Eğlence anlayışında yeni dönem başladı

Ayazağa'da açılan Black Box, İstanbul'da ve Türkiye'de yeni eğlence anlayışının kilometre taşı olacak. Pozitif gibi yerli kuruluşların küresel aktörlerle işbirliği içinde hem de yılın her günü devasa müzik, spor ve eğlence organizasyonları yapacakları yeni bir döneme girdik.
Eğlence anlayışında yeni dönem başladı

Pozitif'in fikri olan Black Box İstanbul'da Ayazağa'da açıldı.

Black Box gayet sessiz sedasız açılmış gibi geliyor bana. İstanbul’un son yıllardaki en büyük etkinlik mekanı sanki hep oradaymış gibi, iki büyük konserle kapılarını açtı. Geçen ayın 19’undaki Travis konseri aslında İstanbul’da ve dolayısıyla Türkiye’de eğlence hayatının bambaşka olacağı yeni bir dönemin de başlangıç günüydü. Ben o ilk günü kaçırdım, ama hemen 20 Haziran’da Bob Dylan konserine gittim. Tam da kağıt gazeteye veda ettiğimiz gün, Bob Dylan’ı en önden neredeyse gözlerini görerek dinlemek bana terapi gibi geldi.

Ayazağa’da konsere gitmek fikri başta korkutmuştu. Trafik belası, bilmediğim bir yeri bulma problemi gibi bir İstanbullu’yu hiç terk etmeyen endişelere gark oldum. Neyse ki kendi arabamızla, bu kentin koşullarında sıradan sayılabilecek bir trafik çilesinden sonra, tabelalar sayesinde kolayca bulduk Black Box’ı. Ücretsiz kapalı otoparkını, konser mekanının önüne kurulmuş her nasılsa kuyruklardan ve anormal fiyatlardan azade sandviç büfesini memnuniyetle karşıladık. İçerideki bar noktalarının ‘normal’ sınırlarda seyreden fiyatlarını da (mesela büyük bira 10 TL) pek makul bulduk. İşin aslı Black Box’ın içi hakkında öyle söyleyecek çok bir şey yok, adı üstünde bir kara kutu işte. Balkonları, konserine göre ayakta ya da oturmalı düzenle izleyicinin durduğu geniş alanı, sahnesi vs. ile temiz pak gayet medeni bir mekan. 2500 kişiyi oturarak ağırlayabilecek bu mekanda konserler dışında kongre, toplantı ve farklı gösterilerin de düzenlenmesi planlanıyor. Ses düzeni güzel, giriş çıkış sorunsuz, yani diyecek bir şey yok; şehrimize hayırlı olmasını diliyoruz.

Gelelim Black Box’ın ne anlama geldiğine. Burası İstanbul’da müziğin ve eğlencenin akış yönünü değiştiren Pozitif’in bir projesi. Tabii ki bu ‘dev’ projede yalnız değiller. Bir parçası oldukları Doğuş Grubu, küresel eğlence sektörünün önemli aktörleri Live Nation, IMG gibi kuruluşlar da bu işin birer parçası. Hatta ‘iş’ sadece Black Box’tan da ibaret değil. Artık sadece birer futbol stadı olmayan Seyrantepe ve inşaatı süren İnönü stadları, Ataşehir’deki Ülker Arena, geçen sezon açılan Zorlu PSM, Elmadağ’da inşaatı süren yeni salon… Tüm bunlar küresel eğlence endüstrisinin İstanbul’da yeni bir yaşam ve eğlence biçimini getirmek için daha inşaat aşamasından itibaren bir parçası olduğu yatırımlar. Bundan sonra müzik sadece yaz festivallerine, ya da eski Babylon gibi beş altı yüz kişilik klüplere mecbur kalmadan bütün bir yıla yayılacak. Sözünü ettiğimiz salonlar, stadlar öyle haftada bir değil neredeyse her gün dolacak. Bu da sadece müzikle olmaz tabii; işin içine spor, büyük şovlar yani gösteri dünyasının bir parçası olan her şey dahil edilecek. O nedenle bundan sonra ‘kültür sanat’tan çok İngilizce’deki ‘entertainment’ın karşılığı olan ‘eğlence’ dünyasından söz etmek daha doğru olacak. Ve sanıyorum kısa zamanda ‘eğlence’ sözcüğü Türkçe’de şimdiye kadar olduğundan çok daha fazlasını ifade etmeye başlayacak.

Black Box’ın yeri bile tek başına söz konusu değişimin bir simgesi gibi. Burası Ayazağa’da ormanlık bir alan. İçinde üç tarihi köşk var. Osmanlıdan sonra uzun süre askeri alan olarak kalmış. 1980’de kente yeni bir konser salonu kazandırmak isteyen Nejat Eczacıbaşı’nın, Kenan Evren yönetimiyle yaptığı görüşmeler neticesinde bu alan tahsis edilmiş. Sonrasında hatırlarsınız, İKSV’nin yapımı epey uzun süren konser salonu inşaatı kaynaklar tükenince devlete devredilmiş ve öylece kalakalmıştı. 1700 kişilik, özellikle klasik müzik konserleri düşünülerek tasarlanmış o proje tamamlanamadı. Yıkıldı ve yerine daha büyük ve daha çok amaçlı Black Box yapıldı…

Black Box aslında bir kompleksin parçası. UNIQ adlı bu kompleks halen inşaat halinde ve tamamlandığında 1200 kişilik daha küçük bir salonu, yeme içme, ofis ve sergileme alanlarıyla insanların uzun uzun vakit geçirebileceği bir yer olacak. Projenin sahibi Turkmall adlı şirket. Belki bu isim size tanıdık gelmiştir… Evet, doğru hatırladınız. İstiklal Caddesi’nde Emek Sineması’nı yıkan şirketin ta kendisi… Yeni eğlence dünyasının yeni aktörlerinden biri de o. Terkedilmiş Serkildoryan’ı ve kar etmeyen Emek sinemasını lüks ofislere, mağazalara ve eğlence merkezine dönüştürmek, Ayazağa’da dev bir eğlence-müzik merkezi kurmak aynı iş stratejinin parçaları...

Bu aktörler Türkiye’de eğlenceye daha çok zaman ve para ayırmaya hazır gelir düzeyi sürekli yükselen yeni, kentli bir orta sınıf olduğunun farkında. Tıpkı Kuzey ve Güney Amerika’da, Avrupa’da hatta Asya’da olduğu gibi Türkiye’de de bu genç insanların harcayacağı paradan büyük oyuncular kendi paylarını almak istiyor. Dünya çapında gezen sayısız turne ve organizasyonun bir kısmını Türkiye’ye de kaydırmak bunun için yeterliydi. Ama uygun mekan sorunu gibi aşılmaz bir engel vardı. Memleketteki inşaat furyasının da katkısıyla İstanbul’daki mekan/alan meselesi çözüldü, çözülüyor. Bu iyi ya da kötü bir gelişme değil; onu mutlaka söylemek isterim. Kültür sanat, eğlence dünyası değişiyor ve bunu kim nasıl yapıyor bilmek, görmek ve adını koymak lazım. Sonrasında zaten bu işlere meraklı insanlar olarak o konserlere, şovlara, maçlara gidecek ve hep birlikte ‘eğleneceğiz’; bu da böyle…
Black Box ve yeni eğlence dünyamız hakkında daha yazacak ve söyleyecek çok şey var. Ama şimdilik benden bu kadar. Mevzuyu daha iyi kavramak için Cumartesi günü yayımlayacağımız Cem Yegül (Pozitif) röportajını mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Sonra bu konuya yeniden döneriz.