Aman Avcı vurmasınlar seni!

Fenerbahçe?nin yeni sezon girizgahları pek etkili değildir. Geçen hafta ?silik? ötesi bir oyunla Antep?te kavrulan Kanarya?nın rakibi bu kez bir yıl önce bu zamanlarda 2-0 galip gelen Belediye.

Fenerbahçe’nin yeni sezon girizgahları pek etkili değildir. Geçen hafta ‘silik’ ötesi bir oyunla Antep’te kavrulan Kanarya’nın rakibi bu kez bir yıl önce bu zamanlarda 2-0 galip gelen Belediye. Ne yalan söyleyeyim İBB, dokuz kişi kaldığı için bu maç benim için gayriresmi. Zaten 11’e 11’de, hatta 11’e 10’da olası puan kaybında ‘Hava, su, elektrik, disko disko Partizani, falan, filan’ denilecekti. Bu mücadeleye yakışan cümle:
Maçı kazandık ama rakibimizinden iki fazla olmamız bahane olmamalı.
‘Hakemin kararı doğru’, ‘yanlış’, ‘kendisi eyyamcıdır’ vs... Bu tip görüşlerden uzak durmaya çalışıyorum. Başka bir açıdan dün geceki olaylara bakalım. Metin, gereksiz ötesi bir hamleyle kendini attırıyor. Akabinde masum ayaklarına yatıyor. Önüne geçmiş bir hücum oyuncusu varsa ve son adamsan elini öyle kullanamazsın. Neyse İstanbul BB bu karta sinirleniyor çünkü Metin itiraz ettiğine göre bir haksızlık var. Efendi bildiğimiz Abdullah Avcı bile deliriyor. Akabinde Lugano artistik bir hareketle Serhat’ı attırıyor. Daha sonra üst üste acayip yanlış kararlar, verilmeyen kartlar. Bir anda hakem maçın önüne geçiyor. Hep söylüyorum sorun hakemlerin taraflı-sız olmasında değil. Bariz tutarsız
ve beceriksiz bu turkuaz gömlekli adamlar. Kendilerine nasıl destek olabiliriz hakikaten bilemiyorum.
Semih-Güiza işbirliği gelecek adına ümit verici. Dün geceki gibi kanatlara inilemediği anlarda nöbetçi-okçu birliğinden Aragones çok ekmek yiyecek. Gökhan Gönül, geçen sezonun başındaki Uğur Boral gibi. Uğur da geçen sezonun başından az bir hafta sonraki Uğur gibi! Durum böyle olunca yük golcülerin bitiriciliğine binecek. Ancak şu da bir gerçek Cesario-Metin göbeği her maçta karşısınıza çıkmaz. Fener’in göbeği de piercingli! Hedefleri büyük bir takımda Edu ve Lugano’nun yedekleri Yasin, Can ve Önder. En sıkısından utandırılmak dileğiyle.
Umarım Abdullah Avcı bir gün kötü adamlardan birine dönüşmez.
Şu futbol camiası denilen hapishanede sevebildiğim nadir adamlardan. Dün
de dokuz kişi kalmasına rağmen takımını çirkefleştirmedi. Maçtan sonra hakeme bir çift laf bile etmedi. Tuhaf geldi değil mi? ‘Kap-kaç-hızlı oyna’ taktiğini uygulamak için ellerinden geleni yaptılar. Oyuncu kaliteleri ve yerel kaideler nedeniyle yine küme düşmeme telaşı onları bekliyor.
Son bir-iki cümle: Carlos’a yaya yakın yerlerden serbest vuruş attırma ısrarını anlayamıyorum. O noktalardan  sayısız gol atmış bir Alex varken Carlos’un kontrolsüz gücüne gerek yok. Ha, birisi topun dibine girip Roberto voleye yatacaksa durum başka elbette (bkz 67. dakikadaki kaçan ‘muhteşem’ gole)!