Beyoğlu'nda Emek gibi pek çok yapı var

Elhamra ve Afrika pasajları, Narmanlı Han ne olacak? Beyoğlu'nda yeni projeler hazırlanıyor.

Kentsel dönüşüm devasa bir dalga olarak hayatımızın üzerine dökülüyor. Kötümserliğe kendimizi kaptırmadan, bunun herşeyi mahvedecek bir afet olmadığını düşünelim. Belki sular çekildiğinde yaşadığımız kentler hakikaten daha güvenli, daha güzel, daha yaşanılır olur. 60’lardan bu yana önce gecekondulaşmadan sonra onların yerini bıraktığı yoksul semtlerden, onların plansızlığından programsızlığından az yakınmadık. Depreme karşı yenilenme kampanyasının esas hedefi de bu semtler olacak gibi. İçinde yaşayanların hayatlarını tarumar etmeden gerçekleşse kimsenin itirazı olmaz. Ama ‘kentsel dönüşüm’ün bu anlamda sicili hiç parlak değil. Sulukule ve Tarlabaşı’nın eski sakinleri, artık bu kentin mutsuz insanları.
İstiklal Caddesi dönüşümün vitrini. Aylardır gündemden inmeyen Emek Sineması tartışmaları bunun bir sonucu. Aslında caddenin anıtsal yapılarından birini, Serkildoryan’ı odağına alan bir proje bu. Onu hayata döndürürken ne ‘nedense’ arkasındaki Emek’i ‘kaldırmak’ gerekiyor. Biz de bunu istemiyoruz...
İstiklal’de, ‘yenilenecek’ başka anıtsal yapılar da var. Bir iki yıl içinde onları da çok tartışacağız. Ya da birer tartışma konusu bile olmadan sessizce başka yapılara dönüşecekler. Tıpkı Anadolu Pasajı gibi. 19. yüzyılda Beyoğlu’nun büyük emlak yatırımcısı Ragıp Paşa’nın yaptırdığı hanlardan biri Anadolu Pasajı. Köşesinde çikolatacı, içinde Hacı Salih Lokantası filan vardı. Binayı çevreleyen paravanlar kalktığında artık o bir pasaj değildi. Şimdi girişinde, aşağıya doğru da bir kat inen devasa bir ayakkabı magazası, Flo var.
Sırasını bekleyen o ünlü yapıların başında herhalde Narmanlı Han geliyor. Hani Rus Büyükelçiliği olarak yapılan, sonra Narmanlı Yurdu olarak ünlü sanatçıları ağırlayan, en son içinde bir noterin faaliyet gösterdiği metruk, Tünel meydanına yakın bina. Burası neredeyse bir yıl önce tamamen boşaltıldı. On yıl kadar önce bir konut ve alış veriş merkezi olması gündeme gelmişti ama unutuldu.
İkinci sırada önce arkasındaki sineması yanıp terk edilen, sonra Karşı Sanat dahil pek çok kiracısı çıkartılan muhteşem Elhamra Pasajı geliyor. Artık pek gelen giden olmadığından pasajın bütün giriş katı bazen bir müzikli ‘birahane’ye dönüşüyor. Belli ki, Elhamra gününü bekliyor.
Son kiracısı Ferit Edgü çıktıktan sonra etrafı paravanlarla çevrilen Boter Apartmanı da yenileniyor. “Sürpriz!” deyip paravanları açtıklarında bakalım ne çıkacak, orijinal apartmandan geriye, cephesi hariç acaba ne kalacak? Bilmiyoruz. Tek tesellimiz, projeye Han Tümertekin’in imza attığını duymuş olmamız.
Suriye Pasajı da dökülüyor. Aşağıdan geçenleri korumak için etrafına tel ağlar gerili vaziyette. İçindeki Lux adlı kulübün binanın statiğini hareketlendirdiğine dair bir yazı yer aldı arkitera.com’da... Mülkiyetine kamunun da ortak olduğu bu yapının geleceği gibi bugünü de belirsiz.
Yine Ragıp Paşa’nın yaptırdığı, cadde üzerinde olmadığı için belki sadece altındaki Hayal Kahvesi sayesinde insanların farkına varabildiği Afrika Han da bu dalgadan etkilenecek. Cafe Nero’nun sahipleri bir yıl kadar önce hanı aldılar, otel, ofis ya da alışveriş merkezi yapmak üzere... Projenin kurullarda onay beklediği söyleniyor.
Örneklerin sayısını iki kat arttırmak da mümkün. Bakalım Beyoğlu’nu nasıl bir gelecek bekliyor? Yanıtı biraz da bu yapılar için hazırlanan projelerde gizli.

Hesaplaşma böyle olur
Kenan Evren’in müebbet hapisle yargılanacak olması, geçen haftanın en iyi haberi. Sonunda Türkiye, darbeci generalini hâkim karşısına çıkartacak. Belki 95 yaşında olduğu için hapse girmeyecek, belki dava yıllarca uzayacak... Mühim değil; artık saygın bir eski cumhurbaşkanı ya da Marmaris’in tonton ressamı muamelesi görmeyecek. Türkiye, 12 Eylül’ü yakın tarihin bir cilvesi, daha da kötüsü bir gereklilik olarak kabullenmekten vazgeçiyor. Darbeyi, baskıyı, askeri yönetimi yargılayıp ‘itibarsızlaştırıyor’. Tıpkı geçmişiyle gerçekten hesaplaşan başka ülkeler gibi.