Mimarlık tarihinde milliyetçilik

Dolmabahçe Sarayı’nın mimarının Balyanlar olduğu acaba bir büyük yalan mı? Bu iddiayı duymuşluğum ama aldırmamışlığım vardı, fakat bizzat sarayın kendi yayınında karşıma çıkınca soru geldi kafama takıldı.

Milli Saraylar adlı dergide yayımlanan Selman Can imzalı makale Balyanlara mal edilen birçok binanın aslında başkaları tarafından yapıldığını, zaten Dolmabahçe Sarayı’nın mimarının da Seyit Abdülhalim Efendi olduğunu anlatıyor. Aslında Selman Can’ın bu konudaki araştırması yeni değil. Aynı makale 2007’de Türk Dünyası dergisinde de yayımlanmış. 2008’de CRR’de açılan Balyanlar sergisi üzerine de muhafazakar basın bu makaleyi hatırlayıp bol bol iktibas etmiş. Artık tesadüf mü bilmiyorum, geçen ay İstanbul Modern’de Ermeni Mimarlar sergisi sürerken hazırlanan Milli Saraylar dergisinin yeni sayısında, yine bu yazı yayımlandı.

Hırsız ve yalancı!
Dr. Selman Can, Atatürk Üniversitesi’nde çalışan bir tarihçi. Yazısında ‘mimarlık tarihimizin boş bırakıldığını’, yeterli arşiv çalışması yapılmadığı için pek çok yapıyı Balyanlara mal eden kaynakların hemen kabul edildiğini savunuyor. Selman Can’a göre Balyanlar aslında müteahhit. Sarkis Balyan’ın Osmanlı’nın son Başmimarı olduğu da, Paris’te Güzel Sanatlar’da okuduğu da doğru değil. Levon Balyan’ın Paris’te mimarlık okuduğu yalan. Hatta Balyanların çatısı çöken bir bina ya da inşaatlardaki yolsuzluklar nedeniyle hapis yattıklarını, kendilerine inşaat için tahsis edilen Kuruçeşme’deki adaya ev yaptırıp yerleştiklerini filan da hatırlayan yok. Garabed Amira Balyan yaptı diye bildiğimiz 2. Mahmut Türbesi’nin mimarı Abdülhalim Efendi, Harbiye Mektebi’nin mimarı William James Smith; Beyazıt Kulesi’nin mimarı ise Senekerim Balyan değil, Seyid Abdülhalim Efendi...

Afife Batur’un itirazı
Bu konuyu Ermeni Mimarlar sergisini düzenleyen araştırmacı Hasan Kuruyazıcı’yla ve mimarlık tarihçisi Prof. Afife Batur’la konuştum. 19. Yüzyıl İstanbul’unda bugünkü gibi bir mimarlık tanımı yok. Kalfa, müteahhit, mimar, architect, hassa mimarı, tamirat müdürü, birbiri içine girmiş unvanlar. Bu nedenle konu yeni araştırmalara ve tartışmalara açık. Tabii mimarlık tarihçilerine göre Dolmabahçe’yi Balyanların yaptığı kesin, Selman Can ise bu terminoloji karmaşasından dolayı yanılıyor.
Konunun bu kadar tartışmalı hale gelmesinde Pars Tuğlacı’nın pek çok binayı kolaylıkla Balyanlara mal etmesinin de etkisi olduğu söyleniyor. Yani bir tarafta, Ermeni mimarların daha çok önemsenmesini isteyenler, bir tarafta onların bu kadar önemsenmesinden rahatsız olanlar. Milliyetçilikle malul bir mimarlık tarihi... Burada en iyisini Afife Batur söyledi: “Etnisite üzerinden mimarlık tanımlarını doğru bulmuyorum. Ben mesela Ermeni mimarlar, İtalyan mimarlar üzerine değil, Balyanlar, D’Aranco gibi isimler üzerine çalışıyorum.”
Sinema gibi tiyatroya ne gerek var!

Sinema gibi tiyatroya ne gerek var

Tiyatro Krek’in yeni oyunu ‘Güzel Şeyler Bizim Tarafta’, ‘Bayrak’ kadar olmasa da iyi. En ilgi çekici yanı kalın bir camın arkasında oynanması. Oyunu, girişte dağıtılan kulaklıklarla dinliyor, bir nevi büyük ekrana dönüşen camın arkasında izliyorsunuz. Sanki, gerçek zamanlı, tek planda çekilmiş bir film gibi. İzleyenler bayılıyor, ‘Çok güzeldi, film gibi’ diye çıkıyor. Benim anlamadığım o zaman niye tiyatro? Maksat bin yıllık tiyatro teorilerini altüst etmekse Berkun Oya cesaretiyle tebriği hak ediyor. Tamam şaşırdık, ‘niye tiyatro?’ diye sorduk, tebrik ettik. Artık o cam kalksa da tekrar oyunun tadına varsak.

Radikal Kitap yine cuma günleri

Yeni Radikal’le birlikte, Radikal Kitap’ın gününü değiştirip cumartesi yaptık. Kitap eki gazetenin daha çok sattığı, insanların ilavelere daha çok zaman ayırdığı bir günde çıksın diye. Ama Radikal Kitap okurları cumartesiyi sevmedi. 10 yıldır kitap meraklıları için Radikal Kitap, cuma günlerinin ayrılmaz bir bir parçası. O kadar çok tepki aldık ki eski gününe çekmek farz oldu. Alışkanlıkları değiştirmek kolay değil. Hem gerek de yok. Bugün son; önümüzdeki haftadan itibaren Radikal Kitap alıştığınız gibi yine cuma günleri çıkacak.
Mimarlık tarihinde milliyetçilik