"Sağlam" duralım çünkü Çalımbay var

Her zaman olduğu gibi tartışmalı bir derbi haftasını geride bırakırken iki emektar teknik adamın yaşadıkları bizlere nasıl bir yerde yaşadığımızı ve nasıl bir yerde yaşamak istediğimizi tüm çıplaklığıyla bizlere gösterdi.

Bu haftaki altı pası tamamen derbiye ayıracaktık ama Bursaspor Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam’ın gözyaşlarıyla başlamak istiyorum. İnsafı, vefayı, sevgiyi ve saygıyı öğrenemeyenler –belki de öğretemediklerimiz-, ‘kahpe bizans’lılar olarak gördüklerine forumlarda, sosyal medyada laf yetiştirmeyi taraftarlık sananlar, sonuçlara bağlı beyni yıkanmışçasına hemen “istifa” çığlıkları atanlar sizi aldatmasın sevgili hocam. Bursaspor’un şampiyonluğu kazandığı akşamı, o zamanlar Radikal’in izlenim yazan çömez bir yazarı olarak canlı yaşamış, saatlerce sokaklarda yürümüş, insanların mutluluğunu ve gururunu gözlerinde görmüş biriyim. Onlara tutunmaya çalışın. Türkiye Kupası yayınları sırasında yaptığımız sohbetlerde ne derdik: “Bizde spor ortamı bu ama pes etmek olmaz.” O şampiyonluk günü sevinçten ağlayan güzel insanlar siz de hocanıza tutunun. Takımının kazandığı günü zehir edenlerin kazanmasına izin vermeyin. Baktınız olmuyor, hakem Deniz Çoban’ı teselli eden Rıza Çalımbay’ı izleyip ilham ve güç alabilirsiniz!

Derbide kazanan Beşiktaş oldu. Siyah-Beyazlıların galibiyetinin ligin kaderini değiştirdiğini söyleyenler bile oldu. Ne kadar önemliydi bu zafer?

Beşiktaş son iki sezonda derbilerde kazanamayan bir takımdı ve bunu aşmanın önemine geçen hafta vurgu yapmıştım. Maçın ardından takımın yaşadığı sevinç normal bir derbi zaferinden fazlası olarak görüyorum. Oyuncuların özgüvenine bu üç puanın büyük katkı yapacağını düşünüyorum. Bu özgüven en çok Gökhan-Olcay-Oğuzhan üçlüsüne etki yapacaktır. Özellikle Gökhan Töre lig tarihinde takımı tek başına sırtlayanlar kategorisine girecek gibi görünüyor. Daha 6. haftadan şampiyonluk konuşulması ise oldukça anlamsız. Bu kadar yıldır futbol izleyen, takip eden insanların “Fenerbahçe kazansaydı lig biterdi” öngörüsü geyik sohbetinden öte değil.  

Fenerbahçe Asbaşkanı Mahmut Uslu hakem kararlarına çok sert tepki gösterdi. Hakemlerin yönetimini nasıl buldunuz?

Hakemler şeklinde bu soruyu sormak çok doğru. Ekip halinde çok kötü maç yönettiler. ‘Herkes hata yapar’ın bir tık ötesine geçtiler. Açıkçası Beşiktaş’ın galibiyet golünde Alves’in Gomez’in kendisini çekmesini umursamaması ve yangın yapmaması onlar açısından şanstı.

Bizim temel sıkıntımız sahanın aktörlerinin çok az konuşması. Durum böyle olunca protokol çıkışı serbest atış alanı oluyor. Eğer Fenerbahçe adına Mahmut Uslu konuşacaksa, “Bir takım hataların maçın skoruna tesir ettiğini düşünüyorum. Bu tarz maç kaybeden ilk takım değiliz son takım da olmayacağız. Zevkli ve çekişmeli bir maç oldu. Takımımızın performansından memnunum. Teşekkürler arkadaşlar” şeklinde bir demeç beklemiyoruz. Şunu da belirtmek isterim takımı aleyhine bariz hatalar olan bir yöneticinin bir derbi sonrası sert çıkışını da çok anormal karşılamıyorum. Benim takıldığım “Hakemler hakkında bugüne kadar konuşmadık” kalıbı. Uslu, son dönemde kulübü adına ön plana çıkan arama motoruna bir üstte parantez içindeki cümleyi yanına da “Mahmut Uslu” yazıp çıkan sonuçlara çok değil 5 dakika ayırsa yeterli olur!

Robin Van Persie, maç öncesi Vitor Pereira’ya soğuk davranmasıyla, ısınma esnası sırasında kriz çıkarmasıyla maçın odak noktası oldu. Yaşananları nasıl yorumlarsınız?

Isınma yeri, maç sabahı yapılan eşgüdüm toplantısında kulüp temsilcilerine, 4. Hakem tarafından bildirilir. Bazen ısınma alanı son anda başka yere de alınabilir ama burada çok net bir şekilde belirlenmiş bir yer olduğunu görüyoruz. Van Persie, saha komiseri ve 4. Hakem tarafından uyarılmasına rağmen umursamaz biraz da üstenci bir tavır takındı. Yan hakemle bir ara neredeyse çarpışıyordu ki sakatlık olmaması veya hakemin çok kritik bir pozisyonda hata yapmaması bir şans. Beni en çok şaşırtan Hollandalının, idari menajeri Hasan Çetinkaya gibi kurallara çok hakim birini de terslemesi oldu. Van Persie’nin Pereira’ya tavrından gerginliği sezebiliyorsunuz. Bu durumun profesyonelliğine yakışmadığını ve kadro seçimiyle alakalı yaşadığı huzursuzluğu abarttığını anlamalı. Fenerbahçe taraftarı mütevazı ve takım için oynayan yıldızları çok sevmiştir ama kibirden hoşlanmaz. Bugün “Pereira haksız” diyenlerin fikri performanslara ve sonuçlara göre değişirse şaşırmamak lazım.  

Forma seçimleri de bir o kadar konuşuldu. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Formalar maçtan günler önce TFF sistemine girilir ve iki takım da ona göre setlerle hatta aksi durumlar için yedeklerle gider. Maç öncesi eşgüdüm toplantısı başlamadan 4. Hakem takım formaları yan yana koyar ve olası karışıklık çıkarabilecek konuları orada değerlendirir. Maçın saatine göre ışığın, havanın durumu, maçın önemi, naklen yayın vs bir sürü ayrıntı bu seçimde önem taşır. Hakemlerin ve temsilcilerin bu konuda oldukça tecrübeli olmalarına rağmen yaşananlara cidden şaşırdım. Kulüp tarafı olarak daha az sıkıntı yaşayacak durumlarda yetkililerin bazen aşırı hassas olduğunu da görmüş biriyim. Burada bir hata varsa sorumlusu belli. Şunu da söylemem gerekir ki TFF, eşgüdüm ve yayın toplantılarına biraz daha özen göstermeli ve yetkinlik konusunda kendi değerlendirmesini yapmalı.