Popülist kamu yayıncılığı

Tekrar tekrar soralım, klasik müzik seven yüzde 7.7 için yayın yapmak TRT'nin değilse kimin işi?

Devletin neden televizyonu ve radyosu vardır? Televizyon yayını yapacak sermaye olmadığı için mi? Belki 1968’de öyleydi ama bugün tabii ki hayır.
Bütün ülkenin bilgilenme tekelini elde tutmak, bir şeyleri topluma empoze etmek için mi? Madem artık demokratik bir ülkeyiz, o zaman böyle bir düşünce aklımızdan bile geçmemeli...
Bu sorunun tek cevabı var, o da kamu yararı. Yani ticari ve popülist kaygılardan uzak durup, azınlıkta kalanları da düşünüp eğitim gibi misyonlar üstlenmek.
Kamusal yayın kurumumuz TRT ise son yıllarda atağa kalktıkça ‘misyonunu’ unutmuş gibi davranıyor. Devletin el attığı her alanda ağır kanlı ve iddiasız olması gerekmiyor tabii, ama özel kanallarla rekabet etme hırsından da uzak durması gerekiyor.
* * *
TRT’nin rating ölçümlerine kafayı takıp kendi sistemini kurması bu hırsa yenik düştüğünün göstergesi. İki yıl önce kültür sanat kanalı TRT 2’yi kapatması da öyle. Yerine TRT Haber’i açtılar ki, o kadar haber kanalı varken bir tane de devletin açmasını ancak ‘resmi haber yayını’ yapma tutkusuyla izah edebiliriz.
Memlekette bir kültür sanat kanalı olması kimlere ‘lüks’ geldi bilmiyorum. Böylece, haber kanallarındaki yirmişer dakikalık kültür sanat programlarının Türkiye’ye yettiğine karar verilmiş oldu. Biz, çoğu İstanbul’da gerçekleşen onca müthiş gösterinin, konserin haklarını satın alıp bütün Türkiye’ye yayınlayacak Mezzo gibi bir kanalın hayalini kurarken, TRT 2 toptan kapandı gitti. Kültür programları ağırlıklı olarak Anadolu Üniversitesi’yle birlikte kurulan Okul adlı az izlenen kanala kaydırıldı.
* * *
Tabii bu TRT2 meselesi eski mevzu. Yeni meselemiz Radyo 3’ün gittikçe yayın alanının daralması, programların azaltılması. TRT’nin ‘popülist’ yayın anlayışının bu son hali, TRT 2 meselesini de gündeme getiriyor. Genel Müdür İbrahim Şahin’in “Türkiye’nin 96.2’si caz dinlemiyor” açıklaması karşısında “Peki geriye kalan 3.8 n’olacak?” diye bir çok kişi sordu. Ben bir daha sormak istiyorum. Yaptıkları araştırmayı doğru kabul etsek bile birşey değişmez, Türkiye’de radyoda klasik müzik dinlemek isteyen yüzde 7.7, caz dinleyen 3.8, yabancı müzik isteyen 17.8 için kim yayın yapacak? Zaten çoğu İstanbul ve civarına yayın yapan radyolar bu iş için yeterli mi? TRT 3’ün yayın yapmayı bıraktığı Muğla ve Trabzon gibi kentlerde yaşayanlar da artık işini internetten halletsin, ille de radyo dinlemek istiyorsa halk müziği, Türk müziği filan mı dinlesin? Bunun Cumuhriyet’in ilk yıllarında ‘Türk müziğini yasaklayan’ o eski totaliter anlayıştan bir farkı yok.
Radyo 3’ün programlarını bitirdiği yapımcılardan biri Hülya Tunçağ. 1972’den beri, neredeyse 40 yıldır aralıksız sürdürdüğü ‘Günümüzde Caz’ programı sona erdi. Caz müziği seven ya da sadece merak eden herkesin mutlaka bir dönem FM bandından Radyo 3 dinlerken takıldığı, takip ettiği bir program. TRT bu ‘yenilenme’ işini öyle abartmış vaziyette ki kendi geleneklerine, bin yıllık dinleyicilerine bile aldırmıyor. Anadolu’da Radyo 3’ün müdavimi olan binlerce (Genel Müdür’ün yüzdelerini nüfusa oranlarsak milyonlarca bile diyebiliriz) kişi var. Bunların önemli bir kısmının yaş itibariyle sadece radyo dinleme alışkanlığı olduğunu da hatırlatalım...
* * *
Kamu yayıncılığı bütün bu insanların, ‘tek bir kişi bile olsa’ her dinleyicinin hakkını gözetmeyi gerektirir. Bunu bana telefonda konuştuğumuz Hülya Tunçağ anlattı. “Bize böyle öğretmişlerdi” diye. Tunçağ’ın da bize öğretecekleri var. Hiç yıkılmış gibi değildi. “Bir gün bitecekti nasıl olsa, bugün bitti” diyor. Bu kalenderliğin altında olacakları önceden farketmek var. “Dönem bu dönem. Gidişat belliydi zaten” diyor ve hayıflanmak yerine geleceğe bakıyor. “ileriye bakmak lazım, ne de olsa dinleyici kalıcıdır, insanlar gelir gider” diye...
Belki Hülya Tunçağ’ın sesini ve seçtiği müzikleri sevenlerden bazıları önümüzdeki günlerde bir İstanbul radyosunda onu tekrar dinleyebilir. Peki, Türkiye’nin dört bir köşesindeki bir avuç insan ne olacak? O zaman tekrar soralım: Devlet radyo yayıncılığını onlar için yapmıyorsa kimin için yapıyor?