Bitmez bu suç...

Küçükarmutlu'da acil yıkım gerektiren 'riskli' zemin, hep birlikte yıkımlardan doğmayı başarmanın da zemini...

'Terörist’ imajından kurtulmaya 10 sene evvel referandumla ‘Fatih Sultan Mehmet Mahallesi’ adını almış Küçükarmutlu’nun girişinde bir bez afiş: “FSM ve Baltalimanı mahalleleri bölgemiz riskli ilan edilmiştir. Konuyla ilgili toplantıya tüm mahalle sakinleri davetlidir.”

Konuyla ilgili toplantı pazar günüydü. Yağmurun altında on binlerce mahalleli, hayatlarından eksik olmadığından yıkım, sıkça açtıkları afişi yine açmışlardı: ‘Evimizi Yıkanın Villasını Yıkarız.’

Bu kentsel dönüşüm kararının Küçükarmutlu’yu var etmişlerin barınma hakları için kurulan komisyona hukuki destek veren ÇHD avukatlarının tutuklandığı gün Resmi Gazete’de yayımlanması, dönüşümün aciliyetini de açıklar gibi. Ki konuştuğunuz her insan, 2000 yılında Japon bir firmanın verdiği deprem raporundan bahsediyor. Bu rapora göre zeminde sorun yok. Bu durumda ‘risk’ zeminden de öte, o zeminde hayat kuranlar olmalı. Hep birlikte yıkıntıdan yeniden, yeniden doğmayı başaranlar…

Toplantıyı duyuran afişe yüzünüzü verdiğinizde sağ taraf Büyükarmutlu’ya gidiyor, sol taraf Küçükarmutlu. Her ikisinde de şöyle bir dolaştığınızda gördüğünüz, eskiden olduğu gibi Armutlu’ya kolay kolay girilemeyeceği. Söz konusu 1950’lerden beri hep birlikte var edilmiş bir mahalleyse, Karslısından Rizelisine, Tokatlısından Sivaslısına bütün mahalle bir. “MHP’lisi de devrimcisi de bir araya gelir. Bunu böyle bilsinler” diyorlar.

Bir köşede fısıltıyla konuşan eski Belediye Başkan Yardımcısı olduğunu öğrendiğim İrfan Kal; “Kimsenin kavgaya niyeti yok ama terörist olacaksa da terörist olacak Armutlu” diyor. Birlikte gittiğimiz kahvede, oyunlarını bırakıp anlatıyor Kal’ın tabiriyle ‘ılımlı’ Büyükarmutlu tarafı. Çok geçmeden Başbakan’ı sevenler-sevmeyenler olarak ikiye ayrılıyor kahve. Çoğunluğun fikri; “Bir zamanlar yoksulu kollayan AKP artık zenginin yanında, oyunu da al git diyor kısaca.” Mehmet Ali Şahin’in seçim zamanı “Rahat uyuyun tapularınız cebinizde” dediğini hatırlatıyor biri. Diğeri, “Kazık atacaklarsa kendileri düşünsün, burada en az 20 bin oy var” deyip oyuna devam ediyor. ÇHD’li avukatların tutuklandığını söylediğimde “Burada avukat çok. Ayrıca avukat olmasa da insanlar bu davayı savunacak kadar donanımlı. Biz yerinden dönüşüm talep ediyoruz. Aksi halde 10 sene önce Teknokent projesine nasıl direndiysek öyle direniriz” diyor ‘Başkan’.

Yine Kal’ın tabiriyle ‘radikal’ Küçükarmutlu’ya geldiğimde, bir başka kahvede yanlarına oturduğum iki gençten biri “Ne panzerler gördük biz çocukluğumuzda. Gelsinler, problem yok” diyor. Ekliyor diğeri: “Bu mahalle şu anda tetikte. Siyasetin üstünde bu mesele. Örgüt yok ama herkes evi için bir örgüte dönüşebilir.”

Çok daha kalabalık, daha ziyade yaşlıların olduğu bir başka kahvede de farklı değil söylenen. 65 yaşında Kastamonulu bir amca, “Namus evle başlar” diyor. “Yıkım başlarsa peki?” deyince ben, “O safhaya gelirse çok kan dökülür” deyip devam ediyor: “Ya makine kırılacak ya biz. Biz devrimcilerle birlikte, bileğimizin gücüyle kurduk burayı. Kaç tane yıkım geçirdik. Birlikteliği sağlayınca halkın karşısında kimse duramaz. Bu hükümet her geçmiş hükümetten ders alarak daha ruhsuz, daha yalancı ve daha ikiyüzlü. Zaten bizden yana hiçbir hükümet görmedik ki. Her seçim öncesi bakanları gördük oy isteyen. Geçen hafta yine mahallenin gençlerini aldılar, avukatları aldılar. Bitmez bu suç. Çünkü nerede sömürü varsa orada emekçi vardır, işçi vardır.”

Sözü kahveyi işleten Karslı arkadaşı aldığında, bir başka görülmek istemeyen gerçek çıkıyor karşımıza: “80 metrekare içinde doğu milleti yaşayamaz. Bir cenazemiz olsa kimse sığmaz. Altı çocuğum var benim. Okutalım diye geldik zamanında. Gitmek zorunda kalırsak, hepsini alır Kuzey Irak’a giderim. Orada iş var güç var. Onların verdiği evlere gidersek, kapıcı parasını bile veremeyiz.”

Küçükarmutlu’dan ayrılırken, konuştuğum gençlerden birinin söylediği ayrılmıyor kulağımdan: “Oldu olacak ‘Bölge 13’ filmindeki gibi duvarlarla çevirsinler bizi, yaksınlar.” 2005’te Paris varoşları isyan ile yanmadan bir sene önce gösterime girmişti film hatırlarsanız. Hatırlayınız…