?Büyük Alexander? değil ?Deivid?

İlk yarı ?çılgın? bir futbol vardı sahada. Fenerbahçe-Arsenal maçını yeniden izledik sanki (Londralıların yerine Galatasaray?ı koyun). Galatasaray oyuna hükmetmek için yarı sahada...

İlk yarı ‘çılgın’ bir futbol vardı sahada. Fenerbahçe-Arsenal maçını yeniden izledik sanki (Londralıların yerine Galatasaray’ı koyun). Galatasaray oyuna hükmetmek için yarı sahada pres yaparken Fenerbahçe terinin son damlasına kadar savaşıyordu. Böylesine müthiş bir hücum gücüne sahip Aslan karşısında tutunmak için zaten başka bir şansları yoktu. En geride olması gereken Emre Aşık normal hücum setlerinde forvette falan oynayacaktı, şaka yapmıyorum!
Galatasararay maça ‘dakka iki, gol bir’le başlayınca bu kez büyü bozulacak zannedildi yüksek ihtimal. Ancak skoru 10 dakika bile koruyamadılar ve ‘uyuyan devi’ dürttüler. İlginçtir Galatasaraylılar için Alex’in oynamayacak olmasının en sevindirici yanı ‘duran
top’ tehdidinin kalkmasıydı. Lakin Selçuk golü köşe vuruşunda attı. 30 saniye önce ters taraftan ‘uyarı’ yapmış olmasına rağmen! Mücadelenin kırılma noktası Lincoln’ün sayılmayan golüydü. Skor 2-1’e gelse ev sahibinin yeniden ayağa kalkabileceğini sanmıyorum.
Deivid de Souza için ayrı bir paragraf ayırmak lazım (bunları yazarken gol atmamıştı daha). Çok kısa bir süre sahalara dönmüş bir oyuncu için kusursuz bir performans sergiledi Brezilyalı. Alex’in yokluğunda takımının yaratıcı gücü oldu, Gökhan ve Uğur’u yeniden diriltti. Hem de Ayhan ve Meira gibi iki sert adam karşısında. Sert adam demişken Josico’nun mücadele gücü de Fenerbahçe taraftarını umutlandırmalı. İspanyol oyuncu çok iyi bir kesici. 
İkinci yarının başında Skibbe kendi ipini çekecek bir hamle yaptı. 4-2-3-1 gereksiz bir taktik değişikliğine gittiği gibi Fenerbahçe savunmasıyla baş edemeyecek Nonda ve Kewell oyuna girdi. Ne kadar kötü oynarsa oynasın Ümit Karan sahada kalmalıydı. Çünkü ne Nonda ne de Kewell fizik olarak karşılaşmaya etki edemezlerdi. Alman teknik adam Emre’yi çıkarıp Meira’yı stopere almakta da çok gecikti.
Lugano’nun golünden sonra maçın galibi belli oldu. Aragones’in de ileri ikilisini çıkarmasıyla ilk yarıdaki zevkli futbola hasret kaldık. Emre ve Burak, Kanarya’nın kontra fırsatlarını birer birer ezerek skoru korudu! Galatasaray’ın bu kadar çökmesini anlamak çok zor değil aslında. Favori olarak çıktıkları daha da önemlisi güzel bir futbol oynadıkları bu dönemde ‘Kadıköy sendromu’nu yine yenemediler. Bir kez daha Fenerbahçe’ye zor günlerinde yardımcı oldular! Arda Turan’ın da ‘küçük adam’ olarak kalması da yenilginin baş faktörlerindendi.
Ne yazık ki ligimizdeki futbolcular kötü niyetli. Yabancıları bile birer canavar haline getiriyoruz. ‘Sahada hakeme yardımcı olmak’ diye bir kavram bir tek bizde var ama uygulayan yok. İstisnasız her karara itiraz ediyor futbolcularımız. Dün gecenin itiraz şampiyonu Ümit Karan’ın yaptığı gibi. Hakem atışıyla maç başlayacak Ayhan, Roberto Carlos’un önüne baraj kuruyor. Lugano beraberlik golünden sonra yan hakemin oraya doğru depar atıyor. Hüseyin Göçek belki Josico’yu kızartabilirdi ama kendisini tebrik ederim.
Not: Haldun dayıma ‘geçmiş olsun’ diyorum. Fenerbahçe’nin ‘moral aşısı’yla bugün taburcu olur herhalde!