakları, Bülent Arınçları falan kastetmiyorum; onlar elde bir. Bana âşık olan Ethem’in havuz gazetesi Star’ın başyazarı Ahmet Taşgetiren’i söylüyorum mesela. “Partisi için meydanlara çıkan mı, yoksa her kesimi kucaklayan bir Erdoğan mı AKP'ye katkı sağlar?” diyor korkmadan. Sana ne be adam? Sen ya Paralel olmalısın ya terörist!

Havuz bildiğimiz Yeni Şafak’ta dost bildiğimiz Ayşe Böhürler ufaktan ufaktan bozucu neşriyat yapıyor. Altımı oymaya yeltenen Abdullah da bunlardan cesaret alarak televizyona çıkıyor tabii, “Cumhurbaşkanıyken de söyledim, bu yetkiler azaltılmalı” diyor. Sana ne? Sen cumhurbaşkanı mısın? Allah’tan (c.c.) ürkektir, yarım ağızla söylüyor. Ama bu kadarı bile zarar veriyor şu zor günlerde…

Bunların üzerine bir de Amerikan büyükelçisi Hürriyet’e geçmiş olsun ziyaretine gidiyor. Bu, resmen içişlerine müdahaledir! Uluslararası hukukta yasaktır! Lazımdır ki ben de Amerika’ya gideyim, Nevyork Taymis’i pat diye bi ziyaret edeyim, ancak o zaman anlayacaklardır!

Ama Taymis olmaz çünkü o da aleyhimizde yazıyormuş. Başka bir gazete aramaları için talimat verdim.

Bu arada moralmanımız yükseldi şükür: ORC araştırma şirketi partimizin yüzde 44, CHP’nin yüzde 27,8, MHP’nin de 13,4 alacağını, HDP’nin oyunun ise yüzde 11,4’e indiğini açıkladı. Böylece partimiz tek başına iktidar olmak için 276’ya kavuşuyor. Bu kamuoyu araştırmaları demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.

Tabii, hepsini söylemiyorum. Bunların içlerinde böyle dürüst olup da bilimsel çalışanlar olduğu gibi, Paralel ve terörist olup da partimizi zemmetmek için yapanlar da mevcuttur. Bunlar için yakında zecri tedbirler almamız gerekmektedir.

***

Bugün’den Gültekin Avcı’yı içeri aldırdık. Eski Paralel savcı. “Darbeye teşebbüs, silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek”ten müebbet ve ayrıca 10 yıl istetiyoruz. Talimat verdim, eksik kalmasın diye bir de “cumhurbaşkanına hakaret”i ilave edecekler. Ayrıca, davaya bakan yargıç bunun kavgalı olduğu biri.   

***

Hassasiyetleri yükselen halkımızın Manisa Salihli’de geçen hafta taşlamak suretiyle demokratik protesto hakkını kullandığı HDP binasına bu sabah 2 Toma ve 200 polisle baskın yaptırdık, binada bi zarar var mı diye kontrol ettirmiş olduk…

***

18 EYLÜL – Emine Hanım bugün bir toplantıda çok veciz bir konuşma yaptı. “Her kutsal, adanmayı gerektirir. Sizler, şehit yakınları, bu adayışı en fedakar biçimde gerçekleştirdiniz. Bir adanış ve teslimiyet bayramı olan Kurban Bayramını sizler çoktan idrak ettiniz” dedi.  

Paralel ve terörist medya hemen saldırıyor. Ne var yav bunda? Hiç de hanımım diye söylemiyorum, çok güzel ve doğru ifade etmiş. Kutsal: Vatan. Adak: Şehitler. Yani vatanın kutsal olması için ona şehitlerin adanması gerekiyor; aynen bunu demiş oluyor Emine Hanım. Neresi yanlış bunun?

Ayrıca, bu cümlelerde çok derin bir anlam daha var bu hainlerin anlamak istemediği: Beni Hz. İbrahim’e benzetiyor. Hz. İbrahim Allah’a oğlu İsmail’i kurban adamıştı, kesecekti ya, gökten koç indi, yerine onu kesti. Ben de Burak ile Bilal’i kurban diye kesmedim; birine çürük raporu aldım birine bedelli yaptırdım. Onların yerine aziz halkımız kendi çocuklarını kurban, eeee, şehit olmaya yolluyor, Peygamberimizden (SAV) hemen sonraki makam olduğunun idraki içinde…

***

Bi yandan Amerikan büyükelçisi o gazeteyi ziyarete gider. Bi yandan bu Avrupalılar laf sokuşturur. Bi yandan ORC hariç anketlerin tatsızlığı. Bi yandan Babacan olmazsa dış kredi bulamayız diye korkutanlar. Bi yandan suyu geçerken at değiştirmenin imkansızlığı. Aday listeleri hakkında fazla konuşmak istemiyorum. Ahmet’in istediğine yakın oldu. Vebali onun boynuna! Ben partiyi artık tek başıma kurtarmak zorundayım.

***

19 EYLÜL – Ve anket firmalarına zecri tedbirleri başlattık. Gezici'nin anketörleri gözaltına alındı. Ne zamandır düşünüyorduk bu melaneti kaynağında nasıl durduralım diye. “Son iki araştırmamızda AKP’nin oyları yüzde 39'un altında çıktı" demişti bu Gezici! Karakollarda geziyor anketörleri şimdi.

Karakolda o şirkette çalışmamaları konusunda nasihatte bulunmuşlar sadece. Şimdi aklıma geldi, bu Gezici’ye “cumhurbaşkanına hakaret” ve “darbeye teşebbüs”ten dava açacağız. Benim partimin kaybedeceğini söylemek partime ve dolayısıyla bana hakarettir, yine dolayısıyla darbeye teşebbüstür.

Bu sonuca varışım bazılarına aşırı gelirse hemen söyleyeyim onlara: Biz, biiiz, Gezi olayını “darbeye teşebbüs”ten yargılamış, o Pensilvanya’dakine de terörden soruşturma açmış adamız!

***

Gelip anlattılar, savaşta ölen askerin cünub ise şehit sayılıp sayılmayacağı konusunda geçenlerde TV’de çok ilmî bir tartışma yapıldı ya hani, onu bahane eden mesajlar atıyormuş sinemacı eskisi bir meyhaneci. Diyormuş ki: “Toprağı bol olsun vergi şampiyonu Matild Manukyan’ın vergileriyle Diyanet imamlarına verilen maaş helal sayılır mı?”

Alçaklık olursa bu kadar olur. Be meyhaneci, sen kerhaneciye arka çıkacağına (tövbe yarabbi!) bi düşünsene! Biz bu Madam’ın verdiği vergileri Diyanetimize aktarmıyoruz herhalde! Başka vergilerden ödüyoruz imam kardeşlerimizin maaşlarını! Mesela, alkollü içkilerden, yani sarhoşlardan aldığımız vergilerden…

***

20 EYLÜL – Bu HDP’liler hadlerini aşıyorlar. Dün “1 Kasım'da 550 tane yerli ve milli milletvekili istiyorum” demiştim ya, sormuşlar: “Kürt vekil olarak yerli ve milli sayılıyor muyuz?”

Sadece bu Kürtler değil, kara cüppeliler de saldırıyor. Ben tanımıyordum, meğer müseccel Kürt ve gayrimüslim muhibbiymiş, durmadan bölücü neşriyat yaparmış, Strazburg’da profesörmüş, gelir gider burada da derse girermiş, tivit çekmiş hemen: “Sayın Cumhurbaşkanı 550 ‘yerli’ vekil talep etmiş. Meclis baştan aşağı Rum, Ermeni, Süryani, Keldani, Kürt olacak demek ki. Enteresan!”

Bölücü hainlik olursa bu kadar olur. Bir kere, yerli diye bilumum gayrimüslimleri oturup saymış. Onlar yabancı be! Danışmanlarım tespit ettiler, bunu Yüce Yargıtayımız da söylemiş, hem de 1971, 74 ve 75 yıllarında olmak üzere tam üç kere!

Meğer bu hain aslen Fransız değilmiş, içimizden biriymiş; tivitin Türkçe olduğundan da anlamalıydım. Suçu iki misline çıktı şimdi. Hollandalı gazeteci kadını haber yazıyor diye nasıl sınır dışı ettiysek, bunu da alay ediyor diye cezaevi içi ederiz.

***

Cumhuriyet denilen varakpare bizim işten attırdıklarımızı topluyor. Al sana bunlardan birinin ilk haberi: 2011’de Uludere’deki kazada vefat eden 34 kişinin, Bahoz geçecek şeklindeki MİT raporu üzerine bombalanmış olduğu! Yıllardır sakladığımız bu devlet sırrını buna kim sızdırdı, derhal bulacaksınız bana! (Dikkat buyrulursa, bütün bu hainlerin adını soyadını vermiyorum, muhbirlik yapıyor demesinler diye).

***

Rize Belediye Başkanımız Reşat Kasap bir demeç vermiş: “Atatürk heykelinin sabit olarak nereye yerleştirileceği halk oylamasıyla belirlenecektir. Rize'de neyin ne olacağına oturduğu yerden ahkam kesenler değil, Rize'de yaşayanlar karar verecektir”.

Atatürk heykelini kaldırtıp yerine çay bardağı koymak tamam çünkü zaten biz elimizden gelse bütün Atatürkleri kaldırtıp yerine Kur’an-ı Kerim heykelleri koyduracağız, ama dedim ki, bu başkanın kulağını bi bükün, “Heykelin nereye konacağına Rizeliler karar verecektir” ne demek?  Bu söyledikleri, Kürt hainlerin yerel özerklik taleplerine yarayabilir! Kars’taki o Ucube’nin çatır çatır kesilip yıkılmasına nasıl ben karar vermişsem, buna da ben karar veririm!

21 EYLÜL – 1 Kasım için gereken tedbirleri almaya devam ediyoruz: Mardin’de 21 bölge 6 ay boyunca sivillere kapatıldı. 5.000 yeni korucu, 5.000 yeni Özel Timci polis alıyoruz. Güneydoğu’da birçok seçim sandığını “1 Kasım’da kar yağacak” diye kaldırtıp merkeze toplatıyoruz. Kar için Meteoroloji’ye talimat göndermeyi unutmamalıyız.

22 EYLÜL - Ve hainler yapacaklarını yaptılar. HDP’nin iki bakanı istifa ederek bütün seçim hazırlıklarımızı sabote ettiler. Girmekle de hainlik yaptılar, çıkmakla da. Dur bakalım bu durumu nasıl idare edicez. Bir çaresini bulacaz elbet. Karşımızdakiler böyle “aman bana dokunmasın, bin yaşasın” dedikten sonra, bize imkansız yoktur!

***

23 EYLÜL – Cemaat denilen Paralellerin kurban derisi toplamasını yasakladık. Şimdi bütün hainler çıkıp diyeceklerdir ki, Kemalistler de sizin toplamanızı yasaklıyordu, sadece Türk Hava Kurumu’na izin vardı.

Aynı şey mi! Bunlar terörist!