Bir elveda bir de merhaba

Laboratuvar ortamındaki en büyük başarılar genelde çok fazla sayıda ve ısrarla yapılan denemeler sonucunda ortaya çıkar. O yüzden üniversite hayatına... Yani gerçek hayatın başlangıcına hoş geldin arkadaşım.

Vedaların kısası makbüldür.

Özellikle de arkasından yeni başlangıçlar geliyorsa...

Radikal’deki bu son yazımda, öncelikle Radikal’e ve tüm okuyuculara, etrafta çok da benzeri olmayan bilim-eğitim-akademi temalı köşeme gösterdikleri ilgi için teşekkürü bir borç biliyorum.

Çok özel bir kitle olduğuna inandığım Radikal okuyucusundan 1 yıl boyunca gördüğüm ilgi benim için gerçek bir gurur kaynağıdır.

Bir süre, yaz aylarının tamamını ayırdığım ve eğitim alanında yaptığım yeni girişimim ile ilgilendikten sonra yazılarıma kaldığı yerden devam edeceğim.

Nerede mi?

Tahmin etmek çok zor değil...

Bu veda mevzusunu da aradan çıkardıktan sonra gelelim asıl konuya.

*****

Akademik takvim bir çok üniversitede başladı bile.

ODTÜ’ye başladığım yılı hatırlıyorum...

Üniversiteye gittiğim ilk günü...

İlk derse girişi, ilk tanıştığım insanı, ilk kız arkadaşımı...

Ring servisini sürekli kaçırdığımdan kış akşamlarının çoğunda rektörlükten A1 kapısına yürüyüşümü...

Amerika’ya doktora başvurum kabul edilip de sermeye başladığım okulun son döneminde, saçlar jöleli ( valla gerçek!) en arkada artist artist oturup not bile tutmadığım için uygulamalı kuantum dersi hocasının beni tahtada soru çözme duellosuna davet etmesini!..

Ama herşeyden önemlisi aşağı yukarı hayatın her konusunda yaptığım dünya kadar hatayı hatırlıyorum...

Çünkü üniversite böyle bir yerdir arkadaşım.

Mümkün mertebe elinden geldiğince her konuda her şeyi denediğin ve bol bol hata yaptığın bir yerdir... Ve böyle bir lüksü hayatının hiç bir döneminde bir daha bulamayacağın bir yerdir.

Aşağı yukarı 12 yaşından beri girdiğin dünya kadar sınavın arasından sıyrılıp adımını attığın, özgürleştiğin bir yerdir.

Hayat boyu devam edecek bir çok dostluğunun temelinin atılacağı, hobilerinin şekilleneceği, limitlerini ilk keşfetmeye başlayacağın... Kısacası kendini keşfedeceğin yerdir.

Artık yaptığın şeyin ders çalışmak falan olmadığı... araştırdığın, öğrendiğin, sorguladığın, tartıştığın yani profesyonel hayata, mesleğine ilk adımı attığın yerdir.

Demem o ki hayatın her alanında... Hem profesyonel hem de özel tarafında, her türlü deneysel çalışmayı, hatayı yapıp, yaşamın geneli düşünüldüğünde inan çok da büyük sonuçlar yaşamayacağın bir laboratuvar ortamıdır üniversite.

Ve laboratuvar ortamındaki en büyük başarılar genelde çok fazla sayıda ve ısrarla yapılan denemeler sonucunda ortaya çıkar.

O yüzden üniversite hayatına... Yani gerçek hayatın başlangıcına hoş geldin arkadaşım.

Kalbin temiz, aklın açık, davranışların samimi olsun.

Bol bol hata yap!.. Sen yeter ki doğru amaçlar için olduğunu bil.

Yolun kendiliğinden açık olur.