Tiyatronun en büyük destekçisi kim?

Sanatın, hele tiyatronun en büyük destekçisi ne devlet ne de sponsorlar; bizzat sanatçıların kendisi. Ne yazık ki bu durum bizim memlekette de İngiltere'de de böyle
Tiyatronun en büyük destekçisi kim?

Geçen yılın son günlerinde tiyatro yardımları açıklandı. Kültür Bakanlığı önceki yıllara göre verilen desteğin artırıldığını belirterek eleştirileri göğüslemeye çalışırken, tiyatro dünyası olan biteni buruk bir gülümsemeyle izliyordu. Çünkü herkesin dilinde ya da aklının bir yerlerinde kışla birlikte unutulan TÜSAK Yasa Tasarısı’nın 2015 yılında mutlaka yeniden gündeme geleceği ve hatta yasalaşacağı beklentisi var. Yani tiyatro için ‘winter is coming…’

Tiyatroyu yıllardır ayakta tutan, öncelikle kamu bütçesine bağlı ödenekli tiyatrolar ve özel tiyatrolara dağıtılan devlet yardımları… Diye bilinir, ama gerçekten öyle mi acaba? Hayır değil.

Aslında tiyatronun en büyük destekçisi, tiyatrocuların kendisi. Bedavaya çalışan, tiyatroya cebinden para harcayan, ömrü boyunca kıt kanaat geçinse de hatta bazen geçinemese bile tiyatrodan asla vazgeçmeyenler. Tiyatroyu ayakta tutanlar onlar. Sahneye, bırakın prova parasını oyun parası bile almadan çıkanlar, bedavaya yönetmenlik, dramaturgluk yapanlar, ışık kostüm tasarlayıp müzik yapanlar. Hatta afiş tasarlayan, kapıda bilet kesen, dekor kurup sökenler. Gişeleri coşup taşan tiyatrolarda durum belki bir nebze farklı olabilir. Ama tiyatronun atar damarlarında hal ve gidişat hep böyle oldu. Bugün kendini tiyatroya atan dizi ünlüsü oyuncular da bu çevrimin bir parçası oluyorlar. Tabii ki bedavaya ya da sembolik paralara sahneye çıkıyorlar. Hayatını tiyatroya adayanların içini rahatlatır mı bilmiyorum, ama dünya üzerinde yalnız değiller. Hatta tiyatronun, sahne sanatlarının devasa bir endüstri olduğu İngiltere’de bile durum aynen böyle.

The Guardian’ın internet sitesinde geçen hafta yayımlanan bir habere göre İngiltere’de tiyatroyu uzun yıllardır ‘tiyatro yönetmenleri’ destekliyor. Nitekim The Guardian haberi ‘sanatın en büyük destekçisi kim?’ sorusuyla vermiş… Tiyatro yönetmenleri birliğinin araştırmasına göre üyelerinin yarısı yılda 5 bin sterlinden az kazanıyor. Bu ülkede ortalama gelirin 26 bin sterlin olduğunu hatırlatayım da “Yılda 15 bin TL eder daha ne?” demeyin… Başta Arts Council olmak üzere pek çok destek mekanizmasının bulunduğu, meslek erbabının örgütlü olduğu, telif hakları kavramının çok daha yerleşik olduğu ülkede durum bu. Haberde yönetmenlerin yalnız olmadıkları, son 20 yılda devlet destekleri azalıp, kadrolu oyunculuk sistemi küçüldükçe oyuncuların da tiyatronun destekçileri arasında yerlerini aldıkları anlatılıyor. Turneye çıkmak da durumu kurtarmıyor. İngiltere’nin o anlı şanlı özel tiyatrolarında yani West End’de tabii ki durum biraz daha parlak. Ama West End’in arkasındaki koca bir tiyatro dünyasında hal ve gidişat fena…

Bu hafta, 15 Ocak’ta yılların tiyatrocusu Mehmet Atak’ın tasarlayıp yönettiği Merheba, Şermola Perfordmans’ta ikinci kez sahnelenecek. Bu bilgili bana ileten basın bülteninde oyunun ‘sıfır bütçe’yle hazırlandığı özellikle belirtiliyordu. Belli ki Mehmet Atak’ın da bu oyuna katkıda bulunan onca kişinin de canına tak demiş. Yazarından, tasarımcısına çok kalabalık bir künyesi var Merheba’nın. Anlaşılıyor ki katkıda bulunan kimseyi atlamamaya özen göstermişler. Hiç değilse adını anmak, bir teşekkür sunmak için. Oyun üç kez daha sahnelenecek ve sonra büyük ihtimalle tarih olacak…

Tamam sanat böyle bir şey, ama biraz değişse fena mı olurdu? Hani sponsorluklar biraz daha artsa, kamu desteği bir ceza/ödül mekanizması olmaktan çıksa, bizler tiyatroya daha çok gitsek de gişe geliri diye bir şey oluşsa… Ve yoksul sanatçı klişesi az biraz değişse.

Gerçekten hiç kimsenin itirazı olmazdı. Yurtta ve dünyada…