Darbenin falına mı baksam?

Bodrum'da lokma yerken alkış koptu. Baktım Büyükanıt.

Efendim birkaç gün önce yazmıştım, Bodrum'da, bizim bacanağın Turgutreis'teki minik yazlığında tatil yapıyoruz ailecek. Her yıl ağustos ayında bunu yaparız.
Geçen gün bizim oğlanın aklına uyduk, Bodrum merkeze gittik, lokma yemeğe. Buralarda 'lokma' denen iptidai tatlının sanatını yapmış biri var, 'Lokmacı Ana' diye, işte ona gittik akşam vakti.
Tabii önünde bir kuyruk, bizim hanım üşenmedi bekledi kuyrukta. Lokmacının olduğu yer de maaşallah Bodrum'un gelen geçeni en bol yeri herhalde. Bizler bekleşirken kalabalık bir dalgalandı, bir alkıştır koptu.
Ben ne oluyor, yoksa ünlü bir manken veya şarkıcı mı geldi, yoksa bu gelen Tayyip beyefendi midir derken bir baktım, halim selim bir beyefendiyi alkışlıyorlar. Dedim bu beyefendiyi benim gözüm bir yerden ısırıyor ama kim acaba?
O sırada bizim oğlan da alkışçılar arasına katılıp bağırmaya da başlamaz mı 'Türkiye laiktir, laik kalacak' diyerekten... Yani, koca Türkiye'de laikliği en son kaybedecek yer herhalde Bodrum ahalisidir, burada herkes neredeyse anadan üryan dolaşacak.
Benim merakım hâlâ geçmiş değil, oğlanı dürttüm, 'Kim bu' diyerekten. Meğer gelen o beyefendi Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Yaşar Büyükanıt değil miymiş? Meğer Yaşar Paşa tatildeymiş, gerçi onu gazetelerde çıkan Fenerbahçe bayraklı guletten anlamıştım ama tekne bölümü bitmiş herhalde, biraz da karaya çıkmış olmalı değerli paşamız.
Neyse alkış faslı bitti, biz de lokmalarımızı aldık, bir kenara çekildik yiyoruz, esnaftan biri demez mi, 'Birkaç gündür her akşam paşa geliyor, buralarda yürüyor, biz de onu alkışlıyoruz' diye.
Ben hep derim, bu millet askerini, komutanını çok sever diye. Ben de severim, saygı da duyarım.
Ama pazartesi sabahı bir arkadaşımın söyledikleri kulağıma yaz sıcağında kar suyu kaçırmadı değil. Arkadaşım, çok kulağı delik biridir, söylediklerinin de en az yarısı doğru çıkar. Bir seferinde bunun hanımının konkenden tanıdığı bir başka hanım kuaförde duymuş, askerler eğer Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olursa ihtilal yapacaklarmış.
Ben inanmadım elbette, bu devirde ihtilal mi olurmuş dedim ama kulağıma kar suyu da kaçmadı değil. Burada Abdullah Gül beyin aday olup olmayacağına dair açtığım her fal, belki de memlekette ihtilal olup olmayacağına dair fal açmak anlamına da geliyordur.
Üstüme bir ağırlık çöktü ki sormayın gitsin.
Bu yaştan sonra bir ihtilal daha mı göreceğiz yani?
Yok yok, olmaz öyle şey. Gelin biz falımıza bakalım yeniden:
Abdullah bey aday olacak, olmayacak, olacak, olmayacak... Ve son yaprak: Olacak!
Hadi bakalım hayırlısı...