Yazması var ama okuması yok meselesi

Eğer bir haber/bilgi sana fazlasıyla mutluluk veriyorsa, hemen tedirginlik duy. Çünkü kendini içine hapsettiğin masal kozası dışındaki dünya fevkalade farklı.

Perinçek davası yazımın ardından, adı bende saklı birinden bir eposta iletisi geldi. Görüldüğü kadarıyla en çok, “yazmasını bilenler ama okumasını bilmeyenler” meselesinden rahatsız olmuş.

Virgülüne dokunmadan aşağıya tırnak içinde aynen alıyorum, ardına da kendisine yazdığım cevabı ekleyeceğim:

ALDIĞIM İLETİ

“Ulusalcıların neden sevindiğini hemen açıklayalım Baskın Bey'e. Uluslararası Mahkemenin kararının 3. maddesine dikkat ediniz sevgili okuduğunu çok iyi anlayan Baskın Bey.

“3.Yahudi soykırımının inkarı ile Ermeni soykırım iddialarının reddi aynı değildir. bu dava da, Yahudi soykırımını inkar davalarından farklıdır. Yahudi soykırımını inkar davalarının farkı; mahkum edilenlerin tarihsel gerçekleri inkar etmesi, sarih bir hukuksal temel bulunması ve eylemlerin niteliğinin uluslararası bir mahkemece açık bir biçimde saptanmasıdır.

“Yani Ermeni Soykırımı iddiaları tarihsel bir gerçek değildir. Hukuksal bir temeli yoktur. Uluslararası bir mahkemede açık bir biçimde tartışılmamıştır. Anladın mı şimdi önemini Baskın Bey ? Emperyalistlerin bu soykırımın iddiası ile bize dayatmalarına karşı kapı gibi bu mahkeme kararını koyabilirsin önlerine artık. Çok derdin varsa dersin yıllardır söylediğimiz gibi açarsın arşivlerini, (Ki türk ve rus arşivleri açık ermeni arşivleri kapalı) uluslararası alanda tartışırız. Ancak sizin gibiler bu gerçekleri görmez,göremez, görmek istemez Baskın Bey”

***

YAZDIĞIM CEVAP

Kardeşim Xxx Xxx, merhaba.

Gönderdiğin gmail’de bulunan fotoğraf seninse, genç olduğunu görüyorum. Onun için, üslubunun epey saldırgan olmasının iki sebebinden birini buna bağlıyorum. İkinci sebep ise sanırım iletimin sonunda kendiliğinden ortaya çıkar.

1) Önce, “Uluslararası mahkeme kararının 3. maddesi” diyorsun ama hangi kararın 3. maddesi? Herhalde biliyorsundur; AİHM’nin Perinçek davasıyla ilgili iki tane kararı var. Bunlardan birincisi 17.12.2013 tarihli İkinci Daire kararı (link), diğeri ise 15.10.2015 tarihli Büyük Daire kararı (link).

Sözünü ettiğin “3. madde” her iki kararda da nâmevcut. Baktım, bu, İkinci Daire’nin 116. ve 117. paragraflarının yorum-özeti. Buradan da tahmin ediyorum ki bunu sana milliyetçi/ulusalcı bir çevre/parti/örgüt servis etmiş.

***

2) Herhalde biliyorsundur, AİHM’deki bir davada Büyük Daire kararı çıkınca, daha önce çıkmış Daire kararının hiçbir hukuksal değeri kalmaz. Çünkü Büyük Daire, bizdekinin aksine temyiz mahkemesi değildir, Daire kararlarının hukuka uygunluğunu incelemez, davaya en baştan bakar ve yepyeni bir karar verir. Bu karar da Daire kararının yerine geçer. Yani, Perinçek/İsviçre davasının tek bir kararı vardır: Büyük Daire kararı.

***

3) Büyük Daire kararı, ortadan kaldırdığı İkinci Daire kararından Türkiyeli milliyetçileri/ulusalcıları üzecek çok önemli bir noktada farklı ve bunun içindir ki sana servis edenler bundan bahsetmiyor. Oysa Ermeniler/Ermenistan memnuniyet belirtiyor; internette bulabilirsin.

Neden memnunlar, çünkü İkinci Daire kararı para. 116 ve 117’de (mealen yazıyorum) şöyle diyordu: 1915 olaylarının soykırım olup olmadığı tartışmaya açıktır ve bu konuda oydaşma yoktur; soykırım kanıtlanması zor bir hukuksal kavramdır; Yahudi soykırımı farklıdır çünkü orada somut gerçeklerin inkarı vardır ve Nuremberg gibi net bir uluslararası mahkeme kararı bulunmaktadır. Bunlar, AİHM’nin, 1915’in bir soykırım olduğunu reddettiği biçimde yorumlanmaya müsait ifadelerdi.

Bunu ortadan kaldıran Büyük Daire kararı ise çok farklı. Dikkat edersen, diyor ki (uzun olduğu için yine mealen yazıyorum), AİHM’nin, 1915 olaylarının hukuksal niteliği üzerine görüş belirtme hususunda hiçbir yetkisi yoktur. Davanın konusu, İsviçre Ceza Yasası’nın D. Perinçek’e uygulanmasının AİHS’nin ifade özgürlüğüne ilişkin 10. Maddesinin ihlaline yol açıp açmadığından ibarettir (102, 226 ve 229. paragraflar).   

Yahudi soykırımının 1915’ten niye farklı olduğu bir de Büyük Daire kararının 243. paragrafında var. Diyor ki (yine mealen yazıyorum), Yahudi soykırımında, anti-demokratik ve anti-semitik ideolojiden kaynaklanan bir somut gerçek inkarı vardır. Bu inkar, özellikle Nazi dehşetini yaşayan ülkeler açısından iki kat tehlike yaratmaktadır.

Sen yine de bu yazdıklarımı bu orijinal paragraflardan kontrol et. Her okuduğundan şüphe duymalısın.

***

Sanırım bu bilgiler, senin maalesef saldırgan olan üslubunun ikinci sebebini izah etmeye yarayacaktır. Bu ikinci sebep birinciyle yakından ilgili olduğu için, farklı gerçekleri de dinleyecek duruma zamanla geleceğini düşünüyorum.

BİRKAÇ TAVSİYE

Bitirmeden önce, (eğer dinlemek istersen) acizane tavsiyelerim olacak:

Ülkeni ve ulusunu seviyorsan, kendini (ve kendine benzeyen insanları) bir mutluluk kozası içine hapsetmekten kaçın. Her koza bir tarikattır ve dinle ilgisi olsun olmasın, her tarikat kendi mensupları arasında dayanışmayı ve iman tazelemeyi hedefler.

Kulaklarını sadece seni mutlu edecek şeyleri duymaya ayarlamaktan kaçın. Sadece kendini aldatırsın. Başkaları da (en azından) üzülerek bakar.  

Eğer bir haber/bilgi sana fazlasıyla mutluluk veriyorsa, hemen tedirginlik duy. Çünkü kendini içine hapsettiğin masal kozası dışındaki dünya fevkalade farklı. Ortadan kalkmış bir kararın “3. paragraf”ını sana mutluluk verdiği için “kapı gibi karar” diyerek gönderdiğinin farkında bile olmayabilirsin.

Farkında olabilmek için, özellikle, benim sözkonusu yazımın birinci ve sonuncu paragraflarını alıp “B. Oran’dan D. Perinçek’e destek” diye yayın yapan etik fukaralarından kendini koru.

Ülkene ve ulusuna “sütten çıkmış kaşık” muamelesi yapma. Zayıflıklarını ve yanlışlıklarını araştır, onarmaya çalış. İlk başlarda çok saldırıya uğrarsın. Ama sen ülkeni ve ulusunu seviyorsun; artık bu kadarına göğüs gerersin.

Nereden biliyorum? Ben de gençken sana çok benziyordum da, oradan…

Yanaklarından öperim kardeşim,

baskın oran