Resim Heykel Müzesi el değiştirmiş gibi

Yedi yıl önce kapanan İstanbul Resim Heykel Müzesi'nin binası Milli Saraylar tarafından restore edilip Resim Müzesi adıyla yeniden açılıyor.
Resim Heykel Müzesi el değiştirmiş gibi

Bir zamanlar İstanbul Resim Heykel Müzesi’ni ağırlayan Dolmabahçe’deki tarihi bina, tekrar bir resim müzesi olarak kapılarını açıyor. Ama bu kez sahibi ve dolayısıyla ağırladığı koleksiyon farklı. Yıllarca Mimar Sinan Üniversitesi koleksiyonunu ağırlamıştı. 22 Mart Cumartesi günü artık Milli Saraylar Resim Müzesi olarak kapılarını açacak.

Şu sıralar bir yandan bahçe düzenlemesi yapılan, bir yandan da tabloların asılmasına devam edilen yapının restorasyonu iki yıl sürmüş. Veliaht Dairesi olarak bilinen bu yapının Türkiye sanat tarihinde, acıklı hikâyesiyle de ayrı bir yeri var. Veliaht Dairesi 1937 yılında müze olmuş, uzun yıllar Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Resim Heykel Müzesi olarak kullanılmıştı. Binanın yenilenmesi için kaynak bulmakta güçlük çeken üniversite, 2007 yılında müzeyi kapattı. Daha sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de müdahalesiyle üniversiteye yeni bir bina verildi ve Veliaht Dairesi de tamamen Milli Saraylar’a geçti. Mimar Sinan Resim Heykel Müzesi koleksiyonu, çağdaş bir müze olarak yenilenme çalışmaları süren Fındıklı’daki Antrepo No:5’e taşındı.

Milli Saraylar iki yılda tarihi binalar konusundaki birikimini de harekete geçirip, Veliaht Dairesi’ni yenilemiş ve binayı bir müze olarak düzenlemiş. Milli Saraylar’a bağlı pek çok müzede sergilenen çok değerli tablolar burada toplanmış. Ayrıca Milli Saraylar’a bağlı olmayan Topkapı Sarayı’nın depolarındaki bazı resimler de ödünç alınıp restore edilerek sergiye dahil edilmiş. 

Milli Saraylar Koleksiyonu’nda altı yüz civarında resim var. Bunların 202’si yeni müzede sergileniyor. Sergilenen resimler içinde çok sayıda Şeker Ahmed Paşa, Ayvazovski, Zonaro, Osman Hamdi Bey gibi Osmanlı’nın son döneminde çalışmış ünlü ressamlara ait eser yer alıyor. Milli Saraylar’ın koleksiyonu da 19. yüzyıl Osmanlı padişahlarının yaptırdığı, satın aldığı, beğendiği ve saraylarda kendine yer bulabilen resimlerden oluşuyor. Tabii içlerinde Osmanlı asker ressamların da sarayda görevli yabancı ressamların da klasik dönemin belli başlı neredeyse bütün ustalarının da işleri var. (Tabii sanat tarihimizde pek anılmayan Ermeni, Rum ressamlar burada da yok.) Dolayısıyla bize klasik Türk resminin oluştuğu dönem hakkında iyi bir fikir veren bu müze için ‘Osmanlı resmi müzesi’ demek mümkün.

Padişahlar karşılıyor!

Dün düzenlenen basın turunda konuştuğumuz Müze Şefi Recep İmat, restorasyona çok özendiklerini anlattı. Tavandaki resimler, yaldızlı süslemeler, özel sıvalar tamamen yenilenmiş ve yapı neredeyse içindeki koleksiyonla rekabet eden bir ışıltı kazanmış. İki kanattan oluşan yapının bir kanadı halen restorasyonda. Tamamlandığında sosyal alan olarak kullanılması tasarlanıyor.

Müzenin hemen girişinde Topkapı Sarayı’ndan getirilen iki büyük ve ünlü resim karşılıyor ziyaretçileri: Veliaht Dairesi’ni yaptıran Sultan Abdülmecit ve onun ardından tahta geçen o dönemin veliahdı Sultan Abdülaziz. İlk salonda askeri konudaki resimler, son halife Abdülmecid Efendi’nin kütüphanesi olarak bilinen salonda ise İstanbul manzaraları yer alıyor. Bir salonda Abdülaziz döneminde Paris Goupil galerisinden satın alınan resimler, bir başkasında Zonaro ve Chlebowski gibi saray ressamları, bir diğerinde Oryantalist resimler, bir başkasında Şeker Ahmed Paşa gibi yaver ressamlar var. Sarayın büyük salonu ise deniz resimleriyle Osmanlı’da çok sevilen ünlü Rus ressam Ayvazovski’ye ayrılmış. Müze, Milli Saraylar koleksiyonundaki bazı Cumhuriyet dönemi sanatçılarının eserlerine ayrılan küçük bir salonla tamamlanıyor.

Her şey iyi hoş olsa bile şu soruyu da sormadan edemiyoruz: Madem resim müzesi olacaktı bu bina neden Mimar Sinan’dan alındı? Milli Saraylar ve Mimar Sinan koleksiyonları birleştirilip Osmanlı dönemi tamamen burada toplanamaz mıydı? Nitekim Milli Saraylar’ın talebine rağmen Mimar Sinan’ın da kendi koleksiyonundaki bazı resimleri bu müzeye ödünç vermeye yanaşmadığı söyleniyor. Anlaşılan onlar da söz konusu eserleri iki sene sonra açacakları kendi müzeleri için ellerinde tutmak istemiş. Yani ortada tuhaf bir rekabet ve işbirliği eksikliği yok değil.

Yukarıdaki soruya iyimser bir cevap vermek de mümkün. Sonuçta her müze, kendi bakış açısıyla farklı bir dünya sunar. Milli Saraylar Resim Müzesi, MSGÜ Çağdaş Sanatlar Müzesi ve İstanbul Modern birbirine teğet geçen hatta biraz örtüşen ama değişik alanlara doğru açılan üç farklı kurum olacak. Aslında her müzenin koleksiyonu başka bir ağırlık taşıyor. ‘Klasik Osmanlı dönemi’, ‘Cumhuriyet’in modern sanatı’ ve günümüzün ‘çağdaş sanatı’ birbiri ardına gezilebilecek üç müzede toplanmış olacak. Makûs talihini yenen Veliaht Dairesi adına da kentimizin yeni bir müzesi oldu diye kendi adımıza da sevinebiliriz.