Yok artık Türkiye!

Maçtan önce Çek Cumhuriyeti televizyonu için yorum yapan Vladimir Smicer?i gördüm.

Maçtan önce Çek Cumhuriyeti televizyonu için yorum yapan Vladimir Smicer’i gördüm. Onun gibi yakın kuşağın Çek efsaneleri Karel Poborsky ve Pavel Nedved de artık Çek Milli Takımı’nda yok. Ancak o kuşaktan bir isim hâlâ milli görevi sürdürüyor. Jan Koller’den bahsediyorum. Son iki sezonda Monaco ve Nürnberg’le dibe vuran 35 yaşındaki forvet yeniden doğuşun örneklerinden birini sergiledi. ‘Uzun boylu forvet Türkiye’nin belalısı olur’
hadisesini yıllardan beri olduğu gibi yeniden yaşadık.
İlk yarı da aynı Portekiz maçı gibiydi. Sert oynayan ve iyi basan takımlara olduğu gibi tek yapabildiğimiz bol bol yan toptu. Takımımızın yapısı da buna müsait zaten. Stoperler, sol bek, iki göbek adamı zayıf teknikleri yüzünden bol bol ‘yan’ladı ve ‘uzun’ladı. Hatta bir ara yaklaşık bir beş dakikalık bir periyotta Çek Cumhuriyeti taraftarları tarafından ıslıklandık,
haksız da sayılmazlardı! Koller kafayla, göğüsle, her iki ayağıyla, burnuyla, gözüyle kısaca tüm vücuduyla Türk savunmasını hallaç pamuğu gibi dağıttı.
İkinci yarının başlangıcı da aynı İsviçre maçı gibiydi. İkinci golü yiyene kadar maçı iyi forse ettik. Sabri’nin oyuna girişiyle birlikte Hamit’in göbeğe geçmesi takımı bir hayli hızlandırdı. Ancak burada sorun kanatlardan yapılan ortalarda ne Nihat’ın ne de Tuncay’ın fiziksel özelliklerinden dolayı hava toplarında etkisiz kalmasıydı. Bu iki oyuncudan bahsetmişken şunu da söylemem lazım. Turnuva öncesi en büyük beklentimiz Nihat ve Tuncay’ın başarılı geçen sezonlarını İsviçre’de taçlandırmalarıydı. Genel anlamda ikisinin performansı hayal kırıklığıydı ancak Nihat attığı gollerle günü kurtardı!
2-0’dan sonra Çek Cumhuriyeti’nin direkten dönen topu Türkiye’ye yeni bir umut aşıladı. Çekler’in de yorulmaları nedeniyle en azından rakip kalede tehlikeler yaratabiliyorduk. İşte bu anlarda farkın bire inmesi maçı daha dramatik bir hale getirdi. Arda Turan attığı golle sanıyorum değerini 1 milyon dolar daha artırdı. Dakikalar geçtikçe Euro 2008’e veda etmeye hazırlanıyorduk. İşte o an Cech’in asisti futbol tarihinin en büyük mucizelerinden birine önayak oldu. Son anlarda Volkan Cech’e yanıt vermeye çalıştı. Önce hatalı bir çıkış, ardından kırmızı kartla zafere limonu sıkıyordu. Artık milli heyecan Viyana’ya taşınıyor. Açıkça söylemek gerekirse bu takım zaman zaman gösterdiği performans ve inanılmaz şansıyla Hırvatistan’ı da eleyebilir. Sanıyorum Avrupa’da Türk bayramı bir müddet daha sürecek.
Not: Eminim ki bugün Türk basınındaki çoğu köşe yazarı İsveçli hakemi yerin dibine sokacak ve kararlarını eleştirecek. Kabul ediyorum ki maç boyunca hakem aleyhimize yanlış kararlar verdi. Yine de bu durum itirazcı antipatik yönümüzün açıklaması olamaz. Mehmet Aurelio sarı kart cezalısı durumuna düşüyor. Niye? Gereksiz bir pozisyonda hakeme itiraz ettiği için. Çeklerin ikinci golü öncesi bir faul oluyor, oyunu hızlı başlatan Çekler 20 saniye sonra golü buluyor. Halbuki faul kullanılırken Tuncay rakibin önüne geçerek faulun kullanılmasını engellese hem değişiklik yapılacak hem de bu kadar hazırlıksız yakalanmayacağız. Peki Tuncay ne yapıyor? Sırtını hakeme dönüp Norveçliyi kulübeye şikâyet ediyor. Ne de olsa bizimkilerin milliyetçiliği yeterli!