Fazıl Say'ın en cesur albümü

Müzik Festivali'nde Mozart Maratonu koşan Fazıl Say'ın bu konserlerini kaçıranlara Yeni Şarkılar albümünü hatırlatalım. Say'ın tüm birikimini bir araya getirdiği, cesaretle kaydettiği albüm aynı zamanda onun gelecek işleri için de bir prelüd gibi...
Fazıl Say'ın en cesur albümü

İstanbul Müzik Festivali’nde Fazıl Say’ın Mozart maratonu devam ediyor. Mozart ve Fazıl bir araya gelince insanın bütün konserleri dinleyesi geliyor ama ben yarın gece (12 Haziran Cumartesi) Lütfi Kırdar’da gerçekleşecek final konserini dinlemekle yetineceğim.

Tabii İstanbul’da yaşamayanlar için Fazıl Say dinlemenin en iyi yolu CD’leri. 1998 tarihli ilk albümünde, bu maratonda seslendirdiği Mozart’ın piyano sonatlarını yorumluyordu. 2004’te de Mozart konçertolarını kaydettiği bir başka albümü çıkmıştı. Ben, birkaç ay önce çıkan en son CD’si, Yeni Şarkılar’dan söz etmek istiyorum. Yeni Şarkılar, 2013'te çıkan ve geçen yılın en çok satan albümlerinden biri olan İlk Şarkılar’a benziyor. Ama aslında çok farklı ve çok daha iddialı bir iş.

İlk Şarkılar’da olduğu gibi bu CD’de de müzik, edebiyatla, şiirle sıkı fıkı bir ilişki kuruyor. Edebiyatla içli dışlı büyüyen Fazıl Say’ın kendi kişisel hikayesinin bir parçası olan, onun şiire ve edebiyata olan merakından beslenen bir albüm. İlk Şarkılar, 20’li yaşlarındaki Fazıl Say’ın yaptığı bestelerden oluşuyordu. Serenad Bağcan’ın yorumladığı bu şarkılar o kadar beğenildi ki geçen yılın en çok satan albümlerinden biri oldu. Yeni Şarkılar ise aynı temada ilerlese de müzikal olarak çok farklı bir albüm. Yine edebiyatımızın en büyük imzaları Fazıl Say’ın müziğiyle buluşuyor. Bu albümde de İkinci Yeni şairleri ağırlığını koyuyor: Turgut Uyar, Cemal Süreya, Edip Cansever. İkinci Yenicilere Fazıl Say’ın çok sevdiği iki başka şair, Nazım Hikmet ve Ömer Hayyam eşlik ediyor. Beş şarkının yer aldığı ama kısa değil tam tersine katmanlı, iddialı bir albüm bu. Fazıl Say, albümü için “Her şarkının "kendi dünyası", "kendi uygarlığı" olsun istedim. Müzikal açıdan hiç denenmemiş şeyleri tatmak istedim. Her şarkı bir "kısa film" gibi olsun istedim”, diyor. Dinleyince görüyoruz ki isteklerini gerçekleştirmiş…

Hem besteci hem yorumcu olarak kendini klasik müzikle sınırlamayan, edebiyata da caz, rock ve Türk müziğine de ilgi gösteren bir sanatçı. Yeni Şarkılar albümü, Fazıl Say’ın bugüne dek oluşturduğu birikimi ortaya koyan bir iş. Farklı müzik türleri farklı enstrümanlar, farklı müzik formları ve teknikleri bir araya geliyor. Şarkıların her biri müzikal zenginliği ve deneyselliği ile bestelenen şiirlerin bir adım ötesine geçiyor.

İlk bakışta, şarkılardan oluşan bir albüm bu. Yani daha popüler, kitlesel bir çalışma gibi. Ama aslında Fazıl Say’ın Yeni Şarkılar’ı deneyselliğiyle dinleyicisini zorlamaktan çekinmeyen bir CD. Dolayısıyla cesur bir albüm. Dolayısıyla İlk Şarkılar kadar ilgi görmemiş bir albüm. Fazıl Say, eldeki başarıyı ve hazır ilgiyi sürdürecek yeni bir şarkı albümü yapmak yerine bambaşka bir ufka yelken açmayı seçmiş. Bu çalışmayla kendi besteciliğini de onu takip eden dinleyiciyi de biraz daha ileri bir seviyeye çekmeyi hedefliyor. Yeni Şarkılar’daki bestelerle yelken açtığı ufukta, bir çağdaş opera kendin gösteriyor ki ileride mutlaka dinleyeceğiz, bu belli.

Yeni Şarkılar, Edip Cansever’le başlıyor. “Şey, şey, şey ve Şeylerden” şiiri otuzdan fazla müzisyenin, kemençe, ney gibi geleneksel enstrümanlarla teremin, daxophone, waterphone gibi Fazıl Say’ın daha önce senfonilerinde kullandığı tuhaf enstrümanların birlikteliğinden oluşuyor. Denizle başlayıp uzaya çıkan bir aşk şarkısı. Ardından gelen Turgut Uyar’ın ünlü şiiri "Göğe Bakma Durağı"nda ise yine teremin var. Turgut Uyar’ın karısı ve büyük aşkı Tomris Uyar’ı temsil ediyor teremin. Fazıl Say, ‘bir aşk şiiri değil, sevdiği kadının geri dönmesi için bir yakarış bu’ dediği şiiri, gittikçe yükselip koroyla zirveye varan sonra da kalabalığın yerini yalnızlığa bırakıp piyanoyla bittiği bir şarkıya dönüştürmüş. Cemal Süreya ise “yıkıcı bir aşk bu” dizesiyle başlayan “Bu Bizimki” şiiriyle yer alıyor albümde. Fazıl Say, her bir mısrası akılda kalıcı bir slogana dönüşebilecek şiiri tam da bir opera gibi çok sayıda solistin, koronun yer aldığı, diyaloğa dönüşen bir zenginlikte şarkıya dönüştürmüş. İkinci Yeni şairleri albümün bu şarkısıyla bitiyor ve sıra Nazım Hikmet’e geliyor. Fazıl Say’ın ‘o başlı başına bir dünya’ dediği, ‘Mozart seviyesinde bir şair’ diye tanımladığı Nazım Hikmet "Masalların Masalı" adlı şiiriyle albümde yerini alıyor. Dokuz dakikalık, belki de albümün bu en uzun şarkısı çok tipik bir Fazıl Say bestesi. Onun coşkulu ve duygusal dili blok flütün çınarı, kanunun kediyi temsil ettiği iyimser bir müziğe dönüşüyor. Ama bence albümün en ilginç şarkısı en sonda yer alıyor. Hayyam’ın “Ey Kör” rubaisi görkemli bir rock operasının ana şarkısı gibi. Hızlı bir piyanoyla başlayan şarkı davulla ritmini kazanıyor, vokal, derken koro, derken elektro gitar, bas ve coşkulu bir müziğe dönüşüyor. Ritmi de melodisi de sağlam, sözlerini zaten pek iyi bilip sevdiğimiz harika bir şarkı “Ey Kör”.

Evet, bunlar plaj şarkıları değil. Ama iyi müzik. Ve belli ki Fazıl Say’ın gelecekteki işleri için bir ‘prelüd’. O yüzden dinlememezlik etmeyin, derim.