Semiha B. nerede?

Yapı Kredi Kültür Sanat Merkezi'de açılan Semiha Berksoy sergisi, Türkiye sanatının belki de en ilginç...

Yapı Kredi Kültür Sanat Merkezi’de açılan Semiha Berksoy sergisi, Türkiye sanatının belki de en ilginç kişiliklerinden birini tanımak için harika bir fırsat. 1910 doğumlu Semiha Berksoy, Cumhuriyet’in ‘sanat tarihi’ gibiydi. Opera, müzik, oyunculuk derken resim yaparak, farklı alanlarda ürün verdi ve yaşadığı dönemin önemli insanlarıyla dostluklar kurup, herkesi ve her şeyi içine kattığı çok özel bir kişisel hikâye ‘inşa etti’. Böylece kendisini daha hayattayken bir sanat yapıtına dönüştürdü. Yani özetle, Semiha Berksoy yaptığı resimler ve söylediği aryalar kadar yaşadıkları ve anlattıklarıyla önemli bir sanatçıydı. Daha da özetle, Semiha Berksoy 94 yıllık uzun hayatının neredeyse her anını bir performansa dönüştürmüştü.
Bu nedenle Yapı Kredi Kültür Merkezi’nin Kazım Taşkent Sanat Galerisi’nde Semiha Berksoy’un çarşaflara, tuvallere yaptığı resimleriyle  başlayıp, üst kattaki Sermet Çifter salonunda kişisel eşyaları, mektupları, notalar ve konser programları, fotoğrafları ve kendini anlattığı bazı videolar eşliğinde süren sergi çok başarılı. Böylece, Berksoy’un ‘hikâyesini’ de görmek ve onu gerçekten anlamak mümkün oluyor. Bu özelliğiyle Yapı Kredi’deki serginin 2003’te Berksoy hayattayken İş Bankası Kibele Sanat Galerisi’nde açılan o büyük retrospektif sergiden bile daha iyi olduğunu söyleyebiliriz. Kibele’deki sergi, pek çok başka sanatçıda olduğu gibi, çok fazla sayıda eseri bir araya getirmekten öteye geçemiyordu. Ama tabii en büyük kozu, neredeyse her gün galeriye gelip kendi varlığını da sergiye katan Semiha Berksoy’du.
Yapı Kredi’deki ‘Ben Yaşardım Aşk ve Sanatla’ adlı yeni serginin en büyük sürprizi, ‘Semiha Berksoy’un Yatak Odası’. Oda, Sermet Çifter Kütüphanesi’nin içinde bire bir yeniden kurulmuş. “Bütün dünya odamın içinde!” diyen Semiha Berksoy’un, anılar, resimler, objeler ve hikâyelerle doldurduğu odası kendini özetlediği çok önemli bir mekan, hatta enstelasyon. Oda, 1999 yılında aynen Bonn Müzesi’ne taşınmış, daha sonra da İstanbul Resim Heykel Müzesi koleksiyonuna katılmıştı. Bu odanın varlığı ister istemez çok önemli bir eserin yokluğunu hatırlatıyor: ‘Kutluğ Ataman’ın Semiha B. Unplugged’ı’ adlı video.
Ataman’ın 1997’de hazırladığı video, Semiha Berksoy’u, kendi odasında ‘anlatırken’ gösteriyordu. Sekiz saatlik bu çalışma, hem Semiha Berksoy hem de Kutluğ Ataman için çok ilgi gören büyük bir işti. İki sinema filminden sonra Kutluğ Ataman bu videoyla 5. İstanbul Bienali’ne katıldı ve çağdaş sanat alanında kendinden söz ettirmeye başladı. İnsanların kendi hikâyelerini nasıl inşa ettikleri üzerine etkileyici bir çok video üreten Ataman için ‘Semiha B. Unplugged’ mükemmel bir başlangıçtı. Ardından pek çok önemli sergi açtı, ödüller kazandı; bugün tartışmasız uluslararası alanda Türkiye kökenli en önemli sanatçılardan biri... Semiha Berksoy’un da uluslararası alanda gördüğü ilgide bu video etkili oldu. Ama bu sergide yok. Çünkü, Semiha Berksoy’un varisi Zeliha Berksoy’la Kutluğ Ataman mahkemelik oldular. Video başka sergilere de davet edilmeye başladıktan sonra, işin sahibinin kim olduğu yönünde bir tartışma başladı. Zeliha Berksoy’a göre proje tamamen annesine aitti ve Kutluğ Ataman’ın yaptığı sadece kamerayı tutmaktan ibaretti... Şimdi dava temyizde. Ama bu süreçten fena halde bunalan, Türk hukuk sisteminin bir çağdaş sanat eserini, bir ‘video art’ı tanımlayamamasına, işin sahibini belirleyememesine kızan Kutluğ Ataman onu tamamen tedavülden kaldırmaya karar vermiş. Yani artık ‘Semiha B. Unplugged’ gibi önemli bir videonun tekrar izlenebilmesi mümkün değil. Ne Semiha Berksoy sergisinde ne de Kutluğ Ataman... Sonbahar’da Kutluğ Ataman İstanbul Modern’de bir retrospektif sergi açacak ve belli ki bu sergiye bile ‘Semiha B. Unplugged’ı katmayacak. Meseleyi bu aşamaya getiren, iki önemli sanatçının buluştuğu tarihi bir işi mahvedenlere ne diyelim, bravo!