Bilirkişi raporu bile Emek'i kurtaramadı

Mahkemenin atadığı bilirkişi heyetinde iki uzmanın 'korunmalı' görüşüne karşın tek üyenin teknik analizleri ve olumsuz kararı etkili oldu
Bilirkişi raporu bile Emek'i kurtaramadı

Emek Sineması’nın Beyoğlu’nun artan popülaritesine kurban gittiği acı gerçeğiyle karşı karşıyayız. İşin acı kısmı bu popülaritenin oluşmasına en büyük katkıyı sunanlardan biri olması… Sinemalarıyla, tiyatrolarıyla övünen ve kültürel şöhretini böyle besleyen semt, şimdi o terk edilmiş salonlarını alış veriş merkezlerine dönüştürüyor.
Tartıştığımız mesele aslında bir büyük yenileme projesi. Tarihi yapıların terk edilmiş, metruk hallerinden çıkıp hayatın içine katılması, semtin daha şık ve çekici olması hedefleniyor. Emek’in de içinde bulunduğu blok bu hedefin en önemli projesi. Daha önce de yazmıştım, bu projenin odağında aslında Emek Sineması değil, İstiklal Caddesi’nin en geniş cepheye sahip binası olan Cercle D’orient (Serkildoryan) var.
1883’te Osmanlı seçkinlerine hizmet eden bir kulüp olarak yapılan bina, 70’lerden bu yana bir de yangın geçirmiş halde kapalı duruyor. Onun arkasında Yeşilçam Sokağı boyunca uzanan blokta ise üç sinema ve birçok tarihi apartman gizli. Serkildoryan’ın içinde Rüya Sineması, hemen arkasında İpek Sineması onun yanında Emek, Emek’in önünde Melek Apartmanı, onun yanında İsketinj Apartmanı…
Serkildoryan daha 1990’larda özel sektöre ‘yap-işlet-devret’ usulü verilmiş. Şimdi o özel sektör, bu devasa yapıyı ‘aslına uygun’ olarak yenileyecek. Ama bu işten kârlı çıkması için, blokun geriye kalanına ‘kazançlı’ bir yatırım yapması gerek. O nedenle arkadaki bütün sinemalar ve apartmanlar (tarihi İsketenj hariç) sadece cepheleri kalacak şekilde yıkılacak ve o boşluğa komşusu Demirören AVM gibi iştahlı bir yapı inşa edilecek. Günümüz İstanbulu’nun en sevilen, geçmiş güzel günlerle bağ kurabilen tek sineması Emek ise ‘bir cephesi bile’ olmadığı için komple yıkılacak...
Emek’i işlemeli duvarlarıyla AVM’nin içinde yeniden inşa etmek fikri ise, sinemayı anlamsız bir ‘replikaya’ dönüştüreceği için kabul edilecek gibi değil. İpek Sineması’nı artık hatırlayan bile yok. Rüya’dan, kapanmadığı halde yıllarca önce vazgeçmiştik, o da seks filmleriyle idare ediyordu. Yani bu kent, Emek Sineması’nı korumak zorunda. Sadece türünün tek örneği olduğu için değil, halis mulis kamu malı olduğu için... Kapanan pek çok salonun tersine Emek, Sosyal Sigortalar Kurumu’na ait. Toplumun korunmasını istediği, mülkiyeti de kamuya ait bu sinemayı metrekare iştahına yem etmek kabul edilir bir şey değil.
Nitekim, uzmanların görüşü de böyle. Emek ve Serkildoryan projesi için hazırlanan bilirkişi raporuna baktığınızda bunu açıkça görüyorsunuz. Ama nedense mahkeme bu raporu tuhaf bir şekilde değerlendirmiş. Şimdi gelelim o konuya... 

İki, birden küçük mü?
Emek Sineması için yıkım yolunu açan mahkeme kararının arkasında ilginç bir ayrıntı var. Mahkeme, bilirkişi raporunda ‘korunmalıdır’ diyen iki uzmanın görüşünü değil de yıkılmasında mahsur görmeyen tek uzmanı ciddiye aldı ve yürütmeyi durdurma kararını kaldırdı. Projenin önü açıldı.
Sinemanın korunması için mahkemeye başvuran Mimarlar Odası bu kararı ‘şaşkınlıkla’ karşıladıklarını söylüyor. Şöyle ki: Raporda üç bilim insanından iki ayrı görüş yer alıyor. Dr. Suat Çakır, uzun uzun Emek Sineması’nın ve çevresindeki diğer yapıların teknik analizlerini yapıyor. 1924’te inşa edilen sinemada yapılan fuaye, balkon gibi eklentilerin kendisi ve çevresindeki diğer yapıların statiğini bozduğunu anlatıyor. Zaten sinemanın çıkışlarının dar, fuayesinin standartlara göre küçük olduğunu vs. sıraladıktan sonra, tarihi parçaları korunarak yeniden yapılmasının daha doğru olduğuna hükmediyor.
Doç. Dr. Özlem Eren ve Yard. Doç. Dr. Ömer Şükrü Deniz ise yapının kültürel anlamına odaklanıyor. Bu iki uzmana göre proje, ICOMOS’un belirlediği uluslararası ilkeler dahil pek çok koruma kuralına aykırı. Yapıların statik sorunlarının teknik müdahalelerle giderilebileceğini vurgulayan Eren ve Deniz, sinemanın yıkılıp yeniden yapılmasının kamu yararı açısından telafisi imkânsız sonuçlar doğuracağı, kentin tarihi ve kültürel belleğini zayıflatacağı görüşünde.
Bu düşünceler, mahkeme heyetine ‘soyut’ mu geldi bilinmez; statikten, taşıyıcı duvarlardan, eklentilerden filan söz eden Suat Çakır’ın yaklaşımını daha doğru bulmuşlar. Nihayetinde Serkildoryan binasından başlayıp, Yeşilçam Sokağı’nın sonuna kadar uzanan blok için Kamer İnşaat’ın hazırladığı projenin kamu yararına aykırı olmadığına hükmedildi ve hakkındaki yürütmeyi durdurma kararı kaldırıldı.
Mimarlar Odası, mahkemeye sunduğu cevapta Suat Çakır’ın ‘projenin savunuculuğunu davalıdan daha da gayretli bir biçimde üstlenmiş göründüğünü’ söylüyor ve soruyor: ‘Neden ve niçin?’.
Şimdi iş yine mahkemede. Mimarlar Odası, Bölge İdare Mahkemesi’ne itirazını yaptı, sonuç bekleniyor. Randevu İstanbul’un açılışında Egemen Bağış’ın açıklaması Emek için en anlamlı çıkışı yapan Atilla Dorsay’ın içini rahatlattı mı bilinmez. Ama artık Kültür Bakanlığı ve belediye bu konudaki sessizliğini bozsa ve hani şike meselesinde pek sık söylendiği gibi ‘kamu vicdanı’ yönünde bir tavır almalı. Yoksa içimiz hiç rahat etmeyecek!



ÜÇ SİNEMA, BİR OTEL Yenilenecek alan Serkildoryan bloku olarak da biliniyor. Bir zamanlar Osmanlı seçkinlerini ağırlayan yapının arkasındaki arsaya önce İpek Sineması yapılmış. Melek Apartmanı”nın arkasına Emek yapıldıktan sonra, kalan boşluğa da Rüya yerleşmiş...