Barış gelince ben de geleceğim

Ciwan Haco, 'Kürtlere artık kardeşlik söylemi yetmez" diyor.

Ciwan Haco albümlerinin müziğin ve kardeşi şiirin dilinden en çokseslisi, 1998 tarihli ‘Destana Egîdekî’, Mehmet Uzun’un kaleminden Ciwan Haco’nun sesiyle bir ‘Yiğitlik Destanı’ydı. İhanetin, esaretin, cesaretin birleştiği yerde ölümle gelen sonundan destanın, art arda kelimeler geçiyordu; rüzgâr, gökyüzü, yer, yıldız, güneş, bulut, yarın, yağmur… En fazla geçen kelimeler umuttu, aşktı, dünyaydı, anneydi. Tekrar tekrar geçiyordular destanın sonundan.

70’lerle birlikte mevsim dönümünü kutlamaktan öte Kürt siyasetinin, kolektif bilincin ‘karnavalı’ Newroz’un bu sene, nice tekrarlardan geçerek geldiğimiz ‘çözüm sürecinde’ bir dönüm noktası olarak geçeceği söyleniyordu tarihe. Barış hiç bu kadar yakın olmamıştı. Bugün Diyarbakır’da Abdullah Öcalan’ın yapacağı çağrı, yeni bir dönemi başlatacaktı.

1970’ten beri şarkılarıyla bir arşiv Ciwan Haco, 17 Aralık’ta Van Newroz’unda çıktığı sahnede, “Umut” diyordu yine. Konser sonrası dinlenmeye çekildiği otel odasında telefonun diğer ucunda Van’a gelmeden önce ziyaret ettiği Muş’ta, Diyarbakır’da, Tatvan’da konuştuğu insanların “Savaş bitecek, haklarımıza, kimliğimize, dilimize kavuşacağız” umutlarından bahsediyordu. “30 yıldır birçok insan öldü, artık ölüm istemiyoruz. Bu savaşı bitireceğiz ama haklarımızı da alacağız” diyordu insanlar. “Benim aldığım mesaj büyük bir umudun olduğu. Umarım bu mutluluk devam eder, bugün yarın bitmez” diyordu Ciwan Haco.

Bu yıl Newroz, Ciwan Haco için çok daha özeldi çünkü insanlar mutluydu. Çünkü Ciwan Haco gibi bu insanlar da barışı, çok uzun zamandır bekliyordu. Bu sebeple “Umarım bu defa Türk devleti ciddidir ve Kürt halkının problemlerini ortadan kaldırmak niyetindedir” diye ekliyordu müzisyen.

‘Destana Egîdekî’nin raflarda yerini aldığı 1998 yılı, Abdullah Öcalan’ın İmralı’da yerini aldığı yıldı. Bir başka dönüm noktası. Bu sebeple 99 Newroz kutlamalarında gözaltına alınanların sayısı 8 bini geçmişti. Newroz’a resmi iznin çıktığı 2000’den itibaren alanlarındaki sloganlar takip edildiğinde hiç de şaşırtıcı gelmeyen, ancak kimilerince sürece zarar vereceği söylenen ‘Öcalan’a özgürlük, Kürtlere statü’ sloganına dair ne düşündüğünü sorduğumda, düşünülmesi de kim bilir kimilerince sürece zarar verebilecek Kürt tutukluları hatırlatıyordu Haco; “Bu iyi bir dilek çünkü biliyoruz ki Türkiye’de pek çok insan siyasi sebeplerle hapishanede bugün. Öcalan da bunlara dahil. Konuştuğum Kürtlerin hepsi Türk devletinin bu defa problemleri sonsuza kadar çözmesi isteğinde. İki yıl sonra aynı sorunlar yaşanacaksa başlanılan noktaya geri dönülür. Gençler dağa döner. Kürtlerin hakları anayasada tanınmalı öncelikle. Bu problem ancak böyle çözülebilir, bir ulus olarak kabul edildiklerinde. Kürtler artık “Benim kardeşimsin ve sana bu yüzden bu hakkı veriyorum” gibi bir söylemi kabul etmez. Türkiye akıllı bir politika oluşturacaksa, bir yıl sonra aynı savaş ortamına girmek istemiyorsa böyle yapmalı. Umarım her şey yolunda gider.”

Her şey yolunda giderse Ciwan Haco da daha sık gelecekti buralara. “İnsanlarım burada, konserlerimi burada veriyorum, ben neden burada olmayayım?” diye soruyordu. Barış gelirse, problemler çözülürse bir evi de burası olacaktı. Planı şimdilik buydu. Kendisi gibi geri dönecek pek çok insan, pek çok sürgün olabileceğini söylediğimde “Kesinlikle” dedi, “çünkü Türkiye o zaman çok daha güzel olacak, çok daha güçlü.”

Sonlanırken sohbet Diyarbakır Newroz’unda Öcalan’ın çağrısının önemine ithafen “Öcalan’a bu Newroz için bir şarkı yapsaydınız nasıl olurdu?” sorumun cevabı, tam da Ciwan Haco’ydu sanırım; “Abdullah Öcalan’a özel bir şarkı yapacağımı sanmıyorum. Aynı şekilde Tayyip Erdoğan için de Abdullah Gül için de söylemem. Benim mesajım halk içindir: Türk ve Kürt halkı içindir söylediklerim. O da şu, umarım barış gelir ve tüm insanlar haklarına kavuşur.”