Milyonlarca belge özgürlüğüne kavuştu

SALT Online, kişisel arşivlerde, kurum depolarında sararan iki milyona yakın belgeyi internet üstünden özgürce kullanma imkanı sağlıyor. Peki ama neden? Vasıf Kortun'la yeni arşiv kavramını konuştuk
Milyonlarca belge özgürlüğüne kavuştu

Bankalar Caddesi’ndeki SALT Galata’nın tarihi binasından içeri girdiğinizde aslında bir bilgi tapınağına adım atmış olursunuz. En azından eski Osmanlı Bankası binasının bu yeni halinin bendeki izlenimi budur. Alt katlardaki iki sergi salonunda biri sabit, diğeri süreli iki sergi vardır. Bazen üst katlardaki proje salonunda da ilginç bir sergi görebilirsiniz. Bu birkaç sergi alanı, o geniş mermer merdivenlerin çıktığı devasa binada başka neler yapıldığı hakkında tam bir fikir vermez. Bunun için bilgisayar başına geçip saltonline.org’u tıklamanız gerekir. Çünkü SALT’ın giriş katındaki harika kütüphanesi kadar önemli bir başka hizmeti de açık arşividir.

Geçen hafta sonu Hürriyet Cumartesi’de Zeynep Miraç’ın Ali Özgentürk’le sinema arşivi hakkındaki söyleşisini okurken gördüm. Özgentürk ‘Vasıf Kortun’la konuşmuş’, arşivi SALT aracılığıyla dijital ortama taşıyacaklarmış… Bunu bir ay içinde ikinci kez duyuyorum. İlki atölyesinde müthiş bir sanat tarihi koleksiyonu oluşturan tanınmış bir ressamdı. Sanki arşivleri kütüphane ve üniversitelere bağışlama düşüncesinin yerini artık dijital bir kuruma vermek almış gibi…

Kişisel çabalarla oluşturulan arşivlerin geleceği hep kuşkulu bir mesele. Çoğu kez arşivin ömrü sahibinin ömrü kadar. Sonrası iyimser tahminle sahaflar. Bir de arşiv çılgınlarının çoğu aslında çok kişisel bir dürtüyle, o değerli eski malzemeye sahip olmak ya da kendi hayatına dair bilgi ve belgeyi saklamak, kendi tarihine sahip çıkmak için biriktirir. Kimsenin bilmediği bu kapalı arşivin aslında pek bir anlamı olmadığını fark ettiğinde ise başkaları da kullansın ister. Tabii çoğunlukla ulaşması mümkün olmayan o fotoğraf ve belgeler, koyuldukları raf ve kutularda sararmaya devam eder. Peki dijital ortam buna bir çare olabilir mi? Olur gibi görünüyor.

Dijital alemin bariz güzelliği, özgürlüğü. Her tür bilgi bedavaya ulaşılabilir vaziyette. Tabii yerini biliyorsan ya da bilgilerin efendisi Google seni yönlendiriyorsa öyle. Arşivlenmiş bilginin de dijitale aktarılmışı çok daha değerli. Çünkü nihai hedefine, yani o bilgiyi arzu edene en iyi böylece ulaşabiliyor.

Bir güç ve iktidar alanı olarak bilgiyi herkese açmak, neredeyse ideolojik bir tercih meselesi. SALT kurulduğu günden bu yana, bir ekip harıl harıl ellerindeki arşivleri dijital ortama aktarıyor. An itibariyle 1.8 milyon belge internete aktarılmış vaziyette. Osmanlı Bankası, Garanti, Vasıf Kortun, Feridun Fazıl Tülbentçi ve daha pek çok kişi ve kurumdan toplanan belgeler bunlar. İçlerinde fotoğraf, mektup, makale, kupür ve akla gelebilecek her şey var. Çok masraflı ve zorlu bir iş bu. Peki bir sanat kurumu, neden bununla uğraşıyor? Ben de Vasıf Kortun’u aradım ve tüm saflığımla bu soruyu sordum. “Çünkü” dedi, “bu malzeme kamu malı. Bizim müştereğimiz. Tıpkı bir müzedeki malzeme gibi. Nasıl müzeler herkese açık olmalıysa, bu arşivlerin de öyle olması gerekiyor.”

Kortun ‘arşiv’ kavramının da değiştiğini söylüyor. 20. Yüzyıl sonuna kadar arşiv iki anlamıyla da ‘koruma altına almak’ demekti. Hem zamanın etkisinden hem de görmemesi gerekenlerden korumak… Kurumlar arşivleri yapar, yığını tasnif edip kataloglarken anlamlandırır, kendine göre ilişkilendirir ve yönlendirirdi. Hala da önemi ölçüde böyle aslında. Pek çok arşiv sadece uzmanlara açık, onların okumasına tabi. Ama internette serbest dolaşan bilgi öyle muazzam bir miktarda ki artık yeni anlamlandırmalar mümkün. Üstelik bu bilgi öyle eskisi gibi uzman elinden çıkmış ve tanımlanmış bir bilgi de değil. 18. Yüzyılda Aydınlanma çağının bilgi sahipleri, Diderot’nun editörlüğünde ‘toplumu eğitmek’ için Encyclopédie’yi hazırlıyorlardı. 19. Yüzyılda her ülke kendi ansiklopedisini tam da bu yüzden, ‘bilgiyi yönlendirebilmek’ için yazdı. Bizim Cumhuriyet sonrası Türk Ansiklopedisi, İslam Ansiklopedisi çabaları da böyle bir şey. “Britannica çağımızın en iyi ansiklopediydi” diyor Vasıf Kortun. Sonra da hatırlatıyor, “Bugün Wikipedia’da 22 bin kere daha fazla bilgi var. Üstelik bu bilgiyi üretenler profesyoneller değil.”

İnternetteki bilgi bir yığın aslında. Çoğu amatör işi bir görsel, işitsel, yazılı malzeme yığını. İşin demokratik yanı, kendi arşivini oluşturmaya imkan vermesi. Yanılma riskini de kendin alarak bütün bu bilgi içinde özgürce dolaşabilirsin. SALT’ın yaptığı da bu bilgi yığınına, orada olmayan çok özel belgeleri katmak. “Artık anlamlandırma, yan yana getirme anlamında kendi okumanı yapabilirsin” diyor Kortun. Tabii bu yepyeni bir durum. Aydınlanma çağı bilgiyi tanımlayıp formatlarken üç asır sürecek bir yol açmıştı. Bugün nasıl bir yola girdiğimizi hiçbirimiz tam bilmiyoruz. Teknolojik olarak da entelektüel olarak da yeni bir yol bu. Vasıf Kortun’un tabiriyle ‘Yeni huylara geçiş’ aşamasındayız; ucunu kimsenin görmediği…

SALT arşivinde 60’lardan günümüze sanat, sosyal tarih, şehircilik ve mimarlık konulu malzeme yer alıyor. Tabii bunlara ulaşmak için saltonline.org’a girip, sol üst köşedeki küçük ‘SALT Araştıma’ satırını tıklayıp sonra da pek o kadar basit olmayan arama motorunda gezinmeye başlamanız gerek. Buradaki belgelerin hiçbirine Google aracılığıyla ulaşamıyorsunuz. SALT Araştırma Arşivi, benzeri pek çok başka arşiv gibi Google’a kapalı. Bunun nedeni tamamen teknik, yavaşlama, hatta kilitlenme risklerine karşı bir önlem. Tabii ki pek çok kişinin yararlanmasını da engelleyen bir durum bu.

Kağıt, bilgiyi taşımak, saklamak için çok narin bir malzemeydi. Peki dijital ortam daha mı sağlam? Bence hayır. Vasıf Kortun da birkaç kuşak sonrası için bir garanti veremiyor. Teknoloji o kadar hızlı değişiyor ki bugün 3.5’luk disketler bile açılamaz durumda, jpg bile modası geçmiş bir format. “Ama daha iyi bir yol yok, bunu yapmak zorundayız” diyor Kortun. Sürekli yenileme, sürekli bakım ve restorasyon isteyen bir şey dijital arşiv. Yani en az (belki daha çok) kağıt yığınları kadar ilgi, masraf isteyen bir iş. Ama neyse ki birileri bununla uğraşıyor. Herkesin arşivini kabul ederler mi, bilmiyorum. Aradığınız bilgi her ne ise orada var mı onu da bilmiyorum. Ama tıpkı yarım asırlık gazeteler bakabildiğimiz Milliyet arşivi gibi SALT arşivinde de dolanmak çok zevkli. Bunu biliyorum. Yararını zaman gösterecek…