scorecardresearch.com

Gündüz Vassaf'a övgü

22/10/2011
Yaşadığı zamana tanık olmakla kalmayıp, bir parçası da olmayı seçmiş bir başka adam
Gündüz Vassaf'a övgü

Gündüz Vassaf ın yaz ikametg hı Sedef Adası dır.

Tanıdığım en ilginç kişiliklerden biridir Gündüz Vassaf. Kuşağımdan pek çok kişi gibi adını Cehenneme Övgü kitabıyla duymuştum, sonra Radikal’de tanıdıkça yazdıklarından çok daha fazlasına sahip olduğunu gördüm.
Dayısı, Tan Gazetesi’nin sahibi Zekeriya Sertel, babası Demokrat Parti Milletvekili ve o zamanın meşhur psikiyatrı Ethem Vassaf. Elli sene önce Paris’teki bir Türk sanatçılar sergisinin afişinde, Nâzım Hikmet’in oğlu Mehmet Nâzım’la aynı karede görünüyor. Baba tarafından, biraz uzaktan bir akrabası da Mustafa Kemal Atatürk... 12 Eylül’den sonra insan hakları ihlalleri için Türkiye’ye gelen Harold Pinter ve Arthur Miller’ı havaalanında karşılayan da o. Yanında İngilizcesi iyi bir genç yazar var: Orhan Pamuk. 68’in simge anlarından birinin de tanığı.
Pentagon’un önünde bir çiçek çocuğun askerlerin silahlarına papatya taktığı fotoğraf var ya; Gündüz Vassaf hemen iki sıra geride. Bugün herkesin tanıdığı bilim adamları, entelektüeller ve yazarlarla binlerce anı. Ama dostluklarını, akrabalıklarını hakkını vererek, yani onları anlayıp tanıyıp bir dünya görüşüne dönüştürerek yaşayan birisi Gündüz Vassaf; başka ülkelerde ve kıtalarda geçen yılları boyunca yaşadığı zamana sadece tanıklık etmekle kalmayıp, parçası olmayı da başaran bir başka adam...
Hep şüpheci, aklına takılan soruların peşinde ve elini taşın altına koymaktan çekinmeyen birisi. Öğrenci, akademisyen, psikolog ya da yazar olarak hep aktif olmuş, hep akla gelmedik yerden bakmayı bilmiş. Benim çok sevdiğim Uçmakdere köşesinin de kitaplarının da sırrı buralarda bir yerde. Köşesinde ‘insanlık’tan ‘türümüz’ diye söz eden, yani bizi dünyadaki tüm diğer canlılarla eşit kılan incelikli bir dili ısrarla koruyan bir köşe yazarı. Ya da Hrant Dink konusundaki yazılarını yıllarca, kararlılıkla, farklı bir renkte yayımlatarak körleşmeye direnen biri.
* * *
Her zaman Gündüz Vassaf’la bir nehir söyleşi yapmanın hayalini kurardım. Ben hayal dünyasında yaşarken, bizim âlemin en iyi röportajcılarından biri olan Kürşat Oğuz bu işi halletmiş ve ‘Gündüz Feneri’ adlı bir kitap
hazırlamış. Kitapta Gündüz Vassaf, yukarıda özetlemeye çalıştığım o sınırsız tecrübelerini anlatıyor. Kürşat Oğuz da sadece anılarda dönen bir söyleşi yapmamış; sohbet hep Vassaf kafasıyla ilerliyor ve
zamanın ruhuna eleştirel sondajlar yapıyor. Nehir söyleşi sever misiniz bilmem ama bu nehirde defalarca yıkanılır, onu söylemeliyim.

Resim heykel için sorular
Resim Heykel Müzesi (RHM) yıllardır kapalı. Dolmabahçe’deki tarihi bina yenilendi ama ne zaman açılacağı hâlâ belli değil. Şimdi ön protokolü yapılmış yeni bir proje söz konusu. Müze, 50 sonrası dönemi Antrepo No 5’te kurulacak yeni binada teşhir edecek. Doğrusu bu gayet iyi bir fikir. Böylece İstanbul Modern’le yan yana bir müze adası oluşturan RHM, yeni ve modern binasına daha fazla ziyaretçi çekebilecek. Ama bu güzel projenin yanında bazı önemli sorular da gündeme geliyor.
Mesela Galataport projesi başladığında RHM ne olacak? Hadi İstanbul Modern’in sözleşmesi 2028’e kadar, peki RHM kendisini nasıl garantiye alacak? Bu çapta bir müze binasını kurup, işletecek kaynağı nereden bulacak? Projenin önünü açan devlet kaynak garantisini de veriyor mu? 70 yıldır müzeyi ağırlayan tarihi yapı ne olacak? Üniversite o binayı ‘klasik döneme’ ayırıp müze olarak kullanmaya devam etmeyi planlıyor. Dedikodular ise devletin orayı da Başbakanlık Ofisi’nin bulunduğu komplekse katmak istediği yönünde. Acaba ‘işte size bir yer gösterdik, artık burayı boşaltın’ süreci mi işlemeye başladı? Bu sorulara sağlam yanıtlar verilmesi ve Mimar Sinan Üniversitesi’nin sahibi olduğu bu müzeye layık bir proje geliştirdiğine herkesi ikna etmesi gerekiyor.

Alternatif kültür politikası
Devletin kültür politikası olur mu? Devletin değil ama ülkenin olur. Devletin tek tip bir toplum inşa etmek, tek bir ideolojinin değerlerini korumak için geliştirip uyguladığı politikalar kültürün tanımına bile aykırı. Bir ülkenin tüm vatandaşlarını da hesaba katarak, onların temsilcisi olan sivil toplumla birlikte geliştirilen politikalar ise temel haklardan birine ‘kültüre erişim hakkına’ hizmet eder. Bizim durumumuz belli, bir yanda Cumhuriyet’in kurucu ideolojisine göre belirlenmiş devlet kurumlarının, diğer yanda da sivil toplumun taşıdığı, işbirliği sınırlı, çalışma biçimleri çok farklı ikili bir kültür ortamına sahibiz.
Kültür alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları üç yıllık çalışma sonunda alternatif kültür politikası hazırladı. Temmuz ayında kitaplaşan raporun dört temel ilkesi var. 1-Kültürel çoğulculuk, 2-Kültüre erişim hakkı, 3-Ulus yerine insan odaklı politikalar, 4-Farklı kesimlere açık olmak.
Sivil toplum tamam, ama devlet bu işin ne kadar içinde belirsiz. Oysa internetten, yayıncılığa ve müziğe kadar her alanda sorunları ve hedefleri belirleyen bu raporun devletten de talepleri var. Mesela Kültür Bakanlığı bütçesinin artırılması, mesela yerelleşme, mesela şeffaflık... Çarşamba günü, bu talepler bir manifesto halinde açıklanacak. Beklenen dönüşümün başlaması için önemli bir adım olabilir.

http://www.radikal.com.tr/106711610671160

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.