Çanakkale'nin cazibesi

1950'lerin Çanakkalesi'ni yaşatan sokaklar korunduğu için, Çanakkaleliler şanslı.

Üniversite tercihlerinde yükselen kentlerden biri olarak görülüyor Çanakkale. Geçenlerde Milliyet’te vardı; çevremde de çok duyuyorum. Bir Anadolu kentine gidip rahat, özgür bir ortamda öğrencilik geçirmek isteyenler 18 Mart Üniversitesi’ni tercih ediyormuş. Çanakkale’nin bol dernekli vakıflı, etkinlik zengini kışlarını bilmeseniz bile, herkesin geç saatlerde kordona dökülüp vakit geçirdiği yaz gecelerini görmeniz bunun doğruluğunu anlamanıza yeter.
Şehrin eski mahallelerinden bazıları koruma altında. Tarihi Yalı Çarşısı, elden geçirilip trafiğe kapatılmış. Belki Çanakkale Savaşları zamanında bile orada olan dükkânlar, tuhafiyeci, kuyumcu, lokanta olarak işliyor. Bu çarşı caddesinin arkasındaki sokaklara ise imar izni yok. Kentin hızla büyüyen diğer yerlerinden farklı olarak bu bölgede zaman donmuş.
Çimenlik Kalesi’nden, Köprü Başı’na kadar uzanan bu alan, kentin ‘Çingene mahallesi’ni de kapsıyor. Tıpkı Sulukule gibi, kalenin hemen altında yüzlerce yıldır bu insanlar ve onların kendine özgü kültürü yaşıyor.
* * *
Çarşıya yakın sokaklarda ise eski, kimisi metruk binalar tuhaf bir tenhalık içinde. Annemle birlikte, Eczane Sokak’a bir nostalji turu yaptık. Anneannesinin evini merkez alıp çocukluğunun geçtiği bu sokağı, komşularını anlattı. Neredeyse bütün evler duruyor. Hiçbiri öyle birer mimari şahaser, abide yapı filan değil. 40’larda, 50’lerde yapılmış, kimi ahşap, kimi tuğla, kimi betonarme eski evler. Bir zamanlar içinde yaşamış insanları, onların anılarını, o zamanki yaşam tarzı sokakla birlikte yaşıyor. İki üç kuşak öncesinden gelen, bize ait, kendi yerel kültürel mirasımız korunmuş, duruyor. Mesela daha merkezde olan benim kendi anneannemin sokağı ise artık yok. Orası tamamen yeni binalarla kaplı ve benim için 70’lerdeki çocukluk anılarıma dönmem, annemin 50’lere yaptığı seyahatten çok daha zor.
* * *
1950’lerin Çanakkalesi’ni yaşatan bu sokaklar korunduğu için, Çanakkaleliler şanslı. Mülk sahiplerinin kısa süreli kazançları için bu dokudan vazgeçmek çok kolay. Kalenin dibindeki derme çatma eski cezaevi binası bir AVM’ye dönüştürülebilirdi. Evler daha da değer kazanır, yerlerine yenileri yapılır ve kimsenin fazla itirazı olmazdı. Ama ısrarla korunmaya çalışılan bu eski sokaklar ve başka birçok şey sayesinde bu küçük kent, genç insanların bile içinde yaşamak istedikleri cazip bir yere dönüştü.
STK’larla iyi işbirliği yapan yerel yönetim, kentin hem geçmişini hem geleceğini kurtarıyor. Zenginliğiyle övünen, ama bir tek eski evini bile koruyamamış, Selçuklu camilerinin, kervansarayların apartman denizinde birer ada gibi durduğu hafızasız başka Anadolu kentlerinden biri olmaya heves etmeyen bir kent olduğu için Çanakkale’ye teşekkürler.

E-kitap devrimi başlıyor
Kâğıda basılı malzemenin sonu gelecek, ama ne zaman? Dünyadaki elektronik kitap fenomeni Türkiye’de biraz ağırdan gidiyor. Bizde de yayıncılar bu yeni biçime geçmekte gönülsüz. Ama hepimiz biliyoruz, yakınlarda bir gün ‘e kitap’, basılı kitabın tahtını sallayıp hop diye yerine geçiverecek.
Sanırım bu tarih belli oldu: Okullarda tablet bilgisayarların dağıtılacağı 2012, bizim e-kitap devrimini başlatacak. Artık ders kitabı basılmayacak, öğrenciler bilgisayardan okuyacaklar. Ödevlerini buradan yapacaklar, öğretmenlerine e-mail atacaklar, tahtayı buradan görüntüleyecekler filan... 5. sınıflardan itibaren dağıtılacak bilgisayarlar sayesinde, edebiyat okuru olma yaşına gelmiş bütün çocukların kâğıtla teması kesilecek. Ders kitabına bile dokunmayacak, harflere sadece ekrandan bakacaklar.
Böylece klasik kitabın ömrü için de kehanette bulunmak mümkün. 10 yıl sonra, yani bu kuşağın üniversiteyi bitirip yetişkin birer okur olacağı 2022 yılında artık önce e-kitap gelecek, sonra meraklısına kâğıt baskı...