Kuzey Afrika'dan Fransa'ya girdik

Marakeş Sanat Fuarı'nda Türk galeriler, Fransa'yla iyi ilişkiler kurdu.

Kentin Medina denilen eski mahallesinde, Mardin’i hatırlatan sokaklarda ilerliyoruz. Kemerli küçük kapı, süslü kalabalığı Bodrum villalarına benzer, bembeyaz bir mekâna çıkartıyor. Eski yapılardan dönüştürülmüş, tamamen kendi içine dönük, avlulu bu modern villanın üç katı sadece sanat eserlerine ayrılmış. Marakeş’teyiz... kentin geleneksel sefaletiyle birlikte yaşayan kolonyalist zenginliği en iyi yansıtan şey, Medina’daki bu fantezi evler. Söylendiğine göre Yves Saint Laurent, Gucci gibi moda devlerini yönetenlerin ve Dominique Strauss Kahn gibi siyasetçilerin de böyle evleri var.
Marakeş Sanat Fuarı’na da ruhunu veren işte bu Fransız bağlantısı. Fas’ta bu yıl ikincisi düzenlenen fuara katılan galeri, koleksiyoncu ve sanat yazarlarının önemli bir kısmı Fransızdı. Bu yıl Türkiye fuarda bir tür konuk ülke olarak yer aldı. C.A.M, CDA Projects, The Empire Project, Galerist, Merkür, PG Art, Pi Artworks gibi galeriler Mehmet Güleryüz’den Mental Klinik’e ve Kezban Arca, Murat Germen, Burçak Bingöl, İlke Kutlay ve Kerem Ozan Bayraktar’a uzanan bir çeşitlilikte farklı tarz, kuşaklardan sanatçıları sergilediler. Öyle aman aman bir satış yapılmadı belki ama özellikle Fransa’yla iyi bağlantılar kuruldu. Adeta Türkiye sanat piyasası Afrika üzerinden dolaşıp Fransa’ya girmiş, sağlam bir köprü başı tutmuş oldu.
Marakeş’i kaplayan lüks otellerden birinde, Es Saadi’de düzenlenen fuarda Cindy Sherman, Anish Kapoor gibi dev isimler de vardı; Mona Hatoom, Adel Abidin gibi bizim buralarda iyi tanınan Doğulu sanatçılar da. Fas, Tunus gibi bölge ülkelerinden sanatçıların daha çok tuval, desen ve tabii ki kaligrafiden türetilmiş modern çalışmalarını gördük. İki yıl önce gördüğüm Dubai Sanat Fuarı’na göre burada çıplaklığa da siyasete de daha fazla tahammül olduğunu söylemeliyim. Ne de olsa Fas, Müslüman dünyasının çokkültürlü ve görece liberal ülkelerinden biri. Zaten fuar dahil her yerin girişine devasa bir resmi mutlaka konulan kralları VI. Muhammed’e de bayılıyorlar.
Yerel koleksiyoncular da var. Nitekim, fuarı düzenleyen Hicham Daoudi, ülkenin finans merkezi Kazablanka’da büyük bir galeri açmış. Fas’ta sanata merakın artmasını genç krala bağlıyorlar. Kralın yatak odasında bir Francis Bacon asılı olduğu söylentilerini anlatan Faslı bir Fransız, ülkedeki zenginlerin de yeni krala ayak uydurmak için ‘su kayağı yapmaktansa koleksiyon yapmayı’ tercih ettiklerini anlattı...
* * *
Fuarlarda alternatif işler görmek kolay değil. Ben en iyi keşifleri Brahim Alaoui’nin küratörlüğünü üstlendiği ‘Images Affra’ adlı, eski Merkez Bankası binasında açılan sergide yaptım. Mısırlı sanatçılar Amal Kenawy, Moataz Nasr ve Youssef Nabil’in, Cezayirli Yazid Oulab ve Iraklı Adel Abidin’in videoları müthişti. Nasr’ın, fırındaki tandır ekmeğinin görüntüsüyle ne kadar çok şey anlatılabileceğini gösteren videosunu, gelenek deyince aklına sadece ille de kaligrafi ve minyatür gelen bütün İslam âlemi sanatçılarının izlemesinde fayda var. Ya da Oulab’ın yedi tütsü dumanıyla yarattığı etkiyi görmeliler.
* * *
Bir de ödül verdik fuarda. Bizim Türkiyeli sanatçılardan iki isim, Burçak Bingöl ve İlke Kutlay finale kaldı. Ama 15 bin euroluk Es Saadi ödülü fuara biri Fransız, diğeri Faslı iki galeriyle katılma şansına sahip genç ressam Chourouk Hriech’in oldu. Sonuçta güzel, gündelik hayatı anlatan kendine özgü desenleri için ödülü kaptı Hriech. Jüri üyelerinden biri olarak benim favorim ise ülkesindeki kadınları ezen, baskıcı atmosferi fantastik resimleriyle anlatan İranlı sanatçı Elika Hedayat’tı. Ama o memeli pipili, yaratıklı işkenceli resimleri nedeniyle MOMA yönetim kurulunda filan görev yapmış koleksiyoncu jüri üyesi ve diğerleri tarafından ‘rahatsız edici ve biraz fazla...’ bulunduğu için ödüle kavuşamadı. Sadece karar metninde kendisinden övgüyle söz edilebildi...