Çağdaş dansa ne oldu?

2005-2010 yılları arasında zirveye çıkan İstanbul'un çağdaş dans sahnesi şimdi neredeyse bomboş. Sanatçılar 'amatör yorgunluğu' içinde dağılıp gitti.

İstanbul Art News’ın bu sayısında Şule Ateş, “2010’dan beri performans sahnesinde ciddi bir enerji kaybı yaşanıyor” diye yazmış. Şule Ateş’in ‘enerji kaybı’ diye yumuşakça girdiği konu, Türkiye’de çağdaş dansın neredeyse tamamen ortadan kaybolması gibi şaşırtıcı ve sert bir mevzu.

Bundan birkaç sene önce, özellikle Garajistanbul’da birbiri ardına çok ilginç gösteriler seyrediyorduk. Garaj’ın öne çıkmasının nedeni, takvim yaparak, duyurarak, düzenli biçimde bu gösterileri bize sunmasıydı. Çıplak Ayaklar’ın sahnesi ve Talimhane Tiyatrosu benzer işleri görebildiğimiz yerlerdi. Tabii bir de iDans Festivali. Sonra ne olduysa, çağdaş dans görünmez oldu. Bu alanın önemli emekçilerinden biri olan Şule Ateş’e göre performans sanatları Truman Şov’un final sahnesinde olduğu gibi kendi sanal dünyasının tavanına çarparak dağılmış. Bir ‘amatör yorgunluğu’ içinde sanatçılar işin peşini bırakmışlar.

90’larda genç insanların merakıyla filizlenen, önce Modern dansla kendini gösteren sonra çok daha küçük alanlarda, çok daha küçük ve deneysel gösterilerle çağdaş dans alanını kuran Türkiye’nin performans sanatları, 2000’lerin sonlarında zirveye çıkmıştı. Mesela 2007 sezonunda 40 farklı gösteri sahnelenmiş. Sanatçılar uluslararası festivallere katılıyor, dolayısıyla yabancı sanatçılar da bizim sahnelerimize, festivallerimize geliyordu. Fakat amatör ruhla yapılan işin hakikaten bir sınırı var. Masraflarını kendi cebinden karşılayan, her daim 20-30 seyirciye oynayan sanatçılar bir süre sonra yoruldu. Hiçbir zaman profesyonelleşemeyecek olmaları, onları bu sahneden uzaklaştırdı. Sanat bir gençlik hevesi gibi olduğu zaman, şansa iyi bir rüzgâr eserse dönemsel bir ivme kazanan işler gözümüzü doyuruyor sonra da hoş bir hatıra olup maziye karışıyor.

Çağdaş dans eriyip gitti çünkü bu alanı destekleyen hiç olmadı. Bırakın desteği, Garajistanbul örneğinde olduğu gibi, düzenli bir sahnesi olması bile bir alanda sanatçıları motive eden, kendi izleyicisini oluşturma imkanı veren bir gelişme. İkinci bir Garaj açılmadı, ilki de bir süre sonra eğlence mekânı olmaya karar verdi, gitti.

‘Para eden bir nesneye dönüştüremediğimiz için sistemin bir türlü hazmedemediği’ performans sanatlarının ‘yenilikçi’lik yelkeni artık Şule Ateş’in de işaret ettiği ‘genç tiyatro’ rüzgârıyla doluyor. Şimdi çatlayıp patlamasından mutluluk duyduğumuz alan bu.

Umarız onlar profesyonelleşmenin bir yolunu bulur, memlekette bir şeyler değişir de 40 yaşından sonra da alternatif işler için sahneye çıkarlar, biz de onları izlemeye devam ederiz.


BEREN SAAT'İN İSYANI

Cumartesi günü Hürriyet’te Beren Saat’in isyanı vardı. Cengiz Semercioğlu’na konuşan Beren Saat, televizyon dizilerini bile dizayn etmek isteyen iktidara sitemlerini iletmiş. Dizi aleminin dengeleri alt üst olup da hiçbir şey tutmaz olunca 10 yıldır hiç ara vermeden dizi çeken Beren Saat de ‘ara vereceğini’ ilan etmişti. Hazır gelecek sezon iş bulma endişesi yokken Hürriyet’e açık açık konuşmuş. “Öyle bir noktaya geldik ki bugünün koşullarında Aşk-ı Memnu’yu bir daha çekemeyiz. Hele Hatırla Sevgili’yi bir daha anlatabilmek mümkün değil. Çünkü bir toplum mühendisliği yapılıyor. Şu izleniyor bu izlenmiyor diye bir şey dayatılıyor bize” demiş.

Türkiye’nin en büyük televizyon yıldızlarından biri olarak Beren Saat de belli ki içinde bulunduğumuz kültür savaşının gayet farkında. Bence kıyamet de bu noktada koptu. İktidar ne zaman ki Türkiye’de kendince bir kültür devrimi yapmaya, gündelik hayattan sanata kadar her alanı tasarlayıp şekillendirmeye kalktı o zaman eylemler başladı, Gezi Direnişi patladı. Hatta, Cemaat’le aralarındaki savaş bile kimilerine göre İslamcı siyasetle daha ılımlı muhafazakârlık arasında bir çatışma…

Yenilenen reyting sistemi, RTÜK ve her nevi müdahale ile kitle kültürünü de kontrol altına almak isteyenlere başta popüler kültür kahramanlarının karşı çıkması lazımdı. O da oluyor. Yani, Beren Saat kendi alanını savunuyor ve çok da iyi yapıyor.