İlk sanat fuarımız 25. yılında: Geniş mekanların ve kalabalıkların sanat fuarı

TÜYAP'ın düzenlediği Artist Uluslarası İstanbul Sanat Fuarı bu yıl 25 yaşında. Artist Türkiye'de sanat piyasasının oluşmasına öncülük etmiş bir fuar. Bugün geniş mekanını figüre önem veren galeriler ile sanat insiyatifleri ve sanat okullarının kullanımına sunup büyük kalabalıklarla buluşturarak önemli bir işlev üstleniyor.
İlk sanat fuarımız 25. yılında: Geniş mekanların ve kalabalıkların sanat fuarı

Türkiye’nin ilk ve en eski sanat fuarı bu yıl 25. yılını kutluyor. Bugün Kitap Fuarı’nın düzenlendiği Beylikdüzü’nde gerçekleştiği için sanat dünyamızın gündeminde daha az yer tutsa da Artist Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı’nın özellikle 90’lı yılların en önemli etkinliği olduğunu hatırlamakta fayda var. 25. yılını kutlayan fuar, bugün çok farklı bir görünüme ve işleve sahip. Sonsuz alanları, sanat insiyatifi ve gruplarına, sanat okullarına yani sivil topluma sunulan sergileme olanakları ve kalabalıklarla buluşma imkanıyla bambaşka bir fuar burası. Tabii bir de resme, özellikle figür resmine adanmış bir fuar. Bu alanda etkin olan galerilerin yer aldığı bir alan…

İlk fuarı düzenleyen Plastik Sanatlar Derneği’nin (UPSD) o zamanki başkanı Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, 25. Yıl kitabı için yazdığı yazıda fuar fikrinin doğduğu ortamı şöyle anlatıyor: “Ülkemizde dinamik bir sanat üretimi potansiyeli vardı ancak bu potansiyelin boyutlarını sergileyebilecek modern sanat müzeleri henüz yoktu. (…) Söz konusu birikimin algılanmasını ve sanatın yaygınlaşmasını kolaylaştıracak bir sanat pazarı oluşturma fikri yavaş yavaş belirmeye başlamıştı.” O günlerde Bubi’nin önerisiyle UPSD bir fuar düzenlemeye karar veriyor. Tepebaşı’ndaki fuar alanını işleten, burada kitap fuarını da düzenleyen TÜYAP’ın sahibi Bülent Ünal destek verince ilk fuar 10-17 Temmuz 1991’de gerçekleşiyor.

Ben ilk fuarı bilmiyorum ama ikincisinden itibaren takip etme olanağı buldum. Hüsamettin Koçan’ın tükenmeyen enerjisiyle kurduğu fuar epey ilgi görmüş hatta çok önemli bir başka etkinliği de içinden doğurmuştu. Bugün adı anılmadan Türkiye çağdaş sanat tarihinin yazılamayacağı Genç Etkinlik’ten söz ediyorum… Tepebaşı’ndaki fuar alanında yazarlar ve kitaplarla dolu bir dünyayı hayranlıkla yaşayan benim gibi gençler için, bu kez o geniş alan resim, heykel, performans ve sanatçılarla dolmuş ve bizim için yeni bir heyecan alanı oluşmuştu. O heyecan alanı, içinden başka fuarlar, bienaller ve müzeler çıkartıp genişleyerek büyük bir dünyaya ve hatta ‘endüstriye’ dönüştü. Bu gidişatı gören sanatçı örgütü UPSD dört yıl düzenleyip öncülüğünü üstlendiği fuarı TÜYAP’a devretmiş, fuar şirketi de doğru bir kararla ‘galericileri’ yanına alarak onlarla birlikte Artist Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı’nı düzenlemeye devam ettti.

BU YIL ÖDÜL FİKRET OTYAM’A
İlk yıllardan itibaren Sanat Fuarı’nın yöneticiliğini üstlenen Ümit İyem, binlerce galeri ve insiyatifin, bir o kadar sanatçının, milyon izleyicinin en çok teşekkür etmesi gereken isim olarak 25 yılın tarihinde yerini edindi.
TÜYAP Beylikdüzü’ne taşındıktan sonra da Artist, kendine özgü biçimde büyüdü. Evet, işin aslı katılımcı galeri sayısı azaldı. Türkiye sanat piyasasını daha az temsil eder oldu. Ama geniş mekanı, sivil toplumun ve genç sanatçıların kullanımına sunan, ödüller verip bilgilendirici sergiler düzenleyen kendine özgü yeni bir içerik ve kimlik oluşturdu. Bugün Artist Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı’nın ‘ticari galeriler’ bölümü özellikle figür resminin ağırlığını koyduğu bir büyük sergi. Burada aralarında fuarın amiral gemisi Evin Sanat Galerisi’nin, Karşı Sanat’ın, Baraz, Bilim Sanat, Harmony, Doruk’un bulunduğu 34 galeri yer alıyor. Çağdaş sanat ise bağımsız sergi alanlarında karşımıza çıkabiliyor. Artist her yıl aynı dallarda altı onur ödülü veriyor. Hemen hepsi birer de sergiye dönüşen ödülleri alanlar bu yıl şöyleydi: Sanatçı Onur Ödülü Fikret Otyam, Eleştirmen Onur Ödülü Prof. Kemal İskender, Sanatsever Kurum Onur Ödülü Çanakkale Bienali’ni düzenleyen CABININ ve Koleksiyoner Onur Ödülüise Max Maçoro.


Fuarın bir bölümü ‘sanat insiyatifleri ve bağımsız gruplara’ ayrılmış durumda. Diğer bir bölümünde ise üniversiteler var. Bu yıl Mimar Sinan ve İstanbul Kültür üniversitelerinden genç sanatçıların işleri gösteriliyor. Bu iki bölüm, özellikle fuarın sanatta ana akımın dışındaki gruplarla, her tür sanatseverle temas etmesini, piyasa, endüstri adına her ne dersek işte onun görünür kıldığı herkes dışında da birileri olduğunu hatırlamamızı sağlıyor. Bu bakımdan tıpkı, bugün çok popüler olmasa bile, aslında Türkiye’nin ev duvarlarındaki resimlerin önemli bir kısmını temsil eden galeriler gibi bu insiyatifler de sanat ve resimle ilgili olan çoğunluğun eğilimlerini temsil ediyor. İnsiyatiflerin, üniversitelerin kullandığı geniş alanlar, Artist’in sunduğu imkanın da büyüklüğünü gösteriyor aslında. Sanki ne kadar lazımsa, hatta lazım değilse bile, o kadar alanı sanat insanlarına sunuluyormuş gibi. Bu devasa endüstriyel fuarlar için tasarlanan merkez, sanat için de kolay elde edilemeyecek imkanlar sunuyor. İnsan bir gün burada devasa enstalasyon, heykel ve performansların üretilip sergilendiği, mekanı sınırsızca kullanacak başka etkinlikler de hayal ediyor...

BU YILKİ ANA TEMA GEÇMİŞE TANIKLIK

Artist’in bir başka avantajı da kitap fuarı. Evet kent merkezinin çok uzağındaki bu fuara, sanat dünyası sınırlı bir ilgi gösteriyor. Ama yüzbinlerce kitap okuru on gün boyunca fuar alanına akıyor ve önemli bir kısmı sanat fuarının sergilerini de geziyor. Dolayısıyla burası katılımcısı ve izleyicisi ile diğer sanat fuarlarından çok farklı bir profil sunuyor. Ayrıca sadece resim almak için fuara, hem de farklı kentlerden gelenler olduğuna da bizzat şahit oldum, bunu da söylemek lazım.
Fuarın son yıllarda önemsediği bir karma sergisi oluyor ki, çağdaş sanat da en çok burada Artist izleyicisiyle buluşuyor. Ali Şimşek’in hazırladığı bu yılki sergi ‘Amarcord: Hatırlıyorum’ adını taşıyor. Sergi ruhunu, fuarın da ana temasını oluşturan Geçmişe Tanıklık’tan alıyor. Bu tema, o meşhur 1915’e bir gönderme. Hem geçmişle bir hesaplaşma yapmaya davet, hem de 100. yaşlarını kutladığımız Cihat Burak, Nuri İyem ve Selim Turan’ı hatırlamak için bir vesile. Nitekim üç önemli sanatçının hatırası fuar alanında yaşatılıyor.
Fuar alanı demişken TÜYAP’ın dünyanın belki de en ‘sanatsever’ fuar merkezi olduğunu söyleyebiliriz. Sanıyorum hem patronu Bülent Ünal’ın sanat merakı hem de Artist fuarının katkısıyla, TÜYAP’ın şaşırtıcı bir koleksiyonu var. Bu koleksiyonunu cömertçe paylaşıyor. Mutlaka fark etmişsinizdir. Kitap fuarının yapıldığı her sene yüzbinleri ağırlayan salonlara çıkan koridorlar, etkinlik alanlarına giden merdivenler, odalar salonlar Türkiye sanat tarihine geçmiş sanatçıların imzasını taşıyan çok değerli, çok güzel resimlerle dolu.
Artist 2015, 25. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı bu pazar, kitap fuarıyla birlikte sona eriyor. İşin aslı, kitap fuarına gitmişken bir uğramak yetmez. Bir günü gönül rahatlığıyla ayırmanız gereken bir yer. Bu hafta sonu, 25. yıl sergilerini görmek için son fırsat. ‘Kaçırmayın’ derim...