Girişimcinin el kitabı

Bu iş biraz da cahil cesareti gerektiriyor, öğreniyorsunuz ki her parametreyi sonuna kadar hesaplayacağım derken zaman hızla akıp geçiyor.
Girişimcinin el kitabı

Yeni bir iş kurmak, yenilikçi bir ürün çıkarmanın heyecanı, işe tamamen inanan yatırımcılarla iş yapmak... Tek kelimeyle özlemişim. Normal şartlarda kişisel konular üzerinde yazı yazmaya prensip olarak karşıyım ancak girişimcilik üzerine elde edilen dünya kadar deneyimden sonra bu işlerle uğraşmayı düşünenlerle bazı şeyleri paylaşmak da boynumun borcu gibi hissediyorum!

Yıllar önce Ankara’da ilk başladığımda temelde ne deneyimlerinden faydalanabileceğim biri ne de okuyabileceğimiz dokümanlaştırılmış deneyimler vardı elimden... Yol boyunca ne öğrendiysek tam anlamıyla düşe kalka öğrendim diyebilirim.

Her şeyden önce girişimciliğe karar vermek ve sonrasında yılmadan devam etmek oldukça büyük kararlılık gerektiren bir iştir. Benden söylemesi, 2012’de Türkiye’de kurulan Girişimcilik Konseyi’nin amblemi, biraz talihsizce secilmiş olduğu açık olmasına rağmen, istemeden de olsa girişmciliğe dair her zorluğu temsil ediyor!.. Doğruya doğru arkadaşım, belki de bilinçli olarak tercih bile edilmiş olabilir diyesi geliyor insanın.

Girişimcilerin en büyük kabusudur; doğru alanda doğru zamanda doğru fikirle iş dünyasına girebilme endişesi… Genelde tavsiye verme işine sıcak bakmamakla beraber diyebileceğim tek şey bir girişimin başarısının sırrı pragmatik olmaktan geçer;

“İşinize yarayanı alın, yaramayanla kesinlikle vakit kaybetmeyin”

Yine pratik olmak adına laf kalabalığını geçip girişimciliğin temel başarı parametreleri özetlersek aslında hepsi topu topu üç tanedir:

Para, fikir ve network.

Kiminde bu üç parametrenin hepsi bulunur, kiminde bazıları kiminde de hiç biri… Matematik kökenli olduğumu ispatlayarak size 8 tane olasılık olduğunu hemen söyleyeyim!.. Hadi inceleyelim:

Her şey bir yana, bu tablonun en belirleyici parametresinin “fikir” olduğunu düşünüyorum. İşin özü para ve/veya network sahibi olmayan genç girişimci için iyi bir fikir bulmak; para ve/veya network sahibi olan yatırımcı adayı içinde hangi alanda yatırım yapmaya karar verme için doğru fikri bulmaktan geçiyor.

Girişim konularının en önemli sırlarından biri de işin psikolojik yanıdır ve aslında bu çoğunlukla gözden kaçar. Bunu da en çok kısa süre önce doktorburada.com girişiminin kurucularından ve deneyimlerini bizden esirgemeyen Peli Anlı Bedirhanoğlu ve eşi ile yaptığımız harika sohbetten sonra anladım. Bir insanın her şeyi bırakıp kendi işini kurmaya çalışması, bunun üzerinde yılmadan çalışması aslında hem ciddi bir bağlılık hem de tutku potansiyeli gösterir. Biraz şanlıysa da yanında her koşulda destekleyen bir partner de fena olmuyor gördüğüm kadarıyla ancak şart olmadığı kesin ve daha da kesin olanı bunu kimseden beklememeyi öğrenmek.

Bu iş biraz da cahil cesareti gerektiriyor, öğreniyorsunuz ki her parametreyi sonuna kadar hesaplayacağım derken zaman hızla akıp geçiyor. Artık kurumsal hayatın güvenli sularında yüzmediğiniz için aslında biraz da poker oyuncusu mantığıyla hem hislerinize hem de yabancıların “educated guess” dediği desteği olan tahminlerinize güvenmekten başka alternatifinizin olmadığını bilmelisiniz. Yani cahil cesareti derken aslında hiç yanlış anlaşılmasın, buna gözü kararlılık da denilebilir. İki önemli unsur var:

Öncelikle Türkiye, iş yapılabilirlik sıralamasında dünya ülkeleri arasında 70 ve 80. sıralar arasında dolaşıp duruyor. Her alandaki vergisel düzenlemeler bunun en başta gelen sebeplerinden ancak daha da önemlisi bir çok yeni teknolojinin hala hem yatırımcısı hem de kullanıcısı mevcut değil... Harika bir fikriniz olabilir, onu da çok şahane şekilde ürünleştirmiş olabilirsiniz ancak eninde sonunda öncelikle yatırımcı algısını sonra da kullanıcı algısını geçmeyi başaramadığınız sürece tüm yaptıklarınız değersiz olacaktır.

Ancak cahil cesareti derken ağırlıklı olarak kastettiğim şey bunların da dışındaydı aslında. Dediğim gibi olayın psikolojik yönü en es geçilen taraflarından...

Genç girişimcilere ya da yeni girişimciler öncelikle anlamalılar ki, her ne konuda tutkuluysalar ve girişim yapmayı düşünüyorlarsa yol boyunca çoğunlukla yalnız olacaklar. Yani kendileriyle benzer tutkuları paylaşan insan sayısı bir elin parmakların sayısını geçmeyecek, buna en yakın çevreler; aile, eş, sevgililer de dahil... Hatta çoğunlukla sizi anlayan ve inanan insan sayısı da pek olmayacak diyebilirim. Yol boyunca bir çok fire vermeye hazırlıklı olun derim o yüzden. Genç yaşta anlaması biraz zor olabilir ancak, hayat gerçekten de bir tren yolculuğu gibi ve bazı insanlarla kısa bazı insanlarla uzun seyahat ediyorsunuz... ve bir gün o trenden siz de ineceksiniz. O yüzden hem bu yolculukta sizinle yan yana oturmuş hem de sizin belki de farklı kompartımanlarda eşlik ettiklerinizle ilişkilerinizi her zaman iyi tutmaya çalışın ve bunu çıkar gözeterek değil içten gelen bir şekilde yapın derim. Samimiyet belki kısa vadede değil ama uzun vadede size çok şey kazandıracaktır.

İşin biraz felsefi boyutuna ağırlıklı olarak değindim ancak işin gerçekten de başta saydığım olan fikir, network ve para üçgeninden de daha önemli olan kısmı girişimcinin uzun zamana yayılı olarak göstereceği irade ve kararlılık... Ve bu yorucu bir şey; hem sizi hem de beraberinizdekileri ciddi şekilde yoran bir şey.

O yüzden en hazır olunması gereken noktalardan biri de başarılı olmanın trenin çoğunlukla yalnız binilen kompartımanlarından biri olduğunu anlamaktır.

Not: Yazının başlığına ihanet etmemek adına, girişim ve yatırım dünyasıyla ilgili bir seri yazı yazmayı düşünüyorum. Bu yazının devamını tamamen Türkiye’deki yatırım ve yatırımcı sektörüne ayıracağım.

İletişim için: https://twitter.com/canitti