Buralarda iyi şeyler olabilirdi beyaz güvercin

Diyarbakır'da yaşayan sanatçı Şener Özmen, 'Çıkış Var' adlı yeni sergisinde Ortadoğu için kurşun döküyor, fal bakıyor ve barışın simgesine sesleniyor: Buralarda iyi şeyler olabilirdi beyaz güvercin...
Buralarda iyi şeyler olabilirdi beyaz güvercin

Hürriyet’e saldırdıkları akşam, geçmiş olsun mesajı yollayanlardan biri de Şener Özmen’di. Teşekkür ederken biraz utandım; evet benim iş yerim saldırıya uğramış varlığı tehdit edilmişti ama Şener’in de doğup büyüdüğü kentin neredeyse tümü bu vaziyetteydi. “Siz nasılsınız?” diye sordum.

“Biz kötüyüz abi, her gün daha kötü” dedi. Bir Diyarbakır seyahatimde, onun rehberliğinde gezdiğim sokaklar, uğradığımız sergiler, yemek yediğimiz lokanta geldi aklıma. Hangisi Sur ilçesinin sınırları içinde acaba? Diye düşündüm. Silahların patladığı, sokağa çıkmanın mümkünatsız ve bazen de resmen yasak olduğu semt, tam da Diyarbakır’ın tarihi merkezi…

Aynı günlerde yeni sezon başlamıştı ve ben ‘sanat bizi iyileştirir mi?’ sorusunun peşine düşmüştüm. Tabii ki çok bir yere varamadım, ama o sırada Şener Özmen’in Pilot’ta açılan sergisini de merakla gezdim. Hem yıllardır takip ettiğim, önemsediğim bir sanatçının yeni sergisi olduğu için, hem de adı ‘Çıkış Var’ olduğu için.

Şener Özmen’in, merkezin dışında bir sanatçı olmak, kendi coğrafyasının içinde bulunmak üzerine temalar taşıyan ilk sergisi değil bu. Kürt kimliğini, Diyarbakırlılığı sanatının merkezine koymasa bile, açıkça taşıyan ve işlerinin bir parçası kılan bir sanatçı Şener Özmen. Her zaman bir parça neşeli, bir parça ironik ve epey eleştirel. Bu kez ironi ve neşenin payı azalmış bir sergiyle karşımızda. Yine videolar, fotoğraflar, farklı malzemeler var, ama her zamankinden daha çok yazı, daha çok metin kullanılmış. Bu nedenle, “Şener Özmen’in yazar yanının kendini gösterdiği bir sergi” diye yorumlanıyor ki, doğruluk payı var. Şener Özmen, Kürtçe yazan bir edebiyatçı aynı zamanda. Neyse ki, romanlarının Türkçe çevirileri de çıkıyor artık, okuyoruz. Bu sergideki işlere eşlik eden metinler de edebi yoğunlukları ve kıvraklıkları bakımından onun yazarlığını akla getiriyorlar.

Serginin içindeki sıkışmışlık duygusu hemen kendini belli ediyor. Bir miktar karamsarlık ve hüzün var işlerde. Ama sanki içinden yükselen karamsarlığa karşı umudu ayakta tutmak istiyor Şener Özmen. Bu nedenle 1 Eylül gibi sembolik bir tarihte açılan sergisine Çıkış Var adını koyuyor. Bir tür çıkış arayışı, ya da çıkışı zorlama hali. Artfulliving’de Kaya Genç’e verdiği röportajda “Çıkış var, var evet. Nefret söylemini terk ettiğimiz gün, açılacak o kapılar” diyor. Ardından da itiraf ediyor: “Benim için en fena gerçeklik, yaşadığım bu zamanlardır, beni ve birlikte yaşayabileceğimizi düşündüğüm zamanları düşünmekten alı koyan zamanlar.”

Zamanın fenalığına rağmen hiçbir şey Şener Özmen’in içindeki şakacı sanatçıyı öldüremez. En azından ben buna inanıyorum. Ve serginin hemen girişinde duvardaki üç parça kurşuna bu gözle bakıyorum. Onca felaketin altında inildeyen Kürtlere, Ortadoğuya ve dünyaya ayrı ayrı kurşun dökmek, altına da birer dua metni yazmak başka türlü nasıl olabilir? Ortadoğu için döktüğü göz göz olmuş kurşuna bakıyor ve diyor ki “Kaostan beslenenler görüyorum kurşunun tam göbeğinde, bak haset tohumları ekmekte birileri. Seni en yakınındaki hançerlemiş de haberin yok. Kem göz çatlasın, hangisi nazar etmişse, gözleri önüne aksın! Yüce rabbim topraklarına huzur, insanlarına esenlik, sokaklarına güvenlik, sığınaklarına ışık getirsin.”

Sergide bize çıkışı ve çıkışsızlığı aynı anda hatırlatan en önemli iş ise oğlu Robin ile birlikte hazırladığı video. ‘Canlı Bir Güvercine Barış Nasıl Anlatılır’ adlı videoda Şener Özmen’in bir beyaz güvercinle görüntüsünün üstüne konuşan Robin’i dinliyoruz. “Buralarda iyi şeyler olabilirdi beyaz güvercin, zaman zaman oluyor da…” diyor. “Çok çabuk geçiyor ama etkisi” diye devam ediyor. “Sanat gibi, eter gibi, çocukluk gibi.”

Tabii ki bu sıkışmışlık halinin içinden çocukluğuna kaçmak istiyor Şener Özmen. Geriye tek bir fotoğrafının bile kalmadığı (bulduğu tek kareyi de sergiye taşıdığı) çocukluğunun masum ve kaygılı yıllarına. Çocukluk fotoğrafı, kendi çocuğu Robin’in sergideki varlığı hep bu nedenle. Ve beyaz güvercine yönelik biraz kızgın biraz kırgın sözleri de öyle: “Havada barış için çifte takla atan insanlar gördüm, böyle işte, yalpalaya yalpaya gidiyoruz, takla atarken, boynumuz kırılıyor!”

Çıkış Var, Şener Özmen, 10 Ekim’e kadar Pilot Galeri’de görülebilir.