Frankfurt için endişe vakti

Türkiye'nin 2008 yılında Frankfurt Kitap Fuarı'nda, onur konuğu ülke olarak iyi bir varlık gösterebileceğine inananların sayısı azalmaya başladı.

Türkiye'nin 2008 yılında Frankfurt Kitap Fuarı'nda, onur konuğu ülke olarak iyi bir varlık gösterebileceğine inananların sayısı azalmaya başladı. Eğer 2008'in geleceği 2007'den belli oluyorsa, iyimserliği korumak gerçekten güç. Tamam Türkiye'nin Frankfurt'taki varlığı 20 yıldır iyiye gidiyor, ama kendine göre. Bu yıl stand düzenlemesi belki önceki yıllara göre daha iyiydi, ama diğer ülkelere göre yine kötüydü. İnsanların geliş yönüne yüksek gri duvarlarla sırtını dönmüş, aydınlatması kötü, içinde gezilemeyen, dev Orhan Pamuk fotoğraflarından başka çekiciliği olmayan bir standımız vardı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, tüm yayıncı ve yazar örgütleriyle işbirliğine gitti, projeler ortaklaşa hazırlandı. Herkesin iyi niyeti, elinden geleni yaptığı ortada. Yabancıların Türk yazarlara yönelik ilgisinde bir artış olduğunu gördük, yeni anlaşmalar imzalandığını duyduk. Bu kıpırdanmaların da etkisiyle kimse eleştirinin dozunu artırmak istemiyor, ama Türkiye'nin bu dev organizasyonu kendine yakışır bir düzeyde gerçekleştireceğine dair fazla bir umut da beslemiyor.
Durumu, bu yılın onur konuğu olan Katalanlara bakıp netleştirebiliriz. Katalanlar'ın geçen yıl da bu yıl da hazırladıkları güzel standları ve sergiyi bir kenara bırakalım. Geçen yıl Katalan standında dağıtılan basın 'çantası'yla bizim basın 'dosyası'nı karşılaştıralım...
Modaya uygun, gri, tek askılı 'çanta'nın gözlerine özenle yerleştirilen tanıtım malzemesi özetle şöyleydi: Üç kitapçık; birinde Katalan yazar Biel Masquida kendi dilini, diğerinde Yale Üniversitesi'nden Harold Bloom Katalan kültürünü anlatıyor üçüncüsünde ise Katalonya'daki yayıncılık sektörü tanıtılıp gerekli iletişim bilgileri var. Bu sonuncusunu dijital olarak tekrar eden bir CD, Katalan ilüstratörleri tanıtan bir başka CD, bir DVD ve başka bilgiler, görsel malzemeler içeren CD'ler... Şık bir zarfın içinden Almanca ve Katalanca olarak Rilke, Goethe, Hölderlin ve Brecht'in birer şiirini içeren dört kart çıkıyor; arkalarında şiirlerin Katalan çevirmenlerini tanıtan bilgiler var. 31 çağdaş Katalan yazarı tanıtan bir kitap. Not defteri, kalemler, 2007 logosunu içeren sticker'lar, kartpostallar... Basın dosyasında ise konuşma metinlerinin yanı sıra ilgili bakanlık bürokratlarının kartvizitleri. Ve tabii çok kalın bir etkinlik takvimi! En azından 2007'nin ilk yarısında Frankfurt ve Almanya'da yapılacak pek çok etkinlik ayrıntılı olarak, bazen de sadece mekânlar ve başlıklar belirtilerek bu kitapta yer alıyor...
Türkiye'nin basın toplantısında dağıttığı dosyada, yapılan konuşmaların metinleri ve bir kitapçık vardı. Bu kitapçık 24 sayfada 2007 yılı etkinliklerini, 2008 yılı etkinlikleri için ana başlıkları, yapılan hazırlıkları, yayıncılık sektörümüzü, 2010 Avrupa Kültür Başkenti'ni, Mevlana Yılı'nı, TEDA projesi ve dünya mirası listesindeki zenginliklerimizi anlatıyor. Standda ise, edebiyat, edebiyat dışı ve çocuk yazarlarıyla yayıncıları tanıtan üç sprilalli kitaptan başka bir malzeme yoktu. Türkiye'nin etkinlik takviminin ise haziranda açıklanacağını öğrendik...
İyi niyet, iyi bir organizasyon yapmak için yetmiyor. Gerçek şu ki uluslararası çapta dev bir organizasyon yapmak Türkiye'de Kültür Bakanlığı bürokratlarının ya da yayıncıların altından kalkabileceği bir şey değil. Anlaşılıyor ki Türkiye'nin standartları hayli yüksek olan yaratıcı tasarım ve uluslararası organizasyon yeteneğini ortaya koyabilecek kuruluşlar devreye sokulmamış. 'Bu işin bütçesi...' diye başlayan bir özrün de geçerliliği yok. Çünkü Kültür Bakanlığı, Almanlara 10 milyon avroluk bir bütçe sözü vererek konuk ülke anlaşmasını imzalamıştı!