Okurun gücü

Pazar günü tam başladım yazımı yazmaya, bir telefon, İsmet Berkan bey arıyor. "Madem transfere açıksınız" dedi, "Bekleyin, belki biri sizi transfer eder.

Pazar günü tam başladım yazımı yazmaya, bir telefon, İsmet Berkan bey arıyor. "Madem transfere açıksınız" dedi, "Bekleyin, belki biri sizi transfer eder. Ama ben yönettiğim gazetede yazarların yazılarıyla iş aramasına izin veremem. Zaten sizi Tayyip beyin cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağını belirleyin diye işe başlatmıştık, eh aday olmayacağı belli olduğuna göre artık yazmasanız da olur, hem belki bir kısmet çıkar, size engel olmayalım." Sözünü kestim: "Yani beni işten attınız mı?" Durakladı,
"Biz" dedi, "O sözcüğü kullanmayı sevmeyiz ama yazılarınızı artık yayımlamayacağımızı söyleyebilirim."
Dondum kaldım. Bu işe ben talip olmamıştım, bizzat İsmet bey arayıp teklif etmişti, o yüzden aslında bir şey de kaybetmiyordum ama itiraf edeyim içimden de bir şey koptu, yani sahiden üzüldüm.
Önce özür dileyeyim, yaltaklanayım, köşemi geri alayım diye düşündüm, ama sonra o da ağır geldi. Kaç yaşındadır bilmiyorum ama bu İsmet bey benim büyük oğlandan daha büyük değildir, yani sonuçta çocuğum yaşında birine yaltaklanmak da bana yakışmaz.
Telefonu vedalaşıp kapattık. Tabii benim bütün neşem kaçtı. Gece de gözüme uyku girmedi.
Dün sabah yatakta yatıyorum öyle, torun çat kapı daldı odadan içeri, İsmet Berkan arıyormuş beni. Kendisinden adıyla soyadıyla söz eden insanlardan oldum olası hazzetmemişimdir ama gideyim şu telefona da şu adama bir hakaret edeyim istedim.
Ama o da ne, arama sebebi başkaymış. "Sizin" dedi, "bir yazınızdan etkilenip üzülmüştüm, siz pazar günü tatil yapın istedim, bunu da bir şakayla söyledim."
Böyle eşek şakası olur mu hiç? İnanmadım ama ses etmedim, köşeyi geri kapmanın neşesi baskın çıktı.
Sonra benim yazıları gönderdiğim Cevdet bey, galiba Radikal'de önemli bir görevi var, tam çözemedim ama dedikodulara da hâkim, o aradı, meğer sabahtan beri gazetenin santralı kilitlenmiş, okuyucular benim yazılarımı sorarlarmış, 'Neden yazmadı' diye sitem ederlermiş. Muhtemelen İsmet Berkan da bu yüzden aramış beni ve işe geri almış. 'Keşke zam da isteseydin abi' dedi Cevdet bey, benim işe girerken para pul işlerini hiç konuşmadığımı duyunca da bir iç çekti.
Neyse sevgili okurlarım, bugün kendimi anlatırken siyasete ara verdim ama yazacak pek bir şey yok zaten.
Biliyorsunuz ilk bu köşede duyurmuştum, Devlet Bakanımız Nimet Çubukçu hanımefendinin Cumhurbaşkanı adayı olabileceğini söylemiştim, iki gündür gazeteler ondan söz ediyor aday adayı olarak.
Bakalım sürpriz isim Çubukçu hanım mı?
Olacak, olmayacak, olacak, olmayacak, olacak, olmayacak. Ve son yaprak: Olmayacak.
Maalesef Çubukçu hanım değil sürpriz adayı Tayyip beyin. Papatyalarım bana öyle söylüyor.