Volkan?ı affedelim o daha çocuk!

Maçın son dakika-larında yaşanan olayları hayretler içinde seyrettim. Geçen sezon kupa derbisinde Lincoln?ü sahada kovalayan, Çek Cumhuriyeti maçında Koller?i iten ve bu...

Maçın son dakika-larında yaşanan olayları hayretler içinde seyrettim. Geçen sezon kupa derbisinde Lincoln’ü sahada kovalayan, Çek Cumhuriyeti maçında Koller’i iten ve bu hareketleri nedeniyle kırmızı kart gören Volkan Demirel yine başrolde. Penaltı veya değil hiç önemi yok -ki net penaltı-. 27 yaşındaki (eşşek kadar adam olmuş der büyükler) milli kaleci hakem Abitoğlu’na itiraz ederken mahallenin serserisi gibi. Eliyle yukarıyı işaret ediyor ama kartı görünce sonra bir anda masum çocuk numaraları yapıyor. Bunları yazıyorum da ne olacak? Başkanı ‘Affetmeniz lazım’, milli hocası ‘O daha çocuk’ der, unutulur gider. Fark etmez inadına yazmaya, unutmamaya, unutturmamaya devam.
İstanbul BB maçından sonra ne yazmışım: “Fener’in göbeği de piercingli! Hedefleri büyük bir takımda Edu ve Lugano’nun yedekleri Yasin, Can, Önder. En sıkısından utandırılmak dileğiyle.” Can Arat kendi kalesine gol attığında içim cız etti ama eleştirmek zorundayım.
Yasin ve Can maç eksiklikleri olmasa da şu aşamada Fenerbahçe için çok yetersizler. Ayrıca ofsayt taktiğinden haberleri de yok. İspanyol hoca Luis Aragones de daha fazla
maç tecrübesi olan Önder’i göbekte tercih etmeyerek üç puanın uçmasında baş aktör.
İlk haftaki Gaziantepspor hüsranından sonra NTV’de Rıdvan hocaya rastgeldim. Aşağı yukarı benim gibi düşünüyordu. Roberto Carlos’un vurdumduymaz tavırlarının Fenerbahçe’yi zor durumda bıraktığını söylemişti. Dün gece çoğu pozisyonda Carlos baba bırakın koşmayı, yürümeyi bile tercih etmedi (hakeme itiraz ederken çok aktifti vallahi!). Başka bir futbolcu olsa ‘Adam buldu parayı yatıyor’ fikri ağır basacak. Lakin Brezilyalı solak hırslı bir adamdır, kaybetmeyi pek sevmez. Bu işten bir şey anlamadım.
Böyle giderse Carlos, ‘yıldız statüsü’nde bu ülkeye gelip, en büyük hayal kırıklıklarından
biri olarak gidenler arasında yerini alacak.
Yıldız demişken... Dün akşam Alex’i seyrederken şöyle bir geçmişe uzandım ve bu
adamın Fenerbahçe tarihinin en önemli transferi olduğuna karar verdim. Bir futbolcunun neredeyse iki maçta bir gol atması çok rastlanır bir durum değil. Sezon başından bu yana çok güçlü ve kendini oyuna her şeyiyle veriyor. Dün gece tüm Fenerbahçe tehlikelerinde de ‘Büyük Alexander’in imzası vardı. Attığı kafa golü de ayrıca şıktı.
Hacettepe geçen sezonki takımdan biraz daha güçsüz gibi geldi bana. Önemli oyuncularının takımdan ayrıldığı bir gerçek. Osman hocanın hızlı oynama isteğinde orta saha elemanlarının top kayıpları sorun yaratır. Yine de mücadele azimleriyle bu açıklarını kapacataklardır.