Olası yeni terör örgütümüz: Anarşistler diye bir grup

Pazartesi gözaltına alınan anarşistler bugün Özel Yetkili Mahkeme'nin huzurundalar

1 Mayıs’ta “Bahşettiğimiz 1 Mayıs ‘şenliklerini’ medeniyete yaraşır bir şekilde kutlayınız! Ulu Önderiniz Devletiniz” imzasının altında buluşanlar arasında ‘kara koyunlar’ anarşistler pazartesi günü “1 Mayıs Operasyonu” kapsamında sabahın köründe gözaltına alındılar. Kar maskeleri, uzun namlulu silahlarıyla terörle mücadele polisleri evlerine, kafelerine, derneklerine baskın yaptılar. Kitaplarına, afişlerine, bilgisayarlarına el koydular. Bahaneleri 1 Mayıs’ta Şişli’de bir grubun, aldıkları canlar milyonları aşmış bankaların camlarını kırmaları vs. Bu gruba dahil olan olmayan, hatta 1 Mayıs’a katılmayanlar dahi- ki içlerinde sekiz aylık hamile bir anne de vardı- gözaltına alındı. Bugün Özel Yetkili Mahkeme’nin huzuruna çıkacaklar. “Şayet ‘suç’ları mala karşı cürüm ise, neden terörle mücadele, neden özel yetkili mahkeme?” sorumun cevabını almak üzere aradığım avukat Davut Erkan’ın bu soruları yönelttiği polis amiri “Anarşistler Örgütü diye bir örgütmüş” demiş cevaben. Avukatın şaşkınlığı karşısında da “Ne bileyim bize de öyle dediler” açıklamasıyla çıkmış işin içinden. Anarşistlerin senelerdir tartıştıkları örgütlülük problemini devlet bir çırpıda çözer ve böyle bir örgüt var ederse şaşırır mıyız? Ki, “Polisten al haberi” gazeteciliği anında devreye girdi ve "‘Anarşistler’ adlı grup üyesi olduğu belirtilen yaklaşık 60 kişi gözaltına alındı” diye verdi haberi. Keza polislerin gözaltına aldıkları insanlara sordukları sorulardan biri de “1 Mayıs’a Anarşist Blok kortejinde katılan Anarşistler grubuna üye misiniz?”
12-20 Mayıs Vicdani Ret Haftası sebebiyle katılacakları pek çok panel, film gösterimi, söyleşi varken Emniyet Şube Müdürlüğü’nde ’sohbetteyken’ anarşistler, ‘Her muhalif gözaltını tadacaktır devleti’ Adana’da Çukurova Üniversitesi’nde okuyan Kürt öğrencileri, Ankara’da direnişte Togo işçileri ve onlara destek veren öğrencileri gözaltına almış ‘sohbete’ davet ediyordu. Aynı gün Milli Savunma Bakanı son 22 yılda 2 bin 221 askerin intihar, 1602 askerin de çeşitli kazalar ve ‘kendini askerliğe elverişsiz hale getirmeye çalışırken’ öldüğünü açıklıyordu. Yine aynı gün İçişleri Bakanı “2007-2011 yılları arasında gösterilerde kimse ölmedi” inkârıyla, bir kez daha cevaplıyordu anarşistlerin devlet otoritesini neden reddettiğini. Bakunin’in tarifiyle kamu yararı gölgesinde, ülkenin en iyi gayelerini, en canlı güçlerini kibirle kurban ederek gömdüğü uçsuz bucaksız mezbahaydı devlet, o devasa mezarlık... Roboski’yi, Hrant Dink’i, Hopa’da protesto gösterilerinde gaz bombasıyla öldürülen Metin Lokumcu’yu, komşu köye gider- iken terörist sanılarak öldürülen Gökhan Çetintaş’ı ve daha nicelerini hatırlatanları işte, aynı mezarlık bekliyordu.
Yunanistan’dan İspanya’ya Amerika’dan Rusya’ya küresel isyan kapısına dayandıkça dünyanın, daha bir şiddetli dayanıyor kapılara yasakoyucular, yasakoruyucular. Salı günü gözaltları sebebiyle anarşistlerin yaptıkları basın açıklamasında da yaklaşık 20 kişilik bir grubun karşısında telsizleri elinde onlarca sivil polis, bir koca TOMA aracı, ellerinde gaz maskesi bekleyen bir dolu üniformalı vardı. Söz konusu ‘teröre karşı atakta olmak’ oldu mu seminerden seminere koşturan Türk polisi İtalyan anarşistlerin Yunan dostlarıyla birlikte ettiklerinin haberini de almıştır sanırım. Geçen hafta İtalya’da enerji devi Finmeccanica’ya bağlı bir nükleer şirketinin bir yöneticisini bacağından vuranların FAI (İnformal Anarşist Federasyonu) üyeleri olduğu iddia edildi. Roma ve Livorno’da vergi dairelerine molotofkokteyli atanlar da, Almanya’da Deutsche Bank şefi Josef Ackermann’a bombalı mektup göndermeye kalkanlar da anarşistlerdi.
Hal böyleyken gerekli tedbirin tez alınması telaşına düşmüş olabilir Türk polisi. Ki Davut Erkan’ın söylediğine göre geçen seneden beri takipteymişler anarşistleri. Öyle bilgililer ki bu konuda LGBT haklarından kadın haklarına, doğa haklarına sokaklarda ses veren bu olası ‘Anarşistler Grubu’ örgütüne dahil ettikleri, Taksim’deki Cafe26A’ya yaptıkları baskında Spinoza kitabına da el koymuşlar. ‘Sohbetlerinde’ Spinoza’nın doğal hukuk ilkeleri üzerine vs çalışıp tartışmak için değil elbet, tam da Spinoza’nın uyardığı gibi düşünce kudretimizi azaltsınlar diye. Dünya Spinoza’ya el koydukça derin kazıyor mezarını…