İzmir'i nasıl hatırlayalım?

2015 yılındaki İzmir'i belgeleyen 'Yarınlara Bir Miras' projesi, Arkas Sanat Merkezi'nde sergileniyor. Sergide yerli ve yabancı 18 fotoğrafçının bir yılda çektiği binlerce kare arasından seçilen 130 fotoğraf var. Ama gündelik hayat, sıradan insanlar ve sıra dışı hikayeler pek yok.
İzmir'i nasıl hatırlayalım?

Bugüne dek hep geçmişle, sanat tarihiyle ilgilenen Arkas Sanat Merkezi’nde şu sıralar günümüzden geleceğe doğru giden bir sanat projesi var. 18 Eylül’de açılan ‘İzmir: Yarınlara bir Miras’ isimli sergi, yerli yabancı fotoğraf sanatçılarının çektiği İzmir fotoğraflarından oluşuyor.

Fikri, iki yıl önce açılan 18 ve 19. Yüzyılda batılı sanatçıların İzmir resim ve gravürlerini içeren sergi sırasında ortaya çıkmış. 2015 yılının İzmir’i hakkında geleceğe kalacak fotoğraflar üretilmesini destekleyen proje için İFOD (İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği) ile işbirliği yapılmış. Kimisi İzmirli 18 fotoğrafçı sadece kent merkezinde değil Bergama, Alaçatı, Tire gibi ilçelerde de bu proje için çekimler yapmış. Yaklaşık bir yıl süren çalışmanın sonucunda Arkas Sanat Merkezi’nin 900 fotoğraflık bir arşivi oluşmuş. Şimdi bu koleksiyondan 130 parça, 15 Kasım’a kadar sergileniyor. Proje fikrini geliştiren kişi, sergiye fotoğrafçı olarak da katılan Selim Bonfil. Küratör ise Müjde Unustası…

Fotoğraflar semtlere ve konularına göre gruplanmış. Denizin ve apartmanların öne çıktığı, bazen Gündoğdu ve Cumhuriyet meydanlarındaki törenlerin kendini gösterdiği fotoğraflarla başlıyor sergi. Ardından Üçkuyular, Bornova, Balçova gibi başlıklar altında toplanmış semtlerden görüntüler geliyor. Bergama harabeleri bir salonda yer alıyor. Ödüllü bir doğa fotoğrafçısı olan İtalyan Valter Bernardeschi’nin ‘Sasalı Doğal Yaşam Parkı ve Kuş Cenneti’nde çektiği usta işi kareler, kuş sesleriyle birlikte sergileniyor. İzmirli sanatçı Yusuf Tuvi Basmane’nin tren garını, Karşıyaka’nın sitelerini gösteriyor. Nilgün Özdemir eski-yeni, yoksul-zengin gibi çatışmaları iyi yakalıyor. Arjantinli Nicolas Berlingieri’nin siyah beyaz kareleri ise kendine özgü fotoğraf diliyle bu serginin en dikkat çeken işleri arasında. Tıpkı Murat Germen’in işleri gibi. Germen’in Muta-morfoz serisi kapsamında ürettiği İzmir fotoğrafları, bir tür ‘sergi içinde sergi’ gibi sunuluyor. Belli ki proje sayesinde Germen, Muta-morfoz’a uğrattığı dünyanın pek çok ünlü kenti arasına İzmir’i de katmış, iyi de olmuş. Bu iki isim dışında tüm fotoğrafların bir ortak dili olduğunu söyleyebiliriz. Romantik, şiirsel bir estetik… Kenti güzellikleri ve kaybolan değerleriyle ‘belgelerken’ bundan güçlü bir görsellik de üreten bir fotoğraf anlayışı bu. Şirince’nin hüzünlü köylü kadınına, Çeşme’nin turist kalabalığına, Tireli semer ustası, Kemeraltı’ndaki saat tamircisi gibi kaybolan meslek erbabına doya doya bakıyorsunuz. Ya da Ballıkuyu’daki süpürgeci (Gabriel B. Garabet) ve pideci karı koca (Selim Bonfil) gibi hoş fotoğrafların benzerlerini nasıl çekebileceğinizi düşünüyorsunuz. Bir ucu 19. asrın seyyah fotoğrafçılarına kadar giden, bir parça Magnum ekolünden de destek alan bu fotoğraf dili Türkiye’de çok popülerdir. Dolayısıyla ‘İzmir: Yarınlara Bir Miras’ sergisinin çok beğenilerek gezileceğine hiç şüphe yok. Hatta proje kapsamında üretilen fotoğraflar, kültür merkezlerinin ilgi göstereceği bir gezici sergiye bile dönüşebilir…

İZMİR BU KADRAJA SIĞMIYOR

Ama tabii günümüzde fotoğraf sanatının kadrajı bundan ibaret değil. 20. Yüzyıl fotoğrafçıları bize sadece romantik anlar ve manzaralar bırakmadı; bazıları insanların gündelik yaşamlarını anlatmayı seçti, hem de tüm sertliğiyle. Çok uzun bir zamandır fotoğraf, toplumsal eleştirinin en önemli araçlarından biri. Güncel fotoğraf sanatçıları hem sıradan hem de sıra dışı insanların, yapıların, toplulukların birbirinden ilginç görüntülerini ürettiler, üretmeye devam ediyorlar. Nitekim cep telefonları ve dijital kameralarla akıl almaz miktarda imge üretilen günümüzde, ‘sanatçı’nın farkı da buralarda bir yerlerde ortaya çıkıyor.

Belki bu projenin ikinci bir ayağı olur. Ve o zaman evlerin içine de giren, meydanlar ve binalardan çok insanlara odaklanan, zenginleri ve yoksullarıyla, sıradan ve marjinal hayatlarıyla İzmir’i daha iyi kuşatan, yaşlılık hüznü yerine gençlik dinamizmine yaslanan bir seri oluşur.

Not: İnsan fotoğraflarının eksikliği konusundaki görüşümü serginin açılışı sırasında küratör Müjde Unustası’na da ilettim. Özel hayatın dokunulmazlığı ve telif meseleleri dolayısıyla, habersiz çekilmiş insan fotoğraflarını arşivlerinde olmakla birlikte sergiye koyamadıklarını söyledi… Bu bilgiyi de paylaşmak isterim. 

Murat Germen

 

Çiğli Kuş Cenneti, Walter Bernardeshi

 

Kemeraltı Balık Hali, Istvan Kerekes

 

Pideci, Selim Bonfil