Yeni Beyoğlu

İstiklal Caddesi'ni protestoculardan arındırma operasyonu yakında başlayacak gibi.
Yeni Beyoğlu

Dün bütün gazetelerde ‘marjinaller’ hakkındaki görüşleriyle yer alan İstanbul Valisi Sayın Hüseyin Avni Mutlu’nun bir başka açıklamasının üzerinde durmak istiyorum. Taksim’in yasaklanması mevzubahis olduğunda Vali Mutlu şöyle dedi: “Kadıköy gibi, Taksim gibi, İstiklal Caddesi gibi bir takım mahallerde bu tür yürüyüşlerin yapılmasını ben şahsen uygun görmüyorum”. Televizyonda dinlediğim bu sözleri not alırken beş-altı ay önce Radikal’e yaptığı ziyaret sırasında söylediklerini hatırlamaya çalışıyordum. O zaman Taksim Meydanı’ndaki inşaat yeni başlamıştı. İçimizden birileri tabii ki 1 Mayıs’ı sormuş, Vali Bey de öyle bir cevap vermişti ki ben içimden “Gitti Taksim Meydanı” demiştim.
Nitekim öyle oldu. Şimdi anlıyoruz ki bundan sonra da öyle olacak. Dün Koray Çalışkan Taksim’i neden yasakladıklarını aslında pek güzel anlatmış. Bir yerde demiş ya, “Taksim Kışlası’ndaki rezidansta oturacak zenginler, bir gün bile rahatsız olmasın derdindeler” diye; ben bunu doğru ama eksik buldum. Ne de olsa mevzu, Taksim Kışlası’ndan ibaret değil. Büyük düşünmek, bütün Beyoğlu semtimizi kapsayan ‘çılgın mutenalaştırma projesini’ hesaba katmak gerek.

Sayın Vali’nin açıklamasına dönelim. Açıklamada geçen Kadıköy ve İstiklal Caddesi sözleri bize olayın 1 Mayıs kutlamalarından ibaret kalmayacağını müjdeliyor. Anlıyoruz ki kent merkezindeki her nevi toplumsal tepki, protesto, küçüklü büyüklü gösteri ve yürüyüş pek yakında memnu ilan olunacak.

Uzun yıllar içinde kendi kendine bir çeşit Hyde Park’a dönüşen İstiklal Cadde’miz protestoculardan arındırılacak. Ne Cumartesi Anneleri ne Emek Sineması eylemleri ne tutuklu gazetecileri protesto yürüyüşleri, ne dergi satan, bildiri dağıtan devrimciler, sosyalist partilerin üyeleri ne de HES’lere karşı kurulmuş masalar... Artık bunlara tahammül gösterilmeyecek. Nasılsa bütün bu sivil toplum kuruluşları, partiler, aktivist örgütler birer ‘marjinal grup’… Onların dağıtılması, 5 liraya bira satanların ve içenlerin dağıtılması kadar mühim.

Beyoğlu’ndaki masa savaşlarını hatırlıyorsunuzdur. Sokakta yiyip içme yasaklanarak, gece gündüz kalabalık ve gürültü üreten önemli bir kaynak kurutulmuştu. Derken eski binaların hızla yenilenmesi (gerekiyorsa yıkılması) hız kazandı; Tarlabaşı, sonra Serkildoryan ve Emek inşaatları başladı. Yakında Taksim Kışlası da onlara katılacak. Bu projeler, dönüşümün en önemli basamakları; o nedenle kim ne derse desin mutlaka sürdürülmeleri icap ediyor. Çok yakında Galataport ihalesi tamamlanınca onlara Karaköy, Tophane ve Haliç boyları da eklenecek… Böylece semtin bütün terk edilmiş sokakları şenlenecek, her yerleri şıkır şıkır, pırıl pırıl olacak. Güzel; güzel olacak da o vakit İstiklal Caddesi’nde birbirinin omzuna değe değe gezen her neviden insan, altkültür ve de çeşit çeşit siyaset ne olacak? İşte orası sıkıntılı. Korkarım 1-2 milyon verip rezidans dairesi alanların öyle bağır bağır bağıran, kurşun eritmeye çağıran adamlara ve kadınlara gösterecek tahammülü yok. Günün sonunda bir karar vermek zorunda olan kent yöneticilerimiz de beklendiği gibi, oylarını yatırımcıdan yana kullanmış vaziyette.

Beyoğlu’nun o bildik kalabalığına yavaş yavaş yol gözüküyor; bir kere daha demiş olayım...