2015 için kulağımız ve gözümüz Sarkis'te

2015'te Venedik'teki Türkiye Pavyonu'nu Sarkis'e emanet etmek çok doğru bir karar. Hem efsane bir isim olduğu, hem mekanı en iyi onun kullanacağını bildiğimiz hem de 1915 tartışmalarına Venedik'ten insani bir katkı yapacağını tahmin ettiğimiz için
2015 için kulağımız ve gözümüz Sarkis'te

Venedik Bienali’nde 2015 Türkiye için önemli bir yıl olacak. Türkiye neredeyse yirmi yıllık çabanın sonunda edindiği kendi ulusal pavyonunda. ilk sanat sergisini açacak. 90’lı yıllardan bu yana Türkiye’nin sanat dünyası, Venedik’te görünür olmak için çabalıyor. Bu uzun hikaye geçen yıl prestijli bir mekanın 20 seneliğine kiralanmasıyla önemli bir aşama kaydetti. Bir anlamda ‘Türkiye Pavyonu’nun denemesi’ bu yılki Mimarlık Bienali’nde yapıldı. Ama tabii sanat sergisinin yeri başka. Bu sergiye kimin katıldığı da o nedenle çok çok önemli. Ne de olsa bir yeni başlangıç, Türkiye’nin sanat tarihinde önemli bir yıl olacak 2015 Venedik Bienali. Türkiye’nin Venedik sergilerini organize eden İKSV önceki gün, işin bu anlam ve önemine uygun bir karar açıkladı: Türkiye 2015’de Venedik Bianali’ne Sarkis ile katılacak. Çok doğru bir karar çünkü Sarkis, Türkiye çağdaş sanatının yaşayan en önemli ismi. Sanat eğitimini Türkiye’de almış, ilk sergisini burada açmış 60’larda Paris’e gidip Avrupa sanatında kendine yer edinebilmiş bir isim. Daha çok gençken, bugün çağdaş sanat tarihinin kırılma anlarından biri kabul edilen Harald Szeeman’ın 1969 tarihli When Attitudes Become Form sergisine katılmış olması bile tek başına önemli.
Daha sonra Georges Pompidou, Guggenheim, Louvre gibi müzelerde bütün önemli bienallerde sergiler açmış, işleri sergilenmiş bir sanatçı. Neonlar, sesler, video görüntüleri, heykeller… İşlerinde pek çok malzemeyi bir araya getiren ama ille de mekana özgü bir düşünce geliştiren; yarattığı dünyayla çağrıştırdığı sorularla izleyicisinin zihnine sirayet edip orayı bir süre meşgul etmeyi başaran çok güçlü bir sanatçı. Dolayısıyla Venedik’teki mekanı en iyi ve en etkili kullanabilecek, mekanı da işin içine katacak isim ancak Sarkis olabilirdi.Sarkis’in bu işte birlikte çalışacağı küratör ise Defne Ayas olacak. Ayas da genç kuşak Türkiyeli küratörler içindeki en parlak yıldızlardan biri. Özellikle uluslararası kariyeriyle belki de en başta geleni. Dolayısıyla, Venedik Bienali için çok iyi tercihlerde bulunulduğu ortada.
Normalde İKSV tıpkı İstanbul Bienali’ndeki gibi Venedik için de önce serginin küratörünü açıklar, daha sonra da o küratörün de katkısıyla sergiye davet edilen sanatçı ya da sanatçılar ile serginin teması belirlenirdi. Bu yıl farklı bir uygulamayla ikisi birden açıklandı. Belli ki, bu önemli seneye has bir tercihte bulunulmuş. Acaba bu tercihte Sarkis’in Türkiyeli Ermeni kimliği de etkili oldu mu? Şu sıralar sıkça telaffuz edilen bu soru o kadar da anlamsız değil. Çünkü geçen ay Ermenistan’da görüştüğüm küratör Vigen Galstyan, Venedik Bienali’nde ‘soykırım’ temalı büyük bir sergisi düzenleneceğini söylemişti. Türkiye 2015 boyunca katıldığı her uluslararası etkinlik ve organizasyonda bununla karşı karşıya gelecek. Memleketi yönetenler ne planlıyor, ne düşünüyor bilmiyorum. Evet Sarkis’in nasıl bir iş yapacağını da bilmiyorum. Ama şundan neredeyse eminim ki Sarkis’in resmi tezlerle işi olmaz. Hatta doğrudan soykırım tartışmalarına katılacağını da hiç sanmıyorum. Öte yandan en baştan bu yana anahtar sözcüğü ‘bellek’ olan, ‘kültür’ kavramını, eşyalardan insanlara her yerdeki ‘hafıza’yı önemseyen hümanist bir sanatçının insanlığa söyleyecek önemli şeyleri olduğunu da biliyorum. Tabii, 2015'te Türkiye’nin ‘ulusal pavyonu’nu İstanbullu bir Ermeni sanatçıya ayırmasını tek başına 'anlamlı' bulanlar da vardır. Ama bence bundan daha derin ve daha önemli olan bir şey var ki o da bu bilge sanatçının sözlerine kulak verme fırsatı.
O nedenle Sarkis’in sergisini şimdiden çok merak ediyorum. Bir kez daha bizi yüz yüze bırakacağı sorularla karşılaşmak, onlarla uğraşmak ve zihin açıcı fikirlerle sergi salonundan çıkmak için sabırsızlanıyorum.