Çelik: İfade özgürlüğünün sınırlarını tartışmalıyız

Bakan Ömer Çelik, Fazıl Say'ın sözlerini yanlış bulduğunu "İfade özgürlüğünün sınırlarını tartışmalıyız" sözleriyle anlattı. Konuyla ilgili AİHM kararlarına dikkat çeken Çelik, Emek eylemcilerini de bakanlıkla diyalog kurmaya çağırdı.

Londra Kitap fuarında dün Türkiye’den gelenlerin gündemi Fazıl Say oldu. Say’ın aldığı hapis cezası, zaman zaman söyleşilerde de sorular aracılığıyla gündeme gelirken, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik de konuyla ilgili yeni bir açıklama yaptı. Çelik, Say’ın dava konusu Twitter mesajı hakkında “Makul düşünen hiç kimse o sözlerin ifade özgürlüğü sınırları içinde olduğunu savunamaz” dedi.

Öğlen yemeğinde buluştuğumuz Bakan Çelik, dün gazetelerde geniş yer bulan Fazıl Say’ın mahkumiyeti konusunda görüşlerini detaylandırarak anlattı. Çelik, Fazıl Say’ın sözlerinin ifade özgürlüğünün sınırlarını aştığı kanaatinde. “İfade özgürlüğü ile ceza davasını ayrı konuşmak gerekir” diyerek Say’ın suç işlediği konusundaki kararlılığının altını çizdi ama verilen hapis cezasının ve ilgili yasa maddesinin tartışılabileceği yönünde bir tavır takındı.

Say için “Bir sanatçı işlerinden çok böyle provokatif şeylerle görünmek istiyorsa kendi bileceği iştir” diyen Çelik, ifade özgürlüğünün sınırları olduğunu söyledi. Çelik, AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton’ın sözcüsü Maja Kocijancic’in dava sonucu ile ilgili “Kaygı duyuyoruz” açıklamasına da yanıt olarak “AİHM Kararlarını hatırlatırım” dedi. Bakan, konuyla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, birisi Hz. İsa’ya hakaret eden bir filmin yasaklanması hakkında, iki kararı olduğunu, bunların meseleyi net biçimde ortaya koyduğunu anlattı.

Çelik özellikle büyük kitleleri rencide edici durumlarda bir karar alınması gerektiğini, bu durumların ifade özgürlüğünün sınırlarını zorladığını düşünüyor. Çelik, bu tür ifadelerin kullanılmasını yanlış bulduğunu şu sözlerle anlattı: Türkiye şunu da tartışmalı. Kendi vatandaşlarımızın değerleri hakkında son derece rencide edici ifadeler nasıl ortaya çıkabiliyor? O kişiler bu ifadeleri Batılı ülkelerin değerleri için kullanamayacaklarını bilirler. O ifadeler bana göre kim, hangi din için söylerse söylesin, kabul edilemez. Bu tür ifadeler ortaya çıktığında rencide olan büyük kitlelerin adalet arayışı ne olacak? Bunu da tartışmak lazım.

Ömer Çelik, Fazıl Say meselesiyle birlikte Emek eylemlerini de kapsayan, kendilerine yönelik tepkilerle ilgili de açıklamalarda bulundu. “Kültür Bakanı hasım değil hısımdır. Birtakım grupların Kültür Bakanlığı ile sanatçı hassasiyetlerini karşı karşıya getirmeye çalıştığını görüyorum” diyen Çelik, diyaloğa açık olduğunu söyleyip Bakanlığı eleştiren sivil toplum kuruluşlarının tavırlarından hoşnutsuzluğunu da, sertleşmekten çekinmeden ifade etti: “Bakanlık sadece sanatçıların değil, bütün Türkiye’nin bakanlığı. Siyasetçilerin kültür sanat insanlarıyla birlikte yöneteceği bir yer. Ben sanatçılara yönelik mahalle baskısının da farkındayım.” Sözlerini “Herkesle görüşmeye açığım” diye sürdüren Çelik, açıkça SİYAD Başkanı Tunca Arslan ve İKSV Genel Müdürü Görgün Taner’in Emek Sineması hakkında kararlı tavrından duyduğu rahatsızlığı da iletti. “Benimle hiç tanışmamış SİYAD Başkanı ‘Bakan İstifa’ diye bağırırsa ben o tür diyaloğa kapalıyım. Ya da İKSV Müdürünün son 1 haftadır bakanlığı suçlamasına anlam veremiyorum. Ben olumlu diyaloga açığım. Türkiye’yi tek renge indirmek isteyenler muhalefet partisi de olsa, sanatçı da olsa anlaşamayız. Ben medeni bir ilişki kurmaktan yanayım.”