Karanlık madde, evrenin müziği ve Suarez'in ısırığı!

Bir gitar düşünün, tek teli var ve akord edilmiş. Telin değişik yerlerinden farklı kuvvette vuruşlar yapmalıyız ki farklı bir çok ses elde edebilelim. Bir de notalar var; notalar telin oluşturduğu temel sesler olarak tanımlanabilir. Şimdi bunları evrene uyarlanabileceğini düşünün. Nasıl mı? İşte cevabı...
Karanlık madde, evrenin müziği ve Suarez'in ısırığı!

Geçtiğimiz hafta dünya bilim dünyasını ve medyasını baya heyecanlandıran bir haber vardı. Bizden 240 milyon ışık yılı uzaktaki Perseus galaksi kümesinden gelen x ışınları şimdiye dek görülmemiş yüksek bir frekansta yani alışılmışın baya dışındaydı. Bilim adamlarını heyecanlandıran konu ise bu sinyallerin “karanlık madde” adı verilen ve henüz gözlemleyemediğimiz ancak evrenin %85’ini oluşturduğunu bildiğimiz maddeden geliyor olma ihtimali...

Bu haber aslında Türkiye’de de bir çok yerde geçti ancak ufak bir ayrıntı ilginç bir şekilde her yerde atlanmış. O ufak ayrıntı da araştırmayı yapan Harvard Üniversitesi’ndeki grubun başındaki kişinin Dr. Esra Bülbül olması !..

Öncülük ettiği grubun elde ettiği sonuçların “karanlık madde”den geldiği doğrulanırsa evrenin bir sırrı daha ortadan kalkmış olacak. Araştırmayı yapanlara da karanlık maddeye dair ilk gözlemsel veriye öncülük ettiklerinden dolayı Nobel Ödülü’nün kapıları sonuna kadar açılmış olur kanımca!..

İnsan ister istemez şaşırıyor... Sanki algılarımız öylesine farklı noktalara kaymış ki Türkiye’de, arayıp da bulamadığımız olumlu gelişmeler nadiren de olsa gerçekleştiğinde önümüzdekini bile görmeyecek kadar kapatmışız kendimizi!..

************

Her bilim haberi veya yazısını okumamızı engelleyen hatta doğrudan bıraktıran “bağzı şeyler” var. Ne mi bu bağzı şeyler? Tabii ki bilimsel terimler!..
Karanlık madde, x ışını, parçacık fiziği, kuantum, sicim teorisi ve dahası!..

Okuduktan sonra bana bile “Az önce ne okudum ben?! “ sorusunu sorduran bilimsel gelişmeleri biraz olsun daha rahat takip edebilmek adına, artık bu köşede kısa da olsa sık kullanılan bazı terimleri anlatmaya çalışacağım...

Başlangıcı da büyük yapayım dedim ve Sicim Kuramı’nı seçtim. Sicim Kuramı, bir çoğumuzun Big Bang Theory dizisinden duyduğu ve sadece dizinin kahramanı Sheldon gibi delilerin uğraştığı bir alan açıkçası.

Ancak işin özünde Sicim Kuramı için evren hakkında bildiğimiz her şey diyebiliriz!..

Bir gitar düşünün, tek teli var ve akord edilmiş… Telin değişik yerlerinden farklı kuvvette vuruşlar yapmalıyız ki farklı bir çok ses elde edebilelim. Bir de notalar var; notalar telin oluşturduğu temel sesler olarak tanımlanabilir. Temel sesler derken kastettiğim; diğer bütün sesleri bu notaların farklı kombinasyonlarından elde edebiliyor olmamız...

Şimdi bu anlattığım şeyin içinde yaşadığımız evrene uyarlanabileceğini düşünün!.. Nasıl mı?

Neredeyse bir yüz yıldır fizikçiler, evreni bütünüyle açıklayabilen bir teorinin arayışı içindeler. Evreni bütünüyle açıklamakla kasıt, ayrı ayrı kavramları açıklayan teorilerin tamamını birleştiren genel bir kuram bulmak. İşin özeti doğada herşeyi yöneten dört temel kuvvet mevcut:

• Kütle çekimi; Genel Relativite ile
• Zayıf ve Kuvvetli Nükleer Kuvvetler; Kuantum Mekaniği ile
• Yükler arası çekim; Elektromanyetik Teori ile
açıklanıyor.


İşte Sicim Kuramı (String Theory), doğadaki dört temel kuvvet ve bunları açıklayan üç teoriyi bir arada barındırıp, en azından matematiksel olarak doğru bir şekilde açıklayan ilk ve tek teoridir.

Aslında basit bir mantıkla, doğadaki temel parçacıkların, aynı gitarın tellerinden çıkan notalar gibi, ufak sicimlerin titreşimleri olduğu prensibinden yola çıkar. Yani, Attila Özdemiroğlu’nun deyimiyle, evrenin müziğini oluşturur!..

Bu temel varsayımdan yola çıkıldığında ortaya çıkan kuramın en belirgin özelliği; evrenin 10 boyutlu olduğu sonucunun çıkmasıdır!.. İçinde yaşadığımız ve hissettiğimiz 4 boyutun dışındaki diğer boyutları ancak çok yüksek enerji seviyelerine çıktığımızda algılayabiliriz.

***********

Gelelim haftanın magazinsel bilim konusuna !

Dünya Kupasını takip eden ve hatta etmeyen herkes artık Uruguay’lı Suarez’i tanıyor. Maç sırasında rakip İtalyan oyuncuyu ısırması sebebiyle aldığı rekor ceza herkesin dilinde.
Oturup hesaplamışlar !.. Bir insanın Suarez tarafından ısırılma olasılığı 1/2000, denizde bir köpek balığı tarafından ısırılma olasılığı ise 1/3700000 çıkmış.
Yani aman dikkat edin, Suarez tarafından ısırılma olasılığınız, denizde köpek balığı tarafından ısırılma olasılığınızdan çok daha fazla görünüyor!..