Sakal

Hızla yaklaşıyor yılbaşı müsameresi ve ben yan gülmeye başladım çoktan. Bu kafayla küçük bir hikâye yazdım bu hafta...

KIasım bitti. 31 Aralık kapıda. Yılbaşı gecesi yaklaşırken hep bir sıkıntı kaplar benim içimi. Daha temmuzdan başlar bu durum bazı yıllar. Aslında derdim özel günlerin hepsiyle. Temsil meselesine dönüşür hep bu günler, mutluluğun skoru tutulur. Mahalle baskısının en yakışıklısını hep bu özel günlerden hatırlarım ben. Gönülsüz ve çaresiz, bir smokin giyer ki ruhum, hep küçük gelir, yakası sıkar, hiç yakışmaz, göbeğim taşar, tadım kaçar, gerilirim, yorulurum, tat kaçıracak bir şey yoksa da sıkıntı yok, ben bulurum. Yine öyle oluyor bu günlerde. Hızla yaklaşıyor yılbaşı müsameresi ve ben yan gülmeye başladım çoktan. Bu kafayla küçük bir hikâye yazdım bu hafta. Küçük bir yılbaşı hikâyesi. İyi de geldi, yarım beden büyüdü smokin.

İyi akşamlar. Ben Doktor Bernard Cohen. Kliniğim Grenoble’da, Court Beriat sokağı üzerinde No: 38’de. Sizlerle geçen kış başımdan geçen tatsız ama öğretici bir olayı paylaşmak istiyorum. Soğuk bir gün. Hiç hasta randevum yoktu, sadece bir kez aşağıdan kapımı çaldılar ama onlar da Greenpeace üyesi olduklarını iddia eden birkaç sarhoş gençti.

Camdan bir süre izleyip gitmelerini bekledim. Kliniğin içinde adımlarımı sayarak birkaç tur attım ve eski karımın yüzünü gözümün önüne getirmeye çalıştım. Bunalmıştım. Sonunda biraz hava almak için klinikten çıktım. Sakalımı klinikte bıraktım. Sokaklar karanlık. Akşam vakti. Karda yürüyen insanlar. Havada ıslak yün kokusu. Yüzümde bir ağrı. Elimi götürdüm, sakalım var... Korktum! Yüzümü yılanlar sarmış gibi, havada ıslak yün kokusu... Sakalım klinikte, eminim, benim sakalım, çıkarken girişteki vestiyere asmıştım. Bir ayna arıyorum. Yok. Vitrinler cıvıl cıvıl, yılbaşına iki gün var, her yer rengârenk. Tarifsiz bir telaş kapladı ruhumu, sokaklarda babalar ve kızları, yüzümde kim bilir kimin sakalı, havada ıslak yün kokusu... Kliniğe dönmeliyim, hiç çıkmamalıydım, sakalım klinikte, hiç çıkarmamalıydım. Korkuyla tekrar götürdüm elimi yüzüme, bir umutla dokundum ve çaresizlik içinde düştü elim sağ yanıma, doldu gözlerim, ağlıyorum, zor nefes alıyorum. Yanımdan geçen ilk insanı durdurdum. Şefkatle baktı genç kız yüzüme, güzeller güzeli bir genç kız...

Genç Kız – İyi misiniz?

Doktor Cohen – Sakalım!

Genç Kız – Evet, çok yakışmış.

Doktor Cohen – Yoo... Sakal benim değil.

Genç Kız – Hiç belli olmuyor.

Doktor Cohen – Teşekkürler...

Bir süre sessizlik oldu, öylece baktık birbirimize, bir tanrıça güzelliğindeki bu kızın hatlarında gezdirirken gözlerimi birden eski karımın yüzü geldi gözümün önüne, yıllardır hatırlayamadığım o yüz neden şimdi, tüm çizgileri, benleri ve akıl almaz orantısızlığıyla bu kadar berrak bir şekilde aklımda...

Genç Kız – İmza topluyorum, hükümetin enerji politikasını protesto ediyoruz. Destek olmak ister misiniz?

Doktor Cohen – Ben doktorum...

Neden durduk yerde bunu söylediğimle ilgili hiç bir fikrim yok, bu sakal bütün dengemi bozdu, hemen kliniğe dönüp tıraş olmalıyım.

Genç Kız – Öyle mi, ne güzel, ne doktorusunuz?

Doktor Cohen – Benim kliniğe dönmem gerekiyor.

Genç Kız – Sadece birkaç dakikamızı alır...

Doktor Cohen – Bilmem ki, doğru olur mu acaba, yani ne bileyim böyle sokak ortasında...

Genç Kız – Nasıl, anlamadım?

Kız boş boş suratıma bakıyor, hemen uzaklaşmam lazım buradan, önce kliniğe gidip tıraş olmalıyım, sonra da kendi sakalımı takıp çekip gitmeliyim buralardan, hemen, en uzak yere, Afrika, İstanbul, Tokyo, hepsi olur, çekip gitmeliyim, bir an önce

Doktor Cohen – Çok güzelsin, hep böyle kal. Olur mu?...

Kız geriye doğru bir iki adım attı, sonra da dönüp koşarak uzaklaştı yanımdan. Sokağın ortasında, yılbaşına iki gün kala, yüzümde bir yabancının sakalıyla öylece kalakaldım, gözlerimde yaşlar, aklımda eski karımın yüzü, havada ıslak yün kokusu.

Şimdiden, herkese, iyi seneler...

YAZARIN DİĞER YAZILARI