Tayyip beyi gaza getiremezler

<arabaslik>Öğlen </arabaslik>vakti havayı da güneşli görünce kendimizi Boğaz'a atalım dedik, hanım, gelin ve torun hep birlikte Arnavutköy'deki İstanbul Belediyesi'nin tesislerine gittik.

Öğlen vakti havayı da güneşli görünce kendimizi Boğaz'a atalım dedik, hanım, gelin ve torun hep birlikte Arnavutköy'deki İstanbul Belediyesi'nin tesislerine gittik.
Ben öyle sokağa çok çıkan biri değilim, zaten ayda bir bile olsa dışarıda yemek yemeğe bizim aile bütçesi de izin vermez. Neyse ki bu belediyenin yeri ucuz, adeta orduevi fiyatlarına çay-kahve veriyor, yemek veriyor.
Neyse, daha kapıdan girer girmez burada çalışanlar beni tanımasın mı? Hemen bize en güzel masayı verdiler, personel de etrafımızda pervane. Bir ara müdür bey de geldi, servisten memnun olup olmadığımızı sordu.
Tabii biz böyle ilgi çekince yan masalardan merak etmişler, bazıları garsonlara sormuş öğrenmiş kim olduğumu, meğer ünüm amma yayılmış, hepsi de beni okuduklarını söylemişler. Tabii burası belediyenin yeri, buraya daha çok gelen taife de iktidar partisine yakın kişiler, hep başörtülü hanımlar. Valla koca salonda bir bizim hanımın bir de gelinin başı açıktı, inanın bana.
Biz yemeği bitirip kahvelere geçtiğimizde yan masalardan bize doğru bir teşebbüs oldu, neyse sohbet başladı. Onlar da kendi içlerinde bölünmüşler, bazısı Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan beyefendinin mutlaka cumhurbaşkanı olması gerektiğini söylüyor, bazıları da 'Başbakan olarak kalsın, ne yapacak Köşk'te, daha gencecik adam' diyordu. İçlerinden biri Tayyip beyi şahsen de tanıdığını üstüne basa basa vurguladıktan sonra 'Abdullah bey ile Abdüllatif bey veriyorlar çoşkuyu, Başbakan da kanıyor onlara, halbuki halk onun başbakan kalmasından yana, ona da söyledim' dedi.
Ben tam anlamadım, 'coşku vermek' ne demek ve Abdullah Gül beyefendi ile Abdüllatif Şener beyefendi neden 'coşku versinler?'
Açıkladılar: Coşku vermek, bizim gençliğimizde 'gaz vermek' tabirinin yeni haliymiş. Ben de tahmin etmiştim zaten.
Abdullah bey ile Abdüllatif bey 'coşku veriyor'larmış, çünkü Tayyip Bey Köşk'e çıkınca Abdullah bey başbakan olacak diye heyecanlıymış, Abdüllatif bey ise Tayyip bey ile arası açık olduğu için böyle yaparmış.
Ben de cevaben, 'Benim bildiğim Tayyip bey öyle gaza da, coşkuya da gelmez, en doğru kararı kendi başına verir' dedim. Hepsi bana katıldı. Katıldı ama içime de bir şüphe düştü: Ya Tayyip bey cumhurbaşkanı olmak istemezse Abdullah beyle ilişkisi nasıl olur acep?
Neyse, bugün papatyamızı Abdullah bey için koparalım. Bakalım başbakan olabilecek mi, olamayacak mı?
Olacak, olamayacak, olacak, olamayacak, olacak, olamayacak... Vee son yaprak: Olmayacak!
Evet Abdullah bey, çok üzgünüm! Papatyalar yalan söylemez ve yanılmaz!