İzmir'in sanat müzesi

İzmir'deki Arkas Sanat Merkezi'nde tekrarı zor bir Naci Kalmukoğlu sergisi var.

Geçen yıl İzmir’in sanat ortamı için şöyle demiştim: “Kentin hâlâ doğru dürüst sanat müzesi, galerileri yok; festivalleri ulusal çapta ilgi çekecek düzeyde değil. Arkas kendi koleksiyonunu sergilediği bir küçük müze açmış, ama pazar günleri kapalı...” O zaman pazar günleri kapalı olduğu için göremediğim Arkas Sanat Merkezi’ni bir ay kadar önce gittim, gördüm ve sevdim.

İzmir’de gemicilikle uğraşan bir aileden gelen Lucien Arkas, eski Fransız konsolosluğunu çekici bir müzeye dönüştürmüş. Fransızlar, uzun zamandır küçük bir bölümünü kullandıkları Kordon’daki bu güzel yapıyı belki de biraz Fransız kökenli olduğu için Arkas ailesine vermiş. Bu tabii ki hem o yapı, hem İzmir hem de bu kente önem veren Arkas için mutlu son olmuş. Epey bir para harcayıp yapıyı çok güzel şekilde yenilemişler. Burada sadece Lucien Arkas’ın geniş koleksiyonu sergilenmiyor. Aslında içinde Avrupa resminden ve Türk sanatçıların klasik, modern dönem çalışmalarından örnekler barındıran koleksiyonun büyük bölümü sergilenmiş de değil. Ama bu koleksiyonun ruhuna uygun konular seçerek, özel sergiler hazırlanıyor. Arkas Sanat Merkezi’nin enerjisi, patronu kadar genç ve hırslı ekibinden de kaynaklanıyor.
Arkas’ta şu sıralar Naci Kalmukoğlu’nun sergisi var. Cumhuriyet dönemi ressamlarının en ünlülerinden biri değil Kalmukoğlu. Hatta az tanındığını bile söyleyebiliriz. İşte özellikle bu nedenle, İzmir’deki bu sergi gayet önemli. Yaşadığı dönem Akademi çevrelerinde pek de kabul görmeyen; büyük ihtimalle çeşitlilik gösteren tarzı ve apartmanlara, sinemalara yaptığı duvar resimleri ile dekorlar yüzünden ‘dekoratif’ sayıldığı için biraz kenara itilmiş bir sanatçı. Pek çok koleksiyondan derlenerek hazırlanmış Kalmukoğlu retrospektifini gezerken türler ve konular arasında da geziniyorsunuz. Karşınıza bir 17. yüzyıl Hollanda resmi ya da 19. yüzyıl oryantalist İstanbul manzarası ya da Monet’nin bahçesi çıkabiliyor. İstanbul’un fethi gibi tarihi konular, karpuzlu natürmortlar, aile portreleri ve şahane nü’ler birbiri ardına sıralanıyor. Geçimini resim satarak kazanmak zorunda olan bir ressamın konu ve tarz çeşitliliği kendini açıkça gösteriyor.

İstanbul’a göçmen bir Beyaz Rus olarak gelen Naci Kalmukoğu (Nikolai Kalmikoff), ülkesinde resim eğitimi almıştı ve İstanbul’da da hep bir ressam olarak yaşadı. Bugün pek çoğu ayakta olmayan apartmanları süsleyen resimler yaptı. Onun ünlü duvar resimlerinden geriye Süreyya Sineması’ndakiler gibi az sayıda örnek kaldı. Çingene kadınlarıyla kurduğu yakınlık, çok güzel pek çok nü üretmesini sağladı. Bugün natürmortları da nü’leri de manzara resimleri de onun hikâyesini ve resimle kurduğu doğrudan ilişkiyi seven pek çok koleksiyoncunun duvarında asılı.

Naci Kalmukoğlu’nun tekrarı zor nitelikteki bu kapsamlı sergisini Halilhan Dostal hazırlamış. Dostal’ın 2007 tarihli, yine Arkas’ın katkısıyla hazırlanan kitabı da Kalmukoğlu üzerine en kapsamlı araştırma kabul ediliyor.

Başa dönersek; Arkas Sanat Merkezi İzmir’de çıtayı epey yukarıya taşıyan bir kurum. Klasik ve modern sanatın takipçilerine dünya standartlarında sergiler sunup yayınlar yapıyor. Darısı zavallı İzmir Devlet Resim Heykel Müzesi’nin başına...

Gemileri seviniz

 

Arkas Sanat Merkezi’ni bu kadar övmüşken Deniz Tarihi Merkezi’ni de anmamak olmaz. Bornova’da Arkas ailesinin 150 yıllık köşkü artık yüzlerce gemi maketini ağırlıyor. İlk duyduğumda bu ‘maket müzesi’ fikrini pek önemsemediğimi itiraf etmeliyim. Ama neredeyse bütün denizcilik tarihini kapsayan o koleksiyonu görünce fikrim değişti. Okyanusu geçen ilk gemi Kontiki’den, Amerikan İç Savaşı’nın kaderini değiştiren tuhaf zırhlı Monitor’e, Rus Çarı’nın yüzemeyen lüks yatı Lavadia’dan, efsane transatlantik Titanik’e ya da bizim unutulmaz Gülcemal vapurumuza kadar tarihin bütün önemli gemilerini tanıyabiliyorsunuz.