2-0 iyi sonuç!

Karşılaşma öncesi mantıklı bir insan Portekiz?i yeneceğimizi iddia etmemeliydi.

Karşılaşma öncesi mantıklı bir insan Portekiz’i yeneceğimizi iddia etmemeliydi. Bir puan bizim için gayet iyi olacaktı. Hak eden taraf maçı kazandı. Daha farklı da olabilirdi. Futbolun ilahlarının yardımları bile işe yaramadı. Bir takımın üç topunun direkten döndüğü bir karşılaşma hatırlamıyorum.
Hakeme bahane bulanları şimdiden kınıyorum. İstese Gökhan Zan ve Mehmet Aurelio’yu direkt atabilirdi. Bu yenilgi uykudan kalkmamız için faydalı olmayacaktır. Gerçekten oyunumuza iyice bir bakmamız gerekiyor.
İlk yarıda hazırlık maçlarındaki performansımızın üstüne çıkamadık. Oradaki rakiplerin gücü Portekiz’le kıyaslanmaz. O yüzden mahkûm oynadık. Her türlü istatistikte rakibin gerisinde kaldık. Yan toplarda klasik ‘Türk işi’ni izledik. Adam almak bu kadar zor olmasa gerek. Bir-iki değil tam beş kornerde Portekizliler topa vurdu. Hatta bir vuruşları da gol oldu ama ofsayt nedeniyle sayılmadı. Gökhan Zan (rakibin kaval kemiğini kırmaya çalışırken sakatlanması ilginç) ve Servet Çetin gibi iki kale bile çaresiz biçimde pozisyonları izledi.
Kontra mı oynamak istedik, oyunu kilitlemek mi? Sayın Terim’in kafasında kurduğu kadroyla ne yapmak istediğini anlamakta güçlük çektim. Sabri’yi orta üçlüye alarak hem savunma hem de hücumda etkinlik kurma çabası boşunaydı. Mevlüt Erdinç’e ayrı bir satır açmak istiyorum. Bu oyuncu o kadar şanslı ki, iyi ki Türkiye’de oynamıyor. Dün geceki performansından sonra haksız eleştirilere maruz kalabilirdi.
Euro 96’da bir Vedat vakası yaşamıştık aynısı olmaz diye bir dilekte bulunayım.
Bütün gözler Cristiano Ronaldo’daydı biliyorsunuz. Hakan Balta beklediğimden iyi biçimde dünyanın bir numarasını etkisiz hale getirirken Scolari ‘CR’ın kanadını 30. dakikadan sonra değiştirdi. Portekizli yıldız sağda daha bir göbeğe gelince bizim de işimiz kolaylaştı. Direkten dönen topunu saymıyorum (çok merak ediyorum bu kadar kötü şutları nasıl etkili oluyor bu adamın, resmen burunla vuruyor). Portekiz’i bitiren bir diğer adam da Nuno Gomes’ti. Aslına bakılırsa ben bunu Scolari’nin kendisine de söyledim. Tamam bize sekiz yıl önce iki gol atmış hatta dün gece asist de yapmış olabilir ama saçıyla bu kadar oynanan adamdan hayır gelmez!
İsviçre’yi biraz daha şanslı olabilirsek -nasıl olacaksa- yenebiliriz çünkü oyun bundan daha farklı olmayacak. Tek avantajımız kaptan Frei’ın sakatlığı. Bize ters gelecek bir oyuncu olmayacak. Dün gece Portekizlilerin yaptığı gibi ileri çıkacak stoperleri de yok. Ha onları yensek ne olacak? Sağımız solumuz belli olmadığı için kestirmek güç. Euro 2000’i hatırlayın. Yine en başta söylediğimi tekrarlayayım. İyi futbol oynamıyoruz ve en azından bizi bir adım öne çıkaracak bir özelliğimiz de yok.
Not: Maç öncesi İsviçre-Çek Cumhuriyeti mücadelesini dev ekranlarda izledim. İsviçrelilerin takımlarını gayet ruhsuz desteklediğini söylemeliyim. Hatta bir sonraki maçı izleyecek Türk ve Portekiz kafilesi ev sahiplerini bastırdı. Kaptan Frei gözyaşları içinde oyundan çıkıyor ben ellerim dolu olmasına karşın alkışlamaya çalışıyorum, ‘Suisse’lerde tık yok. Euro 2008 bu topraklara yakışmamış.