Bedreddin

Biz insanlar, hepimiz, psikozun kapısında, kuyrukta bekleyen adaylarız. Hiç farkında olmadan, meşguliyetle tedavi ederiz kendimizi.

78 yaşında bir adamın evinde misafirdim dün, benden 78 yaş gençti. “Yanlış yapmaktan korkmayalım” dedi bana, bilime olan inancından bahsetti ve “Ben en çok yanılan bilimi severim” dedi... Koca bir ömrü, mevsim başlarında kabuk değiştirerek yenilenen bir hayvan gibi yaşamış bir adam vardı sanki karşımda. Tevazu, ölümsüzlüğün zihnimdeki sureti olmuştur hep ve bu adam, ispatıydı bu gerçeğin, kanlı canlı karşımda. Her insan, özündeki acı anlamsızlığıyla bizi dipsiz kuyularda merdivensiz bırakan bu hayatı, mümkün mertebe katlanılır kılmaya çalışır. Kendi meşrebince, kendi becerisi kadar. Mükemmel bir hayat yoktur. Mükemmel, mümkünü imkânsız kılar. Mesele, hayatı mümkün kılmak. Mükemmel, insanı bozar. Mazhar Osman, delileri iyileştirmek için ‘Meşguliyetle tedavi’ adını verdiği bir yöntem uygularmış. Bakırköy’deki hastaneyi kurarken, duvarları boyatmış onlara, türlü türlü iş yaptırmış. Biz insanlar, hepimiz, psikozun kapısında, kuyrukta bekleyen adaylarız. Hiç farkında olmadan, meşguliyetle tedavi ederiz kendimizi. Muhsin Bey çiçekleriyle konuşurdu, Sezen Aksu şarkı yazar, Tarlabaşı’nda bir kadın, bir ömür çamaşır asar. Türlü türlü meşguliyetlerdir, hayatı mümkün kılan, kimi müezzin olur, kimi aşık, kimi başbakan. İnsanı hayvandan ayıran en önemli farkın boşluk duygusu olduğunu düşünmüşümdür her zaman. Rakunların içine birden sebepsiz sıkıntılar çökmüyordur herhalde, zengin bir evin kedisi ‘Her şeyim var, niye hâlâ mutsuzum’ yazmıyordur günlüğüne. Biz insanlar ise bir ömür boşluk duygusuyla mücadele ederiz. Zengini fakiri, mutluyu mutsuzu, bir an gelir, herkesi vurur boşluk duygusu. Güneşli ve güzel bir günde, bir mağaza vitrinine bakarken de gelir, haberleri dinlerken de, bir imza atarken de, hem de kendi düğününde... Bu yüzden çocuk yapar insanlar, bu yüzden çocuk kalır. Büyüdükçe artar çünkü bu duygu, en beklenmedik anda insanı esir alır. Bana göre biz insanlar, hayvanlardan bu yüzden ayrılır ve birbirimize en çok bu konuda benzeriz. Tekerlekli boy aynalarıyız sokaklarda hepimiz, kime baksak, kendimiz. İşte bu yüzden, hep bir meşguliyet bulmak gerek, en kolayı değilse de en kârlısı da, sevmek. İş gibi sevmeliyiz, bir mesaidir sevmek. Para pul, yatırım istemez, sermayesi doğuştan, vakit güzel geçer, hayat mümkün olur, tek bir insanı olsun, sevdiğini hatırladıkça insan. 78 yaşında bir adamın evinde misafirdim dün. Bir kez daha gördüm ki sevmek ve sevdiğine inanmak, en güçlü tedaviymiş. O, kendi karnında bağdaş kurmuş bir şaman, Varidat’ın her satırını güzel gönlüne nakşetmiş.

Lagavulin için teşekkürler Tuncel Abi, kadehin dibini bıraktım farkındaysan, bir gün döneceğim için... Aklın kalbisin sen, sonsuzluk kaderin olmuş, öldükçe doğacaksın ve hayalimde her daim, Bedreddin olacaksın.

YAZARIN DİĞER YAZILARI