Eziyet ve meziyet

Sevilla zaferiyle Avrupa'nın gözde prensi haline gelen, Deloitte Ligi'nde kendine yer bulan Fenerbahçe için rüzgâr tersine dönmüşe benziyor.

Sevilla zaferiyle Avrupa'nın gözde prensi haline gelen, Deloitte Ligi'nde kendine yer bulan Fenerbahçe için rüzgâr tersine dönmüşe benziyor. Önce 'derbizede' oldular dün de berbat bir futbolla başkentte iki puan bıraktılar. Darılma gücenme yok, salı günkü Sevilla maçı da farka müsait. Zico'nun kriz anlarında nasıl bir komutan olduğunu hep beraber göreceğiz.
Futbol hayat gibi oldukça ilginç.
Ligin en çok eleştirilen takımı Beşiktaş, bugün kazanırsa lider olacak. Bu son virajlarda hata yapan, rakibinin şampiyonluk görüntülerini televizyondan izler.
Eksikler elbette Fenerbahçe için önemliydi ama kötü mücadelenin bir açıklaması yoktu. İlk yarıda Fenerbahçe'nin tek etkinliği duran toplardaydı. Böyle bir topta 6. dakikada Önder'in çekilerek düşürülmesini hakem Halis Özkahya atladı. Onun dışında Fenerbahçeli taraftarlar bir kez bile heyecanlanmadı herhalde. Gözüm kapandığı sırada olmuşsa bilemem elbette! Bu maç için stada gelenler paralarını geri istemeli. Bu kadar sıkıcı ve yavan bir maça uzun süredir şahit olmamıştım. Saha kötüydü bahanesi inandırıcı olmaz. Tüketici Hakları Derneği sessiz kalmasın!
Zico'nun ileride Kezman'ı bırakıp kanatlardan yüklenme projesi biraz vur-kaç taktiğine benziyordu. Golü bulsam ve bu zor dönemi atlatsam
diye düşünen Kanarya, Uğur ve Kazım'ın ayağına bakar durumdaydı.
Bu iki futbolcunun savrukluğuna Kejo'nun da ayakta duramaması eklenince çok kötü bir takım izledik. Kazım'ı almak için Beşiktaş'la Fenerbahçe'nin resmen savaşa girdği aklıma geliyor da aşırı 'parlatma' konusunda kulüplerimiz çok yetenekli vallahi. Ali Bilgin'e de sevgiler!
İkinci yarıda da zulüm cephesinde değişen bir şey yoktu. Levent Erdoğan'la birlikte bayan futbolu izlesem daha mı iyiydi? Fenerbahçe'yle Ankaragücü arasında gerçi bir fark vardı. Başkentliler en azından oynamaya çalışıyorlardı. 'Öteki Fenerliler'in (yedeklerden bahsediyorum) çaba seviyesi yerlerde süründü, aynı kendileri gibi. 75'ten sonra vites büyüten Ankaragücü de Bebbe, Murat, Gökhan'la kaçırdığı pozisyonlara yanıyordur herhalde. Maçın en başarılı adamı Serdar'ı geçemediler. Kulbilge, kaleyi yeniden vermeyecek gibi.
Not: Dün gece bir pozisyonda Tolga Doğantez, Metaja Kezman'ı bir hayli taciz etti. Küfürlü- ittirmeli-kaktırmalı baskıda Kejo'nun bir saniye bile Tolga'yı kaale almaması çok şahaneydi. Acaba bu Sırpların gelenekleri yok mu?
Küfürü yiyince niye 'öldürürüm ulan seni' diye bağırmıyorlar? Cevap anahtarı Volkan Demirel de mi acaba!