Galatasaray için yine aynı senaryo...

Bu haftanın olayı, Erkan Zengin'in haksızlık olur gerekçesiyle çift vuruşu kullanmamasıydı. Tebrikler Trabzonsporlu oyuncuya... Haftanın en çok tartışılan pozisyonu olan Selçuk İnan'ın kırmızı kartına gelince... Açın iki yıl önceki Çaykur Rizespor maçını izleyin. Yine aynı senaryo!

Yeniden merhaba… Televizyon ve kulüp deneyimlerimden sonra tilki, kürkçü dükkanında! Biraz paslanmış olabilirim ama hocamın ve takım arkadaşlarımın desteğiyle eski formuma kısa süre içerisinde ulaşacağıma inancım tam!

Şaka bir yana bu topraklarda en çok okunan yazılar, iğneleyici sert bir üslupla yazılanlar. Futbol ağırlıklı spor dünyamızda bu çıta çok daha yükseklerde. Konu futbol olunca tecrübenin, yaşanmışlıkların ve bilginin değeri yok hükmüne yakın. Herkesin her şeyi bildiğini ve uzman olduğunu düşündüğü bir alanda yazmak çok da kolay değil aslında.

Yine de burada paylaşacağım fikirlerin biraz da ufuk açıcı olmasını umut ediyorum. Radikal gibi tartışmayı ve analizi benimsemiş bir kurumun çatısı altında, mantıklı bir hayalperestlik gibi geliyor bana.

Bundan sonra her salı ligde haftanın özetini soru-cevaplarla, ‘altı pas’ın içinde yapacağız. Fazla uzatmadan girelim ceza sahasına…

Haftanın olayını sorarak başlayalım. Haftaya damgasını vuran olay neydi?

Trabzonsporlu Erkan Zengin’in takımının kazandığı çift vuruşu kullanmaması gerçekten çok ilginçti. Erkan sakatlık nedeniyle topun taca atıldığını, dönüşünde kazanılan bir avantajın haksızlık olduğunu düşünerek atışı kullanmadı. 0-0 giden bir maçta bunu herkes yapamaz. Erkan’a en içten tebrikler…

Bu arada Kayserisporlu Hakan Arıkan ve Marko Simiç’in hakemin kararına şaşırmaları, futbolcuların icra ettikleri mesleğin kurallarına hakim olmadıklarını net bir şekilde ortaya koydu. Sadece futbolcular değil gazeteciler ve taraftarlar da ilk yorumlarında hakem Hüseyin Göçek’i canlı canlı gömerlerken ardından “Aaa ben bilmiyordum” dediler.  

Selçuk İnan’ın kırmızı kartı da çok konuşuldu. Hakemin geç düdüğünün oyuncunun reaksiyonunda etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?

Hatırlayın teknik direktör Fatih Terim’in ayrılışı sonrası İstanbul’da oynanan bir Çaykur Rizespor maçı vardı. O karşılaşma 1-1 bitmiş Galatasaray birçok pozisyondan yararlanamamıştı. İlginçtir, maçın özetini bulup izlerseniz Burak Yılmaz’ın cumartesi akşamı olduğu gibi yine yüzde yüzlük pozisyonlardan yararlanamadığını göreceksiniz. Selçuk yaklaşık iki yıl sonra benzer senaryosu olan bir maçta bu kez çift sarıdan değil direkt kırmızı kartla atıldı. Kazanma hırsıyla limiti aşan Selçuk’un, Tita onu çekmiş, hakem düdüğü geç çalmış oralara takıldığını düşünmüyorum. Kaptanın, ne yaptığını farkında olan bir tavırla sahadan ayrılması rakip oyuncularla, hakemle dalaşmaması da bir gösterge bizim için. Bu kadar yıldır sahanın içinde olan milli bir sporcu, hatasını anında görebiliyorsa, bizlerin de “Hakem önceden düdüğü çalsaydı”, “Tita’ya hemen sarı kart gösterseydi”, “şu olsaydı bu olsaydı” şeklindeki varsayıma dayalı yorumlardan hızla uzaklaşmamız lazım.

Tribünlerin yine dolu olmadığı görüyoruz. Seyirciyi stada çekmek için neler yapılmalı?

Öncelikle şunu söyleyeyim ilk dört haftanın rakamlarında geçen sezona kıyasla iki katı bir artış var. 2014-2015 nasıl bir sezondu varın siz anlayın artık! Passolig sisteminin etkisini bir kenara iterek,  kulüplerin bu konuya kafa yorup bir yol haritası çizmesi lazım. Kombine sahipleri maça gelmiyorsa –ki İstanbul büyüklerinde durum böyle- bu insanları yeniden sahalara nasıl döndürüz, buna kafa yorulmalı. Ortada bir gerçek var ki maç ritüeli olan ve bir dönem hayatlarının merkezlerine bu ritüeli koyan insanlar artık maça gelmek istemiyor. Ulaşım, stad şartları saha içi-dışı birçok etken insanları futboldan uzaklaştırmış durumda. İnsanların bakış açısı bu iken bu durumu kabullenmek, “Passolig bizi bitirdi” düşüncesi çözümsüzlükten başka bir şeye varamaz.

Türkiye’nin “yaşlı yıldızların son durağı” şeklinde etiketlenmesi doğru bir tespit mi?

Bu hafta bahsedilen durağın ağır abilerinden Beşiktaşlı Mario Gomez’in ne kadar belirleyici olduğunu gördük. Aynı şekilde ilk haftadan bu yana Antalyasporlu Samuel Eto’o’nun da “bitmemiş” olduğunu görüyoruz. Bu lig yarışmacı ve zorlu bir lig. Buraya belirli bir kanıyla -belki ön yargıyla- gelen yabancıların fikirlerinin bir müddet sonra değiştiğini görüyoruz. Uluslararası arena tecrübesi olan futbolcular, kendilerinden istenenin ne olduğunu anlarlarsa katkı yapmaya hazır ve isteklidir. Onları burada oynatmak, verim almak, “bastık parasını getirdik”ten bir tık ötede olmalı ki ülke futboluna bir katkıları olsun. Takımların, yöneticilerin yabancı oyuncu konusunda son yıllarda bir oyun planı belirlediklerini ve alınan verimin çok da kötü olmadığını düşünüyorum.

Yıldızlardan bahsetmişken bu sezon en çok gözlerin üzerinde olduğu oyuncu Robin van Persie. Hollandalı golcü bekleneni verdi mi?

Çok erken övmekte ve yermekte rekortmen bir milletiz. Van Persie’yi izlerken açıkçası ne yapmak istediğini, ne yapacağını kestirebiliyorsunuz. Çok yönlü ve oyun zekası olan bir oyuncu. Şut tercihleri ve vuruş kalitesinde birazcık sorun yaşıyor ama bunu aşacağını düşünüyorum. Elbette bir golcüden beklenen skora etki yapması ama Fenerbahçe bence ondan daha çok takımın lideri olmasını bekliyor.

Galatasaray’ın Atletico Madrid karşısında şansını nasıl görüyorsunuz?

Hamza Hamzaoğlu ve Wesley Sneijder, maç öncesindeki basın toplantısında rakiplerinin favori olduğunu söyleyerek gerçekçi bir yaklaşım sergiledi. Galatasaray sezona zihinsel olarak çok yıpranmış girdi. Roberto Mancini ve Cesare Prandelli dönemlerindeki gibi kırılganlık, takımın üzerinden bir süre eksik olmayacak gibi görünüyor. Yönetime, teknik heyete ve futbolculara yapılan eleştiriler tüm bir yapıyı aynı anda etkiliyor ve bu oldukça sakat bir durum. Atletico’yu uzun uzun anlatmaya gerek yok. Hamza hoca yönetimindeki Galatasaray’ının en büyük gücü hücum hattında zaman zaman gösterilen ofansif hüner. Rakip savunma bu tip durumlarda çok tecrübeli ve Messi gibi sihirbazınız yoksa onları aşmak hiç kolay değil. Atletico’da bir de bizim takımlarımızın hiç hoşlaşmadığı hızlı ve güçlü bir forvet olan Jackson Martinez var. Barcelona karşısında yedek başlayan Kolombiyalı oynayacak gibi görünüyor. Galatasaray’ın kazanması mucize ve çok büyük iş olur.